şükela:  tümü | bugün
  • spor tarihinde çoktur bu türden hareketler. anlık bir dalgınlık saçma sapan bazı hareketler doğmasına sebebiyet verebilir. insanlık halidir denilip geçilebilir. ama bazı anlar vardır ki yapılan bir salaklık sporcunun kendi kariyerinde ya da takımının kariyerinde onanmaz izler bırakabilir. bunlardan, benim için en ututulmaz an 1999 roland garros finalidir.

    henüz 16 yaşında müthiş bir çıkış yaparak taraflı tarafsız herkesin sevgisini ve takdirini kazanmış martina hingis için sonun başlangıcıdır adeta o final müsabakası.18 yaşında güzeller güzeli, ergenliğimizin büyük aşkı hingis için her şey güzel başlamıştı oysa. ilk seti 6-4 kazanmış, ikinci sete rakibinin servisini kırarak başlamış daha sonra ise durumu 2-0' a getirmiştir. 3. sete steffi graf servis atarak başlamış işte ne olduysa ondan sonra olmuştur. henüz 3. setin ilk topunda hingis'in karşıladığı top çizgi dışına düştüğü gerekçesiyle puan steffi'ye verilmişti. spor tarihinin tahminimce en saçma salak hareketlerine girişen hingis, aşırı itirazlar, centilmenliği elden bırakmak gibi hatalar yapmaya başlamıştır. o andan sonra hem hakemleri hem taraftarları hem de tanrıyı karşısına almıştır. ( tanrı dedim çünkü maç puanı atmasına rağmen müsabakayı kazanamamıştır ) gereksiz agresiflik ve motivasyon kaybı sonucunda maçı steffi graf'a kaybetmiştir.

    martina hingis'in orada kaybettiği bir maç ya da bir şampiyonluk değildi. çok erken giriş yaptığı tenis dünyasına yine çok erken bir yaşta bırakmasına götüren süreç o finalle başlamıştı.

    ah be hingis, ay gibi yüzü, gülen gözleri, müthiş yeteneğiyle bir efsane olacakken ne diye yaşattın kendine ve biz sevenlerine o kara günü?

    bahsini ettiğim o olayın kısa bir videosunu koyayım da anlayın sizlerde ne derece haklı olduğumu.

    https://www.youtube.com/watch?v=wh8jufk79fq

    (bkz: roland garros 1999 kadınlar finali) başlığında bu maçı inceleyebilirsiniz.