şükela:  tümü | bugün
  • brezilyali bir arkadasimla din uzerine yapmis oldugumuz bir sohbet uzerine haberdar oldugum dini akim. genel olarak hristiyanlikin, pozitivizmin ve plantonizmin karisimiyla olusmustur. ozellikle bilim, din ve filozofiyi birarada icermesinden dolayi baya bi ilgimi cekmistir. latin amerika ulkerinde oldukca fazla sayida inanan vardir. reakarnasyona inanirlar. kardesizm yada deneysel spiritualizm adiyla da bilinmektedir. bu akimin dikkatimi ceken en onemli yonu ise ruhu temel alan bir anlayisa sahip olmasidir.

    (bkz: espírita)
    (bkz: espiritismo)

    ayrintili bilgi icin:

    turkce;

    http://www.turkcebilgi.com/…ansiklopedi#ansiklopedi

    ingilizce;

    http://www.explorespiritism.com/

    not: aha aradigim dini buldum olm.*
  • deneysel ruhçuluk olup, kuruculuğunu alan kardec'in yaptığı spiritüalizm ekolünün felsefi gayretini, bilimsel yönden ele alıp açıklamaya çalışan harikulade bir sistemdir. ruh, perispri ve fizik beden üçlüsünün tabiatını, tekamül olgusu içerisinde beşer insanlarına, akıl sınırlarını zorlamadan aktarma gayretindedir.

    (bkz: neo spiritüalizma & deneysel ruhçuluk akademisi)
  • spiritizm; batı tarihinde ilk kez platon ve pisagor'un dile getirmiş olduğu ve 19. yüzyıla kadar sistemsiz bir şekilde ilerleyen, ruhun sürekli olarak tekrar bedene bürünmesi(reenkarnasyon) inancını kabul eden ruhçuluğun, fransa'da alrec kardec tarafından ilk kez sistemli bir şekilde ilkeleriyle 18 nisan 1857'de yayımladığı 'ruhların kitabı' eserinde 'deneysel spiritüalizm' adıyla ortaya çıkmıştır. öldükten sonra ruhların varlığını sürdürdüğünü savunan ve bu ruhlarla ,onları algılayabilecek güçteki insanlar aracılığıyla iletişim kurulabileceğini ele alan spiritizm'in özgünlüğü, tüm bu uğraşları deneysel olarak yaptığını iddia etmesidir. bu konuda uğraşmış bir çok ünlü bilim adamına göre, ruhların görünebilmeleri medyumların vücutlarından, özellikle ağız, burun,kulak gibi organlarından çıkan ve ektoplazma adı verilen bir çeşit salgı ile mümkün olmaktadır...

    ayrıca laboratuvar titizliğiyle deneysel olarak çalıştıklarını söyleyerek ruhların varlığını kanıtladığını iddia eden ispiritizmacılara, üstat toltstoy; anna karenina adlı romanındaki levin karakteriyle şu şekilde yaklaşmıştır.

    ------------

    spiritizmadan, dönen masalardan, ruhlardan söz açılmıştı. spiritizmaya inanan kontes, tanığı olduğu inanılmaz olaylar anlatmaya koyulmuştu.

    kontes : "ama siz inanmıyor musunuz bunlara costantin dimitrich" diye levin'e sordu.

    levin : bana kalırsa, dönen masa hikâyeleri, sosyetemizin ne kadar geri olduğundan başka bir şey göstermez. bu bakımdan köylülerden farkımız yoktur. köylüler alınyazısına, nazara inanırlar, oysa siz...

    kontes: demek inanmıyorsunuz ?

    levin : böyle şeylere inanamam kontes...

    kontes: niçin olmasın, ne olduğunu anlamadığımız elektriği kabul etmiyor muyuz? bilinmedik yeni bir kuvvet niçin var olmasın?

    levin : elektrik bulunduğu zaman, onun ortaya çıkardığı olaylar biliniyordu. bu olay ve belirtiler yüzyıllarca gözlenmiş ama bunun nedeni ve nereden doğdukları açıklanamamıştı. elektriğin uygulanması bunlardan sonra yapıldı. oysa ispirtizmacılar önce yazılar yazmak ve masaları harekete geçirmekle başladılar. bilinmeyen bir kuvvetin varlığı sonradan sorun oldu.

    kontes : ama ispirtizmacılar, gerçi bu kuvvetin belli şartlar altında ortaya çıktığını ve etkilendiğini biliyoruz ama ne olduğunu henüz anlamış değiliz diyorlar. niçin yeni bir kuvvet var olmasın ki....

    levin : çünkü kehribarı yün bir kumaş parçasına ne zaman sürerseniz belli bir elektrik etkisi edebildiğiniz halde, spiritizma yoluyla böyle belli sonuç ve etkiler elde edemezsiniz, bu olaylar doğal olaylar sayılamazlar. ispitrizmacıların yaptıkları mucizeleri bir kuvvetle açıklamaya kalkışmaları, bence hiçbir zaman başarıyla sonuçlanmayacaktır. bu kuvvetin doğaüstü bir kuvvet olduğunu söyledikleri halde, maddi bir sınavdan geçirmek istiyorlar onu."

    ---------
  • ruhlar, ölüler ve canlılar arasındaki ilişkiyle ilgili öğreti.