şükela:  tümü | bugün
  • ekşi sözlük aleminin uçsuz bucaksız bilgi alışverişine ; futbol, futbolcular, tribün kültürü, tribün grupları, nostaljik maçlar, futbolla ilgili filmler, futbol kitapları, futbol medyası, futbol blogları, futbolla ilgili bilgisayar oyunları ve avrupa - dünya futbolu üzerine yazılar yazarak katkı sağlayan yazarlardır. bu yazarlar futbolu seven sözlük kullanıcılarını; sensible soccer nostaljisiyle geçmişe götürüp aniden george best üzerine yazarak başka alemlere uçurabilecek yeteneğe sahiptirler. porque hay cosas que nunca se olvidan (çünkü asla unutmadığın şeyler vardır) isimli 12 dakikalık kısa futbol filmini, egemen futbol medyası tek satırla bile anlatmaz ama sözlükteki futbol yazarları film vizyona girdiği gün sol framede konuyu tartışmaya açarlar. böyle faydalı bir yazar grubudur. içinde; 15 yıl önce oynanmış bir maçı ayrıntılarıyla anlatabilecek kadar başarılı futbol gözlemcilerini barındırır. futbol fanzinlerinden bahsedip sokağa ait underground kültürle özdeşleşmiş bir oyunu, endüstriyel dayatmalara karşı dik tutabilen yazarların hakları teslim edilmelidir. bu olumlu yönleriyle birlikte; iki ucu keskin bıçak yazarlar grubunu oluştururlar. karmaları hızla düşüp hızla yükselebilir. homojen değil heterojen bir yapıları vardır. futbolla ilgilenen herkes gibi taraftırlar, kimisi entry girerken üstünden formasını çıkarıp konuya objektif yaklaşır, bilgilendirmek için yazar. bazıları o formayı hiç çıkarmaz. içinde; sadece tuttuğu takımın renkleriyle gözlerini kör etmiş, rakip takım taraftarlarının objektif yorumlarını bile hiç okumadan çok kötü butonuyla cezalandıran, bilgi alışverişine katkı sunmadan sözlüğü forum gibi kullanan, yazar diyemeyeceğimiz bir kesim olduğu gibi, futbol kültürünün gelişmesi için kendi emeğiyle alternatif fikirler üreten, dünya ve avrupa futbolu hakkında gerçekten bilgi sahibi, tribün kültürünü yaşayarak öğrenmiş, futbol bloglarını, fanzinleri, oyunla ilgili gelişmeleri takip eden, endüstriyel futbol çıkmazına karşı çözümler üreten, egemen medyanın gazete dergi ve tv programları içinde bulunamayacak bilgileri sözlüğe sunan, bu bilgi birikimi sonucu yorumlarını objektif yapabilen, gerçek yazar sıfatına sahip kişiler de mevcuttur. hafta içi futbol üzerine hiç yazmayıp hafta sonu maçlar oynanınca tüm maçlarla alakalı paragraflarca yazı döktürenleri olduğu gibi, 7/24 futbol ve tribün kültürüyle alakalı entry giren yazarların varlığı yine sözlükteki futbol yazarları kapsamında değerlendirilmelidir.

    sözlükte; futbol harici sinema, edebiyat, politika, mavra konular gibi akla gelebilecek her alanda entry girerek sözlüğe farklı konularda katkı sağlayan, sözlüğün çok sesli, çeşitli, kaotik yapısına uyum sağlamış suserlar olduğu gibi, politik görüşünü endüstriyel futbola karşı alternatif olarak geliştirilen italyan orjinli ultras tribün felsefenin mantığıyla uyumlu bularak, entellektüel birikimle futbolu harmanlayan, oyunu sadece oyun olarak görmeyi reddeden, sol muhalif futbol yazarları da mevcuttur. genellikle forzalivorno ekolü bu kitleyi oluşturur. sözlüğe futbol konusunda katkı sağlayan diğer bir grup futbol yazarı ise geniş bir yelpazeye açılmadan futbol eksenli tematik takılır ve tuttuğu takımın maçlarıyla alakalı tartışmalara entry girmeyi tercih eder.

