şükela:  tümü | bugün
  • hbo tarafından hazırlanan steven spielberg belgeseli. 7 ekim cumartesi günü hbo'da prömiyeri yapıldı. oldukça iyi bir yapıma benziyor.

    http://www.imdb.com/title/tt7133092/?ref_=nv_sr_2
  • hollywood'un en önemli simgelerinden biri olan yaşayan efsane steven spielberg'ün kariyerine oldukça kapsayıcı bir saygı duruşu bu belgesel. derinlemesine röportajlarla güzel bir portre sunuyor ve akışı da gayet iyi. şaşırtıcı bulduğum şey; spielberg'ün filmlerine kattığı kişisel temalar ve aile birimine olan takıntısı. hem bu denli genel, hem de bu denli şahsi filmler yapabilmiş olmasını etkileyici buluyorum. sinema tarihinde yarattığı devrimlerin kaynağı içinde bulunan o hiç sönmeyen tutkunun ateşi. evrensel çekiciliği olan filmler yapmayı sevdiği için onu suçlayamayız sanıyorum. geçmişimize dokunan ne çok filme imza atmış. filmografisi resmen tarihi bir hazine gibi.

    o kadar küçük yaşta başlamış ki yönetmenliğe ağzında emzik, elinde kamera ile doğmuş gibi bir nevi. kafası sadece bu doğrultuda çalışan bir çocuk ve bir adam görüyoruz belgeselde. zamân içinde, hem ticari hem sanatsal film yapmanın ustası hâline geliyor sürprizsiz bir şekilde. amerikan sinemasının büyük anlatıcı geleneğiyle film yapmak için çıkmamıştı yola ama bunun şifrelerini çözmesi zor olmuyor onun için, zira seyircinin ne istediğini çok iyi bilen biri. o da iyi bir seyirci.

    iki alıntıyla noktalayayım entryi, ilki belgeselde bulunan birçok oyuncu ve yönetmen arasında yer alan ben kingsley'den, schindler's list filmindeki gerçeklikle ilgili şöyle diyordu:
    "duyguyla bir şeyi yumuşatırsanız etkiyi azaltırsınız, izleyici gerçekliği hissetmeli ve gerçekliği görmeli."

    diğeri, tartışmalı munich filmi hakkında spielberg'ün şu sözleri:
    "tarih, işlerin ne kadar kötüye gidebileceği konusunda kendi kendinin hatırlatıcısıdır. sorunları çözmezsek birikir ve bu sorunları altına süpürebileceğimiz kadar büyük bir halı yok."
  • avusturya'da formula 1 yarışlarına ev sahipliği yapan red bull ring'i içinde bulunduran ve red bull tarafından işletilen milli park.
  • steven spielberg'in özel hayatı, ailesi, çocukluğu, arkadaş çevresi ve kariyeriyle ilgili birçok şeyi açık yüreklilikle paylaştığı sürükleyici belgesel.

    kendisi film yapmak için doğmuş ve kendini en iyi hissettiği anlar, film çekimleri. zaten "psikoloğa hiç gitmedim çünkü terapi yöntemim film çekmekti." diyor.

    okul hayatı pek parlak değilmiş ve istediği sinema okuluna bir türlü kabul edilmemiş. genç yaşta kendini universal studios'a atmış ve alaylı olarak yetişmiş. film çekmeyi kitaplardan değil, yaparak öğrenmiş ki pek çok usta yönetmen alaylıdır zaten.

    belgeselin bir yerinde şöyle tanımlanıyor.

    "steven'ın beyninde bir vites vardı. bunun sayesinde kelimeleri, resme hızlıca döküyordu. üstelik bu, bilinçli bir süreç değildi."

    bu tespiti doğrulayan ralph fiennes'e kulak verelim.

    "böyle bir enerji ve odaklanmayı hiç hissetmemiştim. sinemayı soluyor gibi. entelektüel bir yönetmen olduğunu söyleyemem. bence bazı şeyleri sezgiyle ve duygusal hissediyor. soyut bir ressam gibi. önünde bir tuval ve müthiş renklerden oluşan bir paleti var. ancak ekrana ilk hangi renge boyayacağını bilmiyor. bir kez o renge kendini adadığında ise şahaneler yaratabiliyor."