şükela:  tümü | bugün
  • genellikle bedenini yorarak para ve itibar kazanmaya çalışan insan ewladı... spor düşkünü, spora gönül wermiş...

    ee peqi; (bkz: zihin sporlari), ben onlara sporcu demem, sen dersin, aramızdaki fark budur...
  • nazlı ve nazsız olarak ikiye ayrılan atletik insan şeysi.

    nazsız olanlar; oturaklı, kararlarını mantıklarıyla verip, duygularının seline kapılmayanlardır. bu tipler "odunlar" ve "oturmuşlar" diye ayrıca iki kola daha ayrılır. odunlar, adlarından da anlaşıldığı üzere hayatlarını vücut güçleri ve dayanıklılıklarıyla kazanmak zorunda olan ve doğal seleksiyona uğramamak için sıkı çalışan tomruksu şeylerdir. oturmuşlar ise, zengin ya da fakir nasıl bir aileden gelmiş olurlarsa olsunlar, bulundukları konuma yavaş yavaş gelmiş ve her adımda bulundukları kısmı hazmetmişler, her karşılaşmadan sonra birer soda içmişlerdir.

    nazlı olanlardan da çok büyük sporcular çıkar. (bkz: süreyya ayhan) ancak geldikleri konuma ulaşmaları oldukça sancılı olmuş, bin tane dertle uğraşmışlar ve bunu sırf daha da iyi olmak için yapmışlardır. ve en büyük sorunları, denildiği gibi, duygusal olmanın birçok durumda duygularının seline kapılmak olduğu için, insana bir sürü sıkıntı çektirir canından bezdirirler. spor yaşamlarının ilk başlarında uysal ve uyumlu olsalar da, yükseldikçe, hayattan ve çevresindeki ondan daha az kabiliyetli insanlardan intikam alırcasına gıcıklığa yönelirler. altmış milyonu bile gıcık edebilenleri vardır.
  • "büyüyünce ne olucaksın?"sorusuna şöyle derdi eskiden reklamlardaki bir ufaklık:
    -spoğğğcuuu
    aile içinde çeşitli sataşmalara maruz kalırdım mevzu bahis reklam gösterilirken
    -hanım ne olacak bizim kız büyüyünce?
    -spoğğcu spoğğcu
    -grrrrrrrrr.....
  • sporla çoğalır.
  • evli ya da mutlu bir ilişkisi olan sporcular daha yüksek performans gösterir.
  • tam anlamı ile benim.resmen orta direk şaban'da ki milli sporcu erkan gibi bir şeyim ben.

    let me tel u samtink :

    sene 1989

    bursa'da yaşıyoruz o zamanlar.bulgar göçmeni bir beden eğitimi hocamız var.futboldan hiç hoşlanmıyor.bahçede futbol oynamamıza çok kızan bir hoca ama sportif yatırımları seviyor.bir gün bakıyoruz , bahçede maç yaptığımız yerde bir çalışma var.kale yapıyorlar.ama bildiğimiz büyük kalelerden değil küçük ölçülerde.biz tabi onların bizim ebatlarımıza uygun futbol kaleleri olduğunu düşünüyoruz.kaleler dikildikten sonra hocamız " bu kalelerde futbol oynamak yasak" diyor."ne alaka lan" diyoruz , "niye yaptırdın o zaman". tabi ki hocayı dinlemiyoruz başlıyoruz top tepmeye.kısmet eseri kalecilik bana düşüyor.efsane kalecilik yapıyorum o maç.sonra birden bire çocuklar kaçışmaya başlıyor."ne oluyor lan" derken enseme bir tokat iniyor.bakıyorum bizim göçmen hoca.tutuyor kulağımdan götürüyor odasına.biraz azarlıyor sonra "yarın velin gelsin" diyor.tırıs tırıs ağlayarak eve gittim , babama durumu anlattım , hayretle karşıladı ,"tamam geliriz" dedi. ertesi gün babam hoca ile görüşürken ben kapıda bekledim.kapı açıldı , bizimki çıktı dışarı , suratında bir acayip gülümseme var.dedi " lan sıpa hoca senin kaleciliğini beğenmiş , hentbol takımına kaleci yapacakmış seni , nüfus cüzdanını istedi ." dedi.o vakte kadar hentbolun ne olduğunu bilmeyen ben , bir anda lisanslı sporcu oldum.ilkokulun sonuna kadar hentbol kaleciliği yaptım.