    ekşi sözlük; futbola farklı bir bakış açısı getirebilen, futbol medyasının klişe tabirlerinden arınmış, genel geçer doğruların yerine gerçek bilgiyi ikame edebilen, oyunun özünden anlayan sağlam kalemlerinin el emeği göz nuru yazıları sayesinde, egemen medyanın plazaları arkasına gizlenmiş beyaz camlı odalarından, maç bile izlemeden e-mail yoluyla gazeteye yazı gönderen endüstriyel futbol kalemlerine karşı, alternatif bir futbol medyası oluşturmayı başarmıştır. sözlük; sözlükteki futbol yazarlarının entryleriyle, zaman zaman bağımsız futbol bloglarının, otonom tribün tayfalarının fanzin çalışmalarının tadını yakalamaktadır. güncel futbol gündemi, aynı hızla sol frame içine farklı bakış açılarını işlerken, nostaljik maçlar, mahalle maçları, sokak futbolu, deplasman otobüsü, tribün grupları, unutulmaz pankartlar, endüstriyel futbol taraftar ilişkisi gibi konular işin tadı tuzu olarak sözlüğe renk katmaktadır. sözlük zamanla kendi alternatif futbol külliyatını oluşturmuş, aramaya inananlar için dünyanın en ücra köşelerinin local takımlarından, en tanınmış futbolcularına, mahalle takımlarından amatör semt klüplerine kadar futbolla alakalı her türlü konuyu tartışmaya açmıştır. sözlükteki futbol yazarlarının; endüstriyel futbol, futbol fanzinleri, futbola ilişkin yazın kültürünün gelişmesi, alternatif futbol blogları, futbol filmleri ve yeni çıkan futbol kitapları üzerine yazdıkları yazılar ayrı bir tematik sözlük oluşturabilecek kadar geniş kapsamlıdır, hali hazırda belirli takımlar için açılmış sözlük klonları ile futbol sözlüğü veya blogu olarak internet medyasına katkı sunan platformlar kutsal bilgi kaynağı olarak ekşi sözlük futbol yazarlarının fikirlerinden beslenmişlerdir. türkiye futbol bloglarını oluşturan bloggerların neredeyse tamamı ekşi sözlük yazarı, çaylağı ve okurudur.

    insanın içini bayan ; ''benim babam senin babanı döver'' mantık eşiğinin hezeyanlarını geçememiş, klavye holiganlarını ekşi sözlüğün kaotik yapısının getirisi olan kaos ortamının doğal bir sonucu olarak görmezden gelerek , sözlüğün futbol külliyatından keyif almaya çalışırsak, ekşi sözlüğün futbolla ilgili büyük bir önyargıyı kırmayı başardığı gerçeğini görmüş oluruz. futbol; kentli, görece entellektüel, sinema, edebiyat, tiyatro, felsefe ve politikayla ilgilenen, postmodern kent hayatının sosyal ortamınına dahil olmuş, nispeten maddi güce sahip ortalama üstü insanlar için yıllar boyu aşşağılanan, lümpen eğlencesi olarak görülen, bir kısım ortodoks marksist tarafından kitlelerin afyonu olarak nitelendirilmiş bir oyundu. ekşi sözlük; futbol yazarlarıyla bu önyargıyı kırdı. marksizm üzerine beş sayfa yazabilen insanların da futbolu ne kadar sevebileceğini gösterdi. quentin tarantino, david lynch michael haneke üzerine yazılmış en güzel film eleştirileri sözlüğün futbol yazarlarından geldi. bob marley'in, che guevara , albert camus'un futbolsever olduklarını, futbolu bir felsefe olarak kabul ettiklerini, oyunun anlamını, sözlüğün futbolla alakasız kesimi sözlükteki futbol yazarlarının kalemlerinden öğrendiler ve oyunu tanımaya çalıştılar.

