8493 entry daha
  • (bkz: #91347175)
  • "şu kadar dakika dinlemişsin" istatistiği güzel.

    niye güzel - çünkü sanatçılara kaç para verdiğinizi hesaplamanızı sağlıyor.

    ortalama şarkıyı 3 dakika hesaplayıp kaç kere stream ettiğinizi kabaca hesaplayıp dinlediğiniz eserlerin telif sahiplerine kaç paranızın spotify tarafından aktarıldığını görebiliyorsunuz :

    http://www.streamingroyaltycalculator.com/

    mesela ben bu sene 38000 dakika dinlemişim (storytel sağolsun müzik tüketimiyle rekabet ediyor) - yuvarlak /3 = 12000 adet stream yapmışım.

    bu da sevdiğim sanatçılara yıllık verdiğim ücretin 48 dolarının aktarıldığını gösteriyor.

    meraklısına (bkz: plak şirketi/@moresk)
  • (bkz: #100136620)

    senin dinlediğin sanatçıları dinleyen sürüyle insan grup hepsi dinliyorsa, ama sen dinlemiyorsan spotify "kanka bak senin sevdiklerini seven bunu da sevdi ama senin paylistlerde yok, belki haberin yoktur?" diyerek hepsi'yi listene ekliyor.

    hepsi (ya da başka istemediğin şarkı) çıkınca hızlıca skip yaparsan sana bir daha kolay kolay önermiyor.

    sana bir kastı yok yani. bunlar hep machine learning.

    https://hackernoon.com/…your-new-music-19a41ab76efe
  • popüler (spotify'a ait olmayan, kullanıcılara ait olan) playlistlerde yer almak isteyen sanatçıları aşağı yukarı şöyle bir fiyat listesi bekleyen muzik uygulaması:

    1. (sıra) 450 tl
    2. 400,
    3. 350,
    4. 300,
    5. 250,
    6. 200,
    7. 175,
    8. 150,
    9. 125,
    10. sıra da 100 lira

    bu playlist 3000 civarı takipçili bir playlist.

    çok takipçili türkçe müzik playlisti olan suserlere duyrulur.
    playlist sahibi görünen nikinizi/isminizi google'da aratınca bulunabilir yapın, playlistinize girmek isteyenlere siz de böyle menüyle fiyat çekin.

    bunları spotify'a şikayet etmek lazım sanki. parayla playlist'e giriş satmak kullanım şartlarına aykırı.

    https://www.spotify.com/…user-agreement/?version=se

    madde 9-13

    selling a user account or playlist, or otherwise accepting or offering to accept any compensation, financial or otherwise, to influence the name of an account or playlist or the content included on an account or playlist; or
  • spotify'ın dinlenen muziklere göre gelir paylaşımı yaptığını biliyoruz.

    şurada ingiltere'de 1 saatlik asgari ücrete denk para kazanmak için bir şarkının kaç kere stream edilmesi gerektiğine dair bir tablo var.

    https://twitter.com/…tatus/1251415657486471175?s=20

    şimdi burada güzel bir detay var.

    diyelim ki spotify modeli stream değil de, satın alma modeli yapıyoruz. yani aylık ödemeli model yerine bir şarkıya ya da albüme neyse parası verip sınırsız dinleme hakkını alıyoruz. burada bir * koyuyorum, onu da en sonda ayrı bir konu olarak aktaracağım.

    diyelim cd olarak 3 tane albüm aldınız, eve geldiniz. cd başına 10ar lira verdiniz diyelim (ya da dolar neyse)

    muziği üreten ve satışından gelir kazanan özel/tüzel kişiler açısından baktığımızda onlar parayı aldılar ve konu kapandı.

    siz aldığınız 3 cd'yi 1 kere mi dinlediniz, 1000 kere mi dinlediniz, 3 cd'den 1 tanesini 1000 kere, diğer 2sini 20şer kere mi dinlediniz, onlar açısından fark etmiyor.

