şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: saddle)
    (bkz: hyphen)
  • sözlüğe ilk başladığım zamanlarda mallar listesine bir kaç isim eklemişim. sonra bu öğretmenlik tartışmaları çıkınca a bu öğretmen miymiş hayret dediğim bir kişi de var içlerinde. gerçekten burada yazdıklarını, küfür etmeyi bırak düşünce yapılarının basitliğini, en temel argümanları bile savunmaktan aciz kalmalarını üzülerek ve hayretle izliyorum. elbette genelleme yapmayım çok kaliteli olanlar da var ama maalesef çoğuna acıyorum.
  • kendinizi geliştirin denilince diğer memurlar da geliştirmiyor şeklinde savunma yapan tiplerdir. sözlük eğitiminden geçenler buysa diğerlerinden çocuklarımızı korumamız lazım.
  • ülkenin en aşağılık, haysiyetsiz mahlukatları. çok terbiyesiz ve çok cahiller. tüm bunlara rağmen hala yılda 180 güne yakın iş yerine gitmiyorlar.

    kudurun canım arkadaşlarım. patronlarınızın istekleri yaparken bizim 180 gün işe gitmediğiniz aklınıza gelsin. ayrıca ailem de çok zengin sırf sigortam işlesin diye öğretmen oldum lan. hayat bana güzel çalışmaktan daha çok geziyorum. ayda da 3 bine yakın para alıyorum.

    (bkz: nasıl sıcaklarda işe gitmek zor dimi)
  • acaba özel ders vermeden de geçinebilenleri var mı diye düşünebildiğim insan grubu. zira zaten iş bulamıyorlar birde üstüne bulduklarında geçinemiyorlar.
  • sözlükçülerin "çocuğumu bunlara emanet etmem" deme eşiğini görmemize neden olmuş kimselerdir.

    söylemekten usandım ama mecburen bir daha yineliyorum. ülkemizdeki mühendisin, doktorun, avukatın, serbest meslek erbabının, siyasetçinin vs. kalitesi neyse öğretmenlerin kalitesi de aşağı yukarı odur. yani bugün sözlüğün hayran hayran güzellemeler yaptığı alman milletinin doktorlarının çok iyiyken, avukatlarının çok kötü olma ihtimali var mıdır? alman milleti neyse doktoru da odur öğretmeni de.

    yani güzel kardeşim demem o ki senin bana çocuk emanet ederken yaşadığın hisleri ben de, senin mühendis olarak çizdiğin binaya çocuğumu sokarken, hasta olan çocuğumu, doktor olan sana muayene ettirirken yaşıyorum.

    bana sorarsan bir öğretmen olarak ne çok kaliteliyim ne de çok rereröyüm, bu memleketin ortalama insan kalitesi neyse üç aşağı beş yukarı o ayarda bir insanım.

    (bkz: ekşi sözlükteki öğretmen temalı başlıklar)
  • yeterince olmadığı görülen tiplerdir. bakın, sözlük öğretmene küfür edecek kadar eğitimsizlerle dolmuş.
  • kebere ve gaileli nin dediklerine ek olarak:

    1-) öğretmenler tanrı, allah, peygamber vb kısacası insanüstü varlıklar değildir. senin gibi insandırlar. kusursuz, mükemmel olduğunuzu söyleyebilir misiniz kendinizle ilgili? peki öğretmenler neden kusursuz olmak zorunda? siz, kendinize, mesleğinize, değer verdiğiniz ne varsa her şeye bunca şey söylendiğinde, bunca zaman ısrarla sürdürüldüğünde ne kadar sakin kalabilirsiniz? mesleğim gereği sabırlıyımdır. ama kimse taş değil. gerçekleri bilmeden, tüm meslek mensuplarına genellemede bulunarak me kadar büyük yanlış yapmakta olduğunun farkında olmayanlar var. belki de bunu önemsiz görüyorlar. asıl acı olan da önemsemeyenlerin bulunduğunu gözlemlemem.

    2-) bir mesleğin mensuplarını maaşını, çalışma koşullarını eleştirmeniz sizin maaşınızı ve çalışma koşullarınızı daha iyiye götürmeyecek. ha varsayalım ki bir mesleğin çalışma koşulları eskisinden daha kötüye gitti, o zaman bunun sana, topluma, kısaca herkese - bir katkısı olmayacaktır. eğer bir mesleğin itibarı toplum gözünde düşürülmeye çalışılıyorsa bunun iyi niyetle ilgisi yoktur. belki de amaç toplumun giderek birbirinden uzaklaştırılması, birbirinden ayrıştırılması ve bir takım "kaymak tabaka" nın çıkarları doğrultusunda bir takım işler yapılmasının toplum nazarında meşruiyetine zemin hazırlanmasıdır. zaten bunu anladığınız gün her şey daha güzel olacak. ha, derseniz ki bunlar bizim zerre kadar umrumuzda değil diyorsanız ona yapacak zaten bir şey yok. ki bunca ısrardan da ben bunu anlıyorum.

    3-) hayatınız boyunca tanıdığınız öğretmenlerle ilgili sıkıntılar yaşamış olabilirsiniz. belki bu süreçte yaşananlarda payınızı, hatalarınızı görmeden de geliyorsunuz o ayrı konu. yine de karşılaştığınız o sınırlı ve görece az sayıdaki yaşantınızı - ne ladar travmatik olursa olsun yaşadığınız- bütün bir mesleğe, bütün meslek çalışanlarına genellemek ne kadar mantıklıdır? bir kaç gündür bununla karşı karşıyayız ve olan biten tüm bunlar "kutsal bilgi kaynağı" na yakıştırmadığım durumlar.