    ekşi sözlük futbol yazarlarının varlığıyla; futbolla ilgilenmenin, tüm maçlara gitmenin aslında hayatın kendisi olduğunu, futbolu küçümseyen insanlara inat sokağa ait olan bu dünyanın en güzel oyununun gerçek anlamını futbolu bilmeyenlere kavrattı. sözlükte okumaya değer futbol yazarları, sol frame'de arjantin futbolu üzerine başka kaynaklarda bulunamayacak bilgileri paylaştıktan sonra, sinema , edebiyat ve politika üzerine kayda değer yazılar kaleme aldılar. sözlükte ciddiye alınması gereken kesim teenager holiganizm ekolüyle şen kardeşler kıraathanesi kıvamında takılan, futbol yazamayan ama yazdığını sanan azınlık değil, futbolu seven ve futbola emek vererek oyunun güzelliği için kafa patlatan ve hayatın tüm renkleri konusunda fikir sahibi olarak kendini geliştiren, bilgisini sözlükle paylaşan, futbolu asla sadece futbol olarak görmeyerek hayatı güzelleştiren ve bu oyunu olmazsa olmaz bir tutku haline getirmeyi başarmış yazarlardır. sözlükteki futbol yazarları, 10. yılını kutlayan ekşi sözlüğün, alternatif futbol külliyatını oluşturmayı başarmış kesimdir.
  • piyasadaki birçok "benim" diyen futbol yazarlarından daha donanımlı ve aklı başında yazılar yazan yazarlardır. fanatikliği gerçekten üzerinden atmış olanların kaleminden çok sağlam yazılar çıkabiliyor çoğu zaman.
  • sürekli futbol konuşulan bir ülkenin, inatla gelişmeyen, geliştirilmeyen, ''futbol yazını kültürü'' için sahip olunabilecek en özgün kalemlerdir. futbol bloglarının, tribün kültürü fanzinlerinin, futbol kitaplarının, ekşi sözlükteki futbol yazarlarının yorumlarından beslendikleri gerçeğini kabul etmek gerekir. 7 mart 2009 tarihinde italya'da oynanan torino ve ispanya'da oynanan madrid derbileri yine tüm internet platformlarından önce keyif veren yorumlarla ekşi sözlük sol framede yerini almıştır. bu durum neredeyse avrupa'nın tüm liglerinin, ulaşılabilen tüm lig ve kupa maçları için geçerlidir.

    sözlükteki futbol yazarları içinde akademik ortamlara futbol tarihi konusunda tez verebilecek kalemler mevcuttur. yazılı ve görsel egemen futbol medyasının ulusal kanallarda aklına bile gelmeyen konular üzerine tarihe not düşer sözlükteki futbol yazarları. kaynak oluştururlar.

    en güzel ve özgün örneklerden birisi için 7 mart 2009 torino juventus maçı nedeniyle akıllara düşen yenilmez armada torino üzerine yazılmış; (bkz: il grande torino/@arvo) yazısı okunabilir. egemen futbol medyasının görmezden geldiği bu tip ayrıntılar sözlükte yıllar önce tarihe not düşmek adına yazılmıştır.

    isim isim yazmak unutulanlara haksız olacağı için örnekleri çoğaltmaya gerek olmamakla birlikte, ich ve arvo gibi yazarların acilen kendi fanzinlerini çıkartıp futbol yazmaları, mevcut bloglarla gelişen alternatif futbol kültürünün zirve noktası olacaktır.
  • keyif veren insanlardır. annemin kucağında statta maç izlediğim günlerden beri futbolla ciddi şekilde iç içeyim. oynadığım, bıraktığım, izlemekten kopamadığım bir yaşam stili oldu adeta benim için. bir din gibi.

    ilkokul yıllarımda genellikle çoğu şeyi anlamasam da sürekli evde bulduğum futbol gelişim kitaplarını, taktik ve teknik kitaplarını, oyun kuralları kitapları, eski gazeteleri okuduğumdan beri 'futbol okumak' da bambaşka bir zevkimdir.