    ürünü satan, tam fiyattan size ürünü sattı. nasıl kullanacağınıza dair bir tasarrufu yok, umursamıyor da. çünkü parasını aldı.

    ancak stream ortamında, işler çok farklı.
    çünkü size şarkıyı bir nevi kiralıyor.
    kiralamanın doğası itibariyle en önemli özelliği süreli olması. yani şarkıyı dinlediğiniz süre burada hesaba dahil oluyor.

    yani siz bir şarkıyı günde maksimum 24 saat dinleyebilirsiniz.

    birazdan bahsedeceğim olay için buradaki önemli ayrıntı şu.
    siz x şarkıyı 24 saat dinliyorsanız, diğer şarkıları dinleyemiyorsunuz demektir. çünkü spotify'da 1 kullanıcı 1 seferde 1 şarkı dinleyebiliyor.

    halbuki cd satın alınca 1 kullanıcı aynı anda 3 tane cd almıştı ve parasını ödemişti.

    ama stream edince 1 kullanıcı 1 seferde 1 şarkı dinlediğinden 24 saat boyunca o şarkıyı dinleyebileceği tekrar sayısı limitli.

    şimdi bu niye önemli?

    spotify anlaşma yaptığı plak şirketlerine, kataloglarındaki şarkıların çalınma sayısı ile paralel para ödemesi yapıyor.

    yani x şarkı 1.000.000 kez çalındı ise, onun stream başı elde ettiği ücreti toplayıp o plak şirketine ödeme olarak yatırıyorlar.

    buraya kadar okey.

    ama çakal spotify'ın şöyle bir puştluğunu fark etmişler - spotify, anlaştığı muzisyenleri, fake bir çok takma isimle yayınlayıp, kendi yönettiği playlistlere dolduruyor. böylece dinleyicilerin dinleme süresi içerisinde kendine pastadan daha çok pay elde etmiş oluyor.

    çünkü dinleyici spotify tarafından yaratılmış bir playlistte spotify'ın kendi yayınladığı şarkıyı dinliyor ise, spotify'ın dışarıdan aldığı şarkıyı dinleyememiş oluyor. para da 3. parti plak şirketine /sanatçıya gitmek yerine, spotify'a kalmış oluyor.

    "yau ne kadar kalıyor olabilir ki? spotify lady gaga mı çıkaracak sanki?" diye soracaksınız.

    elbette spotify lady gaga modeli starlar çıkarmıyor. bu pratiği daha çok enstrümental playlistlerde uyguluyor.

    peaceful piano playlisti mesela - yaklaşık 6 milyon takipçili bir playlist.
    bu playlistte 252 şarkıdan 10 tanesi spotify olsa, ve 1er kez dinlense total dinlenme sayısı 60 milyon dinlenme yapar.
    60 milyon dinlenmenin ingiltere için karşılığına bakalım :

    0.0028 pound x 60.000.000= 168.000 pound. yani 1.45 milyon türk lirası.

    bakın buradaki oranı tamamen sallamasyon olarak %4 olarak tuttum.

    yani spotify normalde dışarıdan alacağı şarkılarla dolduracağı playliste 10 tane kendi üretimi şarkı sokarak, dışarıya vereceği parayı 1.5 milyon tl olarak azalttı.

    spotify curated playlist'e girmek ciddi güzel bir olay. bir anda dinlenmeler aşırı artıyor (ayıptır söylemesi kendimden biliyorum). spotify bu avantajını kullanarak kendi hak sahibi olduğu şarkıları playlistlere serpiştirerek geliri cepte tutabiliyor.

    elbette bu da içerik üretip dışarıdan spotify'a sokan sanatçılara haksız bir rekabet oluşturuyor.

    konuyla alakalı 3 sene önce çıkan makale:
    https://www.theverge.com/…ontroversy-mystery-tracks

    meraklısına alakalı (bkz: plak şirketi/@moresk)

    * - itunes üzerinden "satın aldığınız" şarkıları aslında satın almış olmuyorsunuz. dinlemek için lisans almış oluyorsunuz.
    geçtiğimiz senelerde vefat eden bir kullanıcının yıllar içerisinde aldığı şarkılardan oluşan kapsamlı itunes kütüphanesini kızına miras bırakmasına apple izin vermemişti mesela.
    sanıyorum aynı şey steam hesabı için de geçerli.

    https://jbmartinlaw.com/…r-digital-assets-at-death/

    edit: apple itunes kütüphanesini miras olarak almak için süreç oluşturmuş:
    https://support.apple.com/en-us/ht208510

    @anthony afterwit e teşekkürler
  • "muzisyenlere haklarını vermemizi sağlayan oluşum" iddiası biraz iddialı.

    tek bir şarkı yayınlanmak yılların birikimi, enstrüman veya şarkı söylemesinde uzmanlaşma, yaratıcı süreçler, yine başka uzmanlarla (teknik, muzisyen) iş birliği ve maliyetleri