    4-) bir söz vardır: sarımsağı nerede yedinse ağzını orada kokut der. yaşamış olduğunuz sıkıntılar her neyse bir çözüm mercii vardır. çözüm için bir şeyler yapıp, yapıcı eleştirmek yerine burada "öğretmenin aldığı para haramdır, öğretmen ne kadar az kazanırsa o kadar iyidir, sürünsünler" minvalinde yazmak gerçekten kolay ve yararsızdır.

    5-) mesleğinizden memnun değilseniz bunu değiştirmek elinizdedir. gerekenleri yapmanız ve bunun için çaba göstermeniz gerekir. tabi bunu yapmak için cesaret ve alın teri dökmek gerekir. yok ben mesleğimden memnunum diyorsan da neden bu kıskançlık?

    6-) pek çok meslekle ilgili bildikleriniz gerçekten çok farklıdır. derinlemesine bilgi edinmek için çabalamak yerine nedense yine, yeniden ve neredeyse her zaman kolay olanı yani önyargılara sığınmayı, yüzeyde görünenle yetinmeyi yeğlersiniz. çünkü sizin derdiniz yapıcı eleştiride bulunmak değil, başlık açayım alta da sayfalarca yazı döşensin, ilgi çekeyim. muhtemelen katkıda bulunduğum son başlık olacak.

    7-) tüm bunlara rağmen, hâlâ ve hâlâ aynı sözlerle, aynı başlıklarla öğretmenlere veya başka mesleklerin mensuplarına ipe sapa gelmez, eleştiri bile olamayacak cümleler sarf etmeye devam ediliyorsa da kendi adıma bu kadar zaman harcamayacağım muhtemelen. aynı başlıkları açıp aynı cümleleri sıralayanlar da öğretmenlerden ve öğretmen yakınlarından anlayış beklemesin, sabır beklemesin. ha küfür edilsin mi? elbette edilmesin. ama küfrettirene kadar uğraştırıp ondan sonra da "bunlar ne biçim öğretmen" demeyeceksin.

    8-) yazılan tüm bunlara rağmen, hâlâ öğretmenler işlerini iyi yapmıyor dersen, hodri meydan derim. gel öğretmen ol, bu iş nasıl yapılırmış herkese göster. yok ben ona gelemem dersen de bilip bilmeden burada klavye delikanlılığı yapma. ha yaparsan da ben artık seni beslemem (don't feed trolls ilkesi)
  • sözlükteki öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
  • bir zamanlar bu ülkede paradan daha fazla paha biçilen değerler yaşıyorken, öğretmene bir parça değer verilirdi. çünkü fezaya uçacak, aya türk bayrağını dikecektik. ne zaman geldi de 80 ihtilalinin toplumsal tezahürü görünür olmaya başladı ki bu 90'ların sonlarına denk gelir (yiyicilerin çocuklarının toplumun geri kalanını solladığının görünür olması), o zaman kitlesel olarak değerin eder karşısındaki enflasyonu hepimizi vurmaya başladı.

    şimdi herkes kendi ekonomik gücüne endeksli kaliteli bir yaşam yaşıyor, tüm manevi değerler bile bu ekonomik güce endeksli. neden? çünkü insanların yüksek beklentilerini zaten karşılayamayacak duruma sürülenlerin sağlıklı, kompleksiz olması kaçınılmazdır. genel toplumsal yılgınlık, tutunulan değerlerin de toplumsal konsensustan yani mütabakattan çıkması, insanların her geçen gün birbirlerine karşı daha az saygı göstermesi, "amaca yönelik her yol mübahtır" anlayışını tüm toplumsal ahlaki mütabakatın üzerine çıkardı.

    eee arkadaş, balık baştan kokar. ayakların baş olduğu ve kendi elit sınıfını getirebildiği, başa gelen ayağın da savunduğu düşünceden bağımsız olarak başarıya muktedir olduğunu söylemeye gerek var mı. bu toplum adalet, eşitlik hürriyet dediği zaman bi ihtilal, 3 milyon kişilik gözaltı, fişleme gördü, akabinde hayali ihracat yapan ailelerin erdiği rahatı gördü, ahlaki değerleri tarumar edildi. sonra gene bu aynı toplum din dedi, dini kullananların da kendi elit sınıfını yarattığını izledi, milyon dolarlık evlerde oturup oruç tutan adamla kendi tuttuğu orucu sorguladı, ses etti ya da etmedi, bu toplum böyledir kimi alkışladığına bakmayacaksın, dışı başkadır, içi başkadır, tarih boyu sopa yemiş veyahut aba altından sopa görmenin yarattığı tutsaklıkla varolmuş bir toplumdan farklısını da beklemezsin.

    en nihayetinde şimdi, bütün toplumsal değerleri kopuk, aslında toplum değil kitle olarak yaşayan bir avuç insanız. aileler çocuklarını öğretmen olurken, doktor olurken "vatana millete hayırlı ol" diye yetiştirmiyor, "sen rahat et" ya da "sen iyi kazan" diye yetiştiriyor. sonuçta eğitim bir yarış, yarışı en önde bitirenler daha iyi paralara çalışacak. hal böyle olunca, yok öğretmenmiş, yok doktormuş, yok insanlıkmış falan, tüm idealizasyon hikaye, aradan çıkıp "en insan benim!" diyen için de hikaye.

    toplumsal mütabakatı olmayan bir kitleden çıkan her meyve çürüktür, sözlükte bulunan öğretmenlerin de bu yozlaşmadan etkilenip bunun bir tezahürü olmasına şaşırmak yersiz. ezbere konuşulan her şey buharlaştı arkadaşlar, değerler buharlaştı.