    teknolojiyle beraber tüm spor yazarlarının derlendiği ortamlara, hatta evinde oturduğu yerden spor yazarlığı yapan birikimli, en azından o heyecanı en üst düzeyde paylaşan insanlara ulaşabilmek sonsuz keyif veren bir olay. 'bugün aceto ne yazmış?' ile bilgisayar başına oturmak ve bloglist'teki insanları tek tek incelemek bu tutkunun özel bir lüksü.

    ve bu tutkunun ekşisözlükteki neferleri... futbolda olan biteni maçtan maça, transferden transfere ve olaydan olaya sürekli ve güncel olarak takip edebilme imkanını bana sunan kitle... yeri geliyor futbolun akademik detayları ile ilgili meseleleri okuyorum, yeri geliyor google da dahi arasam bulamayacağım, geçmişte yaşanmış maçları okuyarak babamın anlattıkları ile pekiştiriyorum. bu da gözlerimi dolduran birkaç detay arasına girmeye yeten bir mesele zaten. 24 haziran 1987 konyaspor tarsus idman yurdu maci da örneğim olsun hatta. daha doğmamış olduğum, ancak o esnada sahada olup anlatanlar sayesinde bir hikaye gibi dinlediğim bu maçı ekşisözlükten başka nerede okuyabilirdim ki?

    aranızda olmaktan ve sizi takip etmekten çok mutluyum ekşi sözlükteki futbol yazarları... karması futbolla şekillenmiş, başucu eserlerini futbol ile dolduran insanlar. en beğenilen entryleri, zamanın ötesindeki entryleri her daim bilmemkaçıncı ayın bilmemkaçıncı günündeki bilmemkimlerin maçı başlıklarındaki entrylerden ve futbolcu, takım, futbol insanı isimleri ile dolu olan şahıslar. minnetle...
  • çok azı sözlükte skor yazarlığı yapmaktan kaçınıp çeşitli dergi ve gazetelerde gazeteci kimliğiyle çalışır.
  • kendi içinde değişik ekollere ayrılan sözlük yazarlarıdır.

    analiz-diyalizciler: sözlükte futbol kültürünün gelişimine, sözlüğün kendine özgü bir futbol külliyatı oluşturmasına, egemen medyanın yazılı/görsel kaynaklarında bulunmayan, taktik/teknik içerikli özgün maç yorumlarının buraya aktarılarak, sözlük tartışmalarının içini doldurmasına, at gözlüklerini kenara atıp futbolu objektif yorumlamak isteyen sözlük yazarlarının üretimde bulunmasına katkı sağlarlar. futbolu çok sevdikleri; işin taktik/teknik yönüne ağırlık vermeleri ve çok maç izlemelerinden bellidir. sıkılmadan maç izlerler. oyuncu dizilişleri, kenar yönetimin taktik/teknik doğruları ve yanlışları, hangi oyuncu değişikliğinin hangi mevkiye uygun olduğu ve maçın kaçıncı dakikasında değişiklik yapılması gerektiği gibi konularda, istatistiki verileri kullanarak yazı yazarlar. genel futbol izleyicisinin okurken sıkılacağı, spor değil skor üzerine yoğunlaşmış kitlenin pek ilgilenmediği bir alana yönelip, sözlükte futbol yazarlığı yapabilen cesur kişilerdir. okunma kaygıları yoktur. okuyanlara futbolun teknik yapısıyla ilgili bilgi verebiliyorlarsa ne mutludur onlara. teoriyle pratiği birleştirip tribünlerde daha aktif olmaları durumunda, sözlüğe yazdıkları uzun maç analizlerine işin rengi olan taraftarlık kültürünü eklemeyi başarabilirler.

    dünya/avrupa futbolu takipçileri:avrupa futbolunda son gelişmeler, arjantin ligi, premier lig, serie a, bundesliga, afrika uluslar kupası, avrupa şampiyonası, dünya kupası, transfer haberleri, yabancı basın manşetleri, uefa, fifa, bahis skandalları, ünlü teknik adamların basın toplantıları hep bu ekolden sorulur. internet kültürüne çok hakim, yabancı dil bilen, üşenmeden yabancı kaynakları tarayıp bilgi toplayan bir yazar ekolüdür. bu yazarlar; günlük gazetelere, televizyonlara henüz düşmemiş uluslararası futbol kamuoyuna ait dedikoduları sözlüğe aktarabilme başarısını gösterirler. italyan ve ispanyol basınının marca tandanslı gündem yaratan haberlerini, arjantin futbolunun ole gazetesi kaynaklı kent fısıltılarını, yazılı ve görsel medyanın sözlükten takip edebilmesini bu yazarlar sağlar. bloglarla, webzine oluşumlarıyla, internet kültürünün futbol yazınına getirdiği yenilikçi anlayışla içli dışlı olan, kendine ait blogları, siteleri, özgün futbol yazın alanları bulunan sözlük yazarlarıdır. sözlükte çeşitli ekolden gelen futbol yazarlarının oluşturduğu kollektif bilinçle ortaya çıkan futbol külliyatının önemli neferleridir.

    tribüncüler: sözlük yazarlığım boyunca zirve yapmak istediğim tek gruptur. ''hepimiz gönül verdiğimiz takımların atkılarını takalım, içelim, mavra çevirelim, tanışalım'' çağrısını yapmak istediğim insanlardır. gelin canlar bir olalım. tez zamanda zirve yapalım. tribün kovalayan insanların; sinema, politika, müzik, sanat, güncel yaşam üzerine ''benim diyen gazeteciden/yazardan'' daha güzel yazılar yazabildiğini bunu yaparken kombinesini alıp maçlara koşturabildiğini, fırsat buldukça deplasmana gidebildiğini gösterelim şu internet alemine. tribün kovalayan, takımını tribünden seven taraftar/yazarlar, gönül verdikleri takımın içerde oynadıkları maçlarda maç saatinde, deplasmanlarda deplasman dönüşüne kadar entry girmezler çünkü cenaze,düğün,ölüm kalım olmadığı sürece tüm maçlara giderler. deplasman otobüsü, tribün kültürü, tribün çocuğu gibi tanımlarda döktüren yazarlardır. çok okuyarak, çok gezerek, çok bilerek, çok takip ederek edinilemeyecek bir kültürü stadyum kapılarında sabahlayarak edinmiş sözlük yazarlarıdır. farklı takımları tutarlar ancak ortak bir dil üzerinden konuşurlar. renkler farklıdır ama tribün aleminin sıkıntıları ortaktır. bu yazarları forumlarda atıp tutan teenager futbol mavracılarından ayırmak gerekir. rakip takıma sanal alemde saldırmanın adı tribüncülük değil, ''bambamlık'' ''goygoyculuk'' ''laylaycılıktır''. tribüncü adam bambam olmanın bu alemde rezil olmak olduğunu bilir. tribün aleminin yazılı olmayan kurallarında; bilet için arkadaş satmak, arkadan saldırmak, döneklik ve bambam olmak adamın tribün kariyerini bitirebilecek kadar büyük yanlışlardır. gerçek tribüncü bunu bilir rakip camiaya, rakip takımın tribününe sanal platformlarda saldırmaz. tartışır, bildiği, gördüğü, yaşadığı gerçekleri yazar ama forumculuk oynamaz. günümüz dünyasında internete yazılan her yazının reel yansımasının tribün içinde karşısına çıkacağını bildiği için yorumlarını anti fenerbahçe, anti galatasaray, anti beşiktaş eksenli yapmaz. tribüncü yazar başka tribünlerin grupları, liderleri, organizasyonları, dünya taraftar hareketleri, ultras yapılanmalar, holiganizmin tarihsel gelişimi gibi konulara hakimdir ve bu konular üzerinde ortak tribün kültürünün gelişimine katkıda bulunacak şekilde kafa yorar. taraftar gruplarına özgü yorumlar, taraftar gruplarının tarihçesi, endüstriyel futbolun dayattığı seyirci tipine karşı tribün kültürünün taraftarlık ekseninde savunulması, türkiye tribün kültürüne özgü mavralar, yeni tezahuratlar, tribünlerin durumu, kombine bilet sisteminin tribün kültürü üzerindeki etkisi gibi konularda entry kasan insanlar bu gruptandır. tribünlere uzak, maça gitmeyen, tribün kültürünün ritüellerinden, underground havasından nasibini almamış yazarlar tarafından anlaşılmaları imkansızdır. popüler olamazlar, karma kaygıları yoktur. kendilerini anlayabilen başka takımların tribün çocuklarıyla iletişime geçerler.

