şükela:  tümü | bugün
  • konuşmadan anlaşma. (bkz: non-verbal communication)
  • (bkz: telepati)
  • bazen en etkin iletişim yöntemidir.
  • kişinin kaşıyla gözüyle ne demek istediğini ifade edebilmesi ve karşısındakinin de bunu anlaması sonucu meydana gelen iletişim türü. ama tabii kaşla gözle ifade edilmek istenenen şeyi yanlış anlama olasılığı olacaktır. mesela bazı mimikler ve jestler farklı kültürlerde farklı anlamlara gelmektedir; bu durumda karşıdakinin ifade etmek istediğinin tam aksi de anlaşılabilir. bu yüzden eğer konuşma engeli yoksa, sözsüz iletişim sözlü iletişimi destekleyici bir yan iletişim tarzı olarak daha etkilidir.
  • kültürel farklılıkların içinde bulunduğumuz durumu hassaslaştıracağı bir iletişim türüdür. örneğin bizim güle güle anlamında yaptığımız el sallama hareketi bazı kültürlerde küfürsel bir içeriğe sahip. bizim çok lezzetli anlamında kullandığımız parmak uçlarınını birleştirip eli bilekten ileri geri oynatmak da (yazınca ne kadar da anlamsızlaşıyor hakikaten) aynı şekilde bazı kültürlerde çok ayıp içeriğe sahip bir hareket. ama mesela bir italyanla yemek yerken işaret parmağını yanağına görütüp daireler şeklinde çevirirse de bizim o parmak uçlarımızı birleştirdiğimizde vermeye çalıştığımız mesajı veriyor demekir.

    beden dili evrensel olamaz, çünkü bedeni kullanmayı toplumsallaşma sürecinde öğreniyoruz. yine de evrensel sözsüz iletişim kurulamaz mı acaba? mesela biri sizi şap diye öperse veya ağzınızı burnunuzu kırarsa bence vermek istediği mesajı konuşmadan vermiş ve anlaşılmasını da garantilemiş olacaktır.
  • anneler kalabalık ortamlarda yaramazlık yapan çocuklarına karşı uyarı amacıyla kullanırlar. kaşları kaldırma, kaşları çatma, gözleri pörtletme gibi. zıvanadan çıktığımız zamanlar annemin çok tipik bir hareketi vardı. sağ elini pençe gibi yapıp sağ yanağına geçirir gibi yapar, aynı anda kaşlarını kaldırıp alt dudağını ısırırdı. bu hareketi gördüğümüzde eve döndüğümüzde ayvayı yediğimizin resmiydi.
  • öğrencilerimle sıklıkla kullandığım iletişim çeşidir. sınıfta çok gürültü mü var, birileri sıraların arasında dolaşıyor mu; ortaya geçip kollarımı bağlarım, birkaçına gözlerimi öylece dikip bakarım. benle göz temasını o anda kuranlar hemen diğerlerini uyarır, "öğretmenim yerimize oturup beklememizi istiyor" der. tabi her zaman bu taktik işlemez, ama uygulamaya konabildiği vakitler insana sınıfta otoriteyi kurduğunu hissettirir.