şükela:  tümü | bugün
  • bana göre bunun kadar insanı mutlu eden şey çok az şey var şu hayatta. spor benim için bir nevi terapi görevi görüyor. derslerden mi bunaldım spor yaparım, kızın biri canımı mı sıktı spor yaparım, kafam mı dağınık spor yaparım. hakkaten self-improvement galiba mastürbasyon demek. bilmiyorum benim için böle özel bi yeri var sporun. sanki bir nevi sığınak bir nevi hayattan kaçış. hele hele çekişmeli bir basketbol maçı veya high-intense bir cardio antrenmanının ardından aldığın ılık duştan sonra değmeyin keyfime. kuş kadar hafifler, derdi tasayı unutur giderim.
  • eğer işe gitmeden önce spor yapıyorsanız akşama kadar ertelemek zorunda olduğunuz yorgunluktur
  • gözlerde yarattığı o insanı zorlamayan hafif ağırlık hissi bence en güzel yanı. uykun olmasa bile yatağa yattığın an tatlı bir uykuya dalacağını bilme hissi de öyle.
  • bu yorgunluğun üzerine şunları yapınca fena oluyor;
    spor yapmanın vermiş oldugu huzurla birlikte nasıl olsa bilmem ne kadar kalori verdim, şöyle güzel, nefis istediğim yemeği yerim rahatlığı da vardır. yorgunluk falan kalmıyor zaten.
  • (bkz: endorfin)
  • üstüne duş da aldıktan sonra çok hoş bir his bırakır, uyku getirmez pek.
  • insanı daha da spor yapmaya sevk eden, gaz verici duygu... başarmaya yaklaşmak... başarayazmak.
  • insan ozellikle bireysel sporlari yaparken (bkz: yuzme, bisiklet) bilincsiz bir meditasyon icinde oluyor, yani o anda yaptiginiz seyden baska birsey dusunmez, vucudunuzdan, kaslarinizin hareketinden baska bir seye odaklanmaz oluyorsunuz. bu da insana, kaslarinin yasadigi rahatlama yaninda mental bir yenilenme kazandiriyor. bence o yorgunlugun bu kadar tatli olmasinin nedeni bu. *

    uzerine yenilen saglikli bir yemekle taclandirilan histir.
  • orgazma yakın zevkler verir.
  • bir de ılık bir günse ve duşunuzu aldıktan sonra güneşin batışına karşı sahilde hafif bir müzik eşliğinde yavaş yavaş araba kullanıyorsanız o günün bitmesini istemezsiniz.