    bahisçiler: sözlükteki futbol yazın kültürünün gelişimine pek katkıda bulunmayan, maçları genelde bahis heyecanını yaşamak için takip eden, 50 paragraf yazı yazdığınız bir tartışmanın altına ''falancaya x oynamıştım ikinci yarıdan yattım'' gibi tek satırlık entry girerek yorumda bulunan ekoldür. futbol dışında basketbol, voleybol, motor sporları gibi olimpik/amatör branşlarla ilgili yorumlarıda vardır ama bu yorumların tümü bahis spekülasyonuyla ilintilidir. günümüz endüstriyel futbolunun bahisle olan ilişkisi ayrı bir tartışma konusudur. bu bahisçi yazarların bazıları işi profosyonelliğe dökmüştür. egemen medyanın en alternatif kalemi olduğu savıyla ortaya çıkıp, canlı yayında bahis yorumlamayan gazetecinin kalmadığı bir ortamda, sözlük gibi kaotik yapıya sahip platformlarda, endüstriyel futboldan bağımsız bir kitlenin varlığını düşünmek - hepimiz ucundan kıyısından besleniyoruz endüstriyel modern futboldan- ütopya olur. bahisçi yazar ekolü tematik olarak sürekli bahis yazmadığı sürece futbol yazın kültürüne değişik bir renk katmaktadır. sözlükteki futbol yazarlarının tümü bahis oynayabilir, bahis üzerine entry kasabilir ama tematik olarak tüm maç başlıklarına bahis yorumu yazarak, oran verenler bahisçi yazarlar grubuna dahil edilir. futbolu; gerçekten sevdikleri, oyunun özüne değer verdikleri için takip etmeleri durumunda bahis işin çerezi olarak algılanabilir ancak sadece bahisten kar elde etmek için futbol üzerine kafa yoruyorlarsa bu yazar ekolünün futbol sevgisi paraya tahvil edilmiş demektir.

    maratoncular: pazar akşamları erman - şansal ikilisini dinleyip dakika ve skor bildirir gibi programdaki yorumları ezberlerler. objektif olanları, işin taktik yönüne ağırlık vermek isteyenler, maratondan çıkarak rıdvan dilmen eksenine kayarlar. dinledikleri yorumu anlık iletilerle süsleyerek entry formatına sokup, sözlükte haftanın gündem olmuş maçlarıyla ilgili dönen, mavrası bol tartışmalara eklerler. maç saatlerinde bolca entry girdikleri için maçlara gitmedikleri veya destekleri takımdan uzak bir şehir/ülkede yaşadıkları düşünülebilir. pazartesi günü futbolu unutup cuma akşamı haftanın ilk maçıyla birlikte yeniden hatırlayan çoğunluktur. klasik futbol izleyicisidir. oyunu sevmese izlemez, oyunu seven herkesi severiz oyunun güzelliğinden ötürü. egemen medyanın ağzıyla yorum yapmaları dışında eleştirilecek bir yönleri yoktur. maç başlıkarındaki sirkülasyonu, rotasyonu sağlarlar.