    sene 1992

    ilkokul bitti , orta okula başlayacağım yaz peder bey çevreden aldığı "bu çocukta iş var " telkinleri ile beni bursaspor seçmelerine götürdü.o dönem bursaspor altyapısının parmakla gösterildiği dönemlerden.bilenler vardır veledromda yapılıyordu seçmeler.çimlerin arasında bilimum böcekler gezerdi.neyse 22 çocuk seçildi hocalar tek tek mevki sormaya başladılar.kaleciler dışında 20 kişi forvet olarak cevap verdi doğal olarak.hoca döndü bana " sen yeşil takıma , stoper oynayacaksın " dedi.geçtim stopere maç başladı.kaleciler ve benim dışımdaki 19 kişi topun peşinde koşturuyorken ben sadece görev bölgeme geldiğinde topa müdahale ettim.1-2 başarılı müdahale yaptım , 1-2 çalım yedim , garanti oynadım kendimi göstermek için ekstra birşey yapmadım .kötü geçmiş bir sınav gibiydi.yarım saatin sonunda maç bittiğinde hocanın parmağı benim tarafımı işaret ediyor gel buraya hareketi yapıyordu.ben iyi oynamadığımı düşündüğüm için hiç üstüme alınmadım pedere doğru devam ettim.baktım hoca bize doğru geliyor."evladım niye gelmiyorsun " dedi bana.dedim " hocam beni işaret ettiğinizi anlamadım " dedim.neyse sonrasında babamla bir süre konuştular.babam yine pis bir sırıtışla bana doğru geldi."ulan sıpa , hoca seni takıma alıyormuş , futbol zekan varmış " dedi. bir anda kendimi 2. lisansımı almış olarak buldum.2 sene bursaspor minik takımında oynadım.sonrasında pederin tayini sebebi ile sarıkamış'a taşınırken futbolu bırakmak zorunda kaldım.

    sene 1994

    futbolu bırakıp birde 5 metre karın olduğu bir yere gidince tabi afalladım biraz.yanlış hatırlamıyorsam merkez orta okulu 3. sınıfa orada başladım.beden eğitimi hocası iflah olmaz bir voleybol hastası.benim peder de harp okulunda voleybol takımına girmiş bir adam . bize de 3-5 bir şeyler göstermiş tabi.birgün beden eğitim dersinde hoca sınav yapıyor.karşılıklı voleybol oynuyoruz üstüste hocayla 2 pas yapabilen adamlar sınavı geçiyor.bende böyle alengirli manşetler filan yaptım hoca mest oldu tabi.hiç şaşırtıcı olmayacak şekilde ertesi gün yine babam okuldaydı."lan sıpa " demedi bu sefer.voleybol lisansımı çıkarttırdı.yine okul takımındaydım.fakat orta okul ben 2 maç oynayamadan bittiği için voleybol kariyerim orada sona erdi.

    sene 1995

    babamlar hala sarıkamış'ta olduğu için , babanneme yakın olmam maksadı ile beni soma linyit lisesi'ne yazdırdılar.o dönem yine benim gibi sporcu geni olan kuzenlerimin etkisi ile yoğun bir basketbol sevgisi yaşıyorum.onlardan öğrendiğim 3-5 harekete doğal basketbol içgüdümü de katıp zaten 70 bin nüfuslu şehirde toplasan 30 tane basketbol oynayabilen adam varken yeni kurulacak lise basketbol takımı seçmelerinde başarılı olup bir başka takım sporundan lisans almam uzun sürmüyor.babamlar izmir'e taşınıp beni yanlarına alana kadar geçen 2 senelik sürede 2 defa üstüste ege bölge 3. oluyoruz o zaman lise seviyesinde en uzun boylu ( 1.98 boyunda m.ali diye bir elemandı ) oyuncuya sahip olmamızın da etkisi ile.adam o zamanların rekorlarını altüst etmiş olabilir o maçlarda.

    hey gidi ... şimdi 1 bilek kırılması , 2 kıl dönmesi ameliyatının ardından 120 kilo olduk halı sahada çoluğa çocuğa yenilip madara oluyoruz.

    yaa sevgili suser.milli sporcu erkan'ların bu ülkede hayal kahramanı olmadığının kanıtı bu kardeşin ...
  • spor yapan kimse.
    "sizce de normal insanlara göre fazla terlemiyor musunuz?"*
  • sporu bir yaşam tarzı haline getiren insan. sağlıklıdır, kaslıdır. birde yediklerine dikkat eder. yanında utanır sıkılırsın yemek yerken. bende böyle olucam dedim dedim hep yarıda bıraktım. ama yaz gelmesiyle bu sefer gönül verdim. birde kendime çok güzel spor malzemeleri aldım. http://bit.ly/1pbbytd ki gaza geliyim :)
  • mesleği spor yapmak olan, hayatının ilk sırasında yarışma olan insandır. her spor yapan insan sporcu değildir, nasıl evde arada bir pasta yaptınız diye pastacı olmuyorsanız, haftada üç kere üyeliği için para verdiğiniz salona gidip spor yapmakla sporcu olmazsınız.
    birincisi sporcu dediğinizin işi spor yapmaktır, yani siz işe gidersiniz o antrenmana gider, sizin üç aylık performans raporlarınız vardır onun yarışı, sizin kafanız işinizle ilgili bilgilerle doludur onun kafası performansı, rakipleri, antrenman süreleri, beslenme ile ilgili bilgilerle doludur. siz salondan çıkınca gidip istediğinizi, istediğiniz kadar yer üzerine nargile içersiniz, onun ne yiyeceği programlıdır sevse de sevmese de onu yer fazlasını eksiğini yiyemez.