    sol tandanslı muhalifler: forzalivorno, solaçık çizgisinden gelen yazar ekolüdür. tek yumruk, halkın takımı, vamos bien gibi otonom muhalif tribün gruplarının neferleri bu çizgiye dahildir. endüstriyel futbol karşısında solun alması gereken pozisyonu, takınması gereken tavrı tartışırlar. türkiye tribün kültüründe tek sesli, otoriter tribün yapılanmalarının karşısında otonom muhalif çizgiyle, tribünden sürdürdükleri mücadele, tribün kültürünün gelişimine katkıda bulunur. ultras manifesto'yu benimsemiş insanların çoğunluğu oluşturduğu futbol yazarı ekolü içinde tanımlayabiliriz sol-muhalif futbol yazarlarını. sanılanın aksine; işin sadece teorik boyutuyla ilgilenmeyen, futbolu bir sınıf mücadelesi eksenine oturtup, oyunun varlığını emekçi kitlelerin endüstriye karşı hakimiyeti teorisyle tanımlayarak köşesine çekilen, bezgin bekirler değildir bu adamlar. maçlara giderler, türkiye ve dünya futbolunu yakından takip ederler, tribün kültürünün gelişimine yazılı ve görsel katkıda bulunurlar, adana demirspor vs. livorno maçına yaptıkları organizasyon takdire değer bir deplasman hareketidir. fanzinlere, futbol bloglarına, forumlara hakimdirler. kullandıkları dil genel futbol izleyicisine ağdalı ve ajite gelebilir ancak ideolojik teoriye hakim insanlar için gayet mantıklı çıkarımları vardır. sözlükte daha aktif olmaları, sözlükteki futbol yazarlarının çoksesli bir koroya dönüşmesi bakımından önemlidir. futbolun soldan soyutlanmaması, solun futbola mesafeli durmaması mantığıyla yaşayan, 1 mayıs meydanlarında kendi takımlarının atkısıyla yürüyen insanlardır.

    medyatikler, gazeteciler, televizyoncular: ekşi sözlükte yazar olup medyanın görsel, düşünsel, yazınsal üretim alanlarında çalışan, profosyonelleşmiş futbol yazarlarıdır. ekşi sözlükten çıkarak buralara gelenler veya bu mesleği yaparken ekşi sözlüğe yazar olanlar mevcuttur. sözlükte takip ettiğim, bildiğim, tanıdığım yazarlar için konuşmam gerekirse gönül rahatlığıyla bunu tamamen hakettiklerini söyleyebilirim. geliştirdikleri alternatif dille adnan aybaba türevlerinin eline bırakılmaması gereken bir medya alanında kendilerini göstermişlerdir. bilgileriyle, araştırma yetenekleriyle, sözlüğün eleştirel dilini, özgün yapısını gazete, televizyon gibi iletişim araçlarına yansıtan farklı üsluplarıyla, türkiye futbol medyasına alternatif bir soluk getirmişlerdir. keşfedilmelerini, takipçilerinin artmasını, popüler olmalarını sağlayan sözlüktür veya değildir tartışılır. önemli olan ekşi sözlükte yazar olduğunu bildiğimiz ve futbol kültürüne katkı sağlayan yazarların medyada ön planda olmayı hakeden/haketmiş yazarlar olmalarıdır. bu durum sözlükte futbol üzerine kafa yoran, emek harcayan, yazan çizen herkesi mutlu etmeli, güzel bir örnek oluşturmalıdır. türkiye futbol medyası geleceğini sözlükteki futbol yazarlarını görmezden gelerek belirleyemez.

    klasik forumcular, bambamlar, goygoycular: interneti bir ego tatmin alanı, tribünleri ve futbolu kimlik kazanma platformu olarak gören, varlığını sadece rakip takıma hakaret etmek üzerinden tanımlayan gruptur. futbol yazın kültürünün gelişimine katkıları olmadığı gibi dikkate değer bir düşünce üretimleride yoktur. sözlükte; futbol fanzinleri, tribün grupları, futbol kitapları, futbol dergileri, futbol içerikli filmler gibi konularda entrylerine rastlayamayız. galatasaray başlığına girip hakaret eden fenerbahçeliler ve fenerbahçe başlığına girip içi boş yorumlar yapan galatasaraylılar bu ekole dahildir. aynı durum karşıyaka, göztepe ve diğer ezeli rakiplerin bambam taraftarları içinde geçerlidir. yaşamadıkları olayları yazarlar, gitmedikleri maç hakkında ahkam keserler. her takımda bolca bulunur. tribün alemindeki lakapları ''laylaycı'' tayfadır.

    yaşanmış bir olayı inkar edenler: karma sisteminini kullanarak çok kötü butonu mafyacılığı oynayan futbolla ilgili/ilgisiz gruptur. futbolda kazanmakta, kaybetmek kadar doğaldır. iyi oynamak kötü oynamak kadar normaldir. tribün aleminde kovalamak, rakipten çok bağırmak, rakibi bastırabilmek, az kişiyle deplasmanda daha çok destek olabilmek doğal olduğu gibi kaçmakta, bastırılmakta, organize olamayıp maçı tribünden kaybetmekte her tribün için doğal olan, yaşanmış ve yaşanacak süreçlerdir. bu yaşanmış olayı inkar edenler, kendi tribünlerinin başarısız olduğunı belirten tek yorumda daha entryi okumadan çok kötü butonuna basan, en ufak iyi yazıda ise yazının sonunu okuma zahmetine katlanmadan şukelayı tuşlayan gruptur.

    bayanlar: hem kendi cinslerinden hem sözlük ortalamasından çok çekerler. ''bayan dediğin futboldan anlamaz'' ''bir kadına ofsaytı iki saatte anlatamazsın'' klişeleriyle karşılarına çıkan sözlük ortalamasıyla uğraştıkları gibi futbolla ilgilenmeyen kadınların ''ne anlıyorsun şekerim sen şu futboldan, erkek misin? sen'' çıkışıyla oluşturdukları mahalle baskısıyla boğuşmak zorunda kalırlar. ofsayttan anlayan, maça giden, avrupa ve dünya futbolunu takip eden, futbolcuları yakışıklı/çirkin diye kategorize etmeden oynadıkları topun kalitesine bakarak yorumlayan, sevgilisiyle, abisiyle, arkadaşıyla, kardeşiyle, ailesiyle maç izlemekten zevk alan, futbolu hakkını vererek seven bir bayan sözlükçü kitlesi mevcuttur. altın madeni değerinde olan bu kadınlar, futboldan anlayan kadınlardır. evlenmek için ideal kadınlardır. pazar günleri evde maç izleme kavgası çıkmaz. alışveriş yerine derbiye gitmek tercih edilir. internet kültürünün; bloglarla, sözlükle, webzine yapılarıyla, fanzinlerle desteklenen yeni futbol anlayışına en çabuk uyum sağlayan yazar tipi bayan futbol yazarları olmuştur. kombine sistemi, modern stadyumlar onların tribüne gelmesini hızlandıracaktır. endüstriyel futbolun tek yararı bayanları stadyumlara çekmek olmuştur.
  • her maç sonrası insanı sol frame'den soğutan yazarlar. maçı izleyip gelmişsinizdir, kahvede rakip takım taraftarıyla iyisini kötüsünü konuşmuşsunuzdur, gelip bi iki şey yazmak istersiniz ama bu arkadaşlarımız bunu mümkün kılmazlar. çünkü aklınıza gelebilecek ne varsa, zerre objektif olmadan, çoğu zaman karşı takımın oyuncusundan taraftarına hakaret ederek yazmışlardır. küfür içinde kalırsınız, nefret içinde kalırsınız, aynı şeyleri okumaktan bıkıp sessiz sessiz sövmeye başlarsınız. hele bi önceki "entry"ye cevap veriyo ama aslında vermiyo da formata uygun yazıyo gibi yapıyo olanlar var ya, iyice forumda gibi hissedersiniz onlar yüzünden. mesela şöyle olur sol frame

    16 nisan 2012 x y maçı
    x taraftarı
    y taraftarı
    a oyuncusu
    b oyuncusu
    a oyuncusunun c oyuncusuna yaptığı hareket
    x takımının ipneliği desteliyo olması
    vs vs

    arada okunacak üç beş güzel entry için görmezden de gelemiyosun yazılan başlıkları.
  • ich ve diğerleri olarak ikiye ayrılır.

    gerçi artık en azından sözlükte pek yazmıyorlar ama jessie ve borges'in de hakkını vermek gerek.
  • şu anlarda düzgün ve tutarlı analizlerini ilgi ile takip ettiğim cenabettincerrah bunlardan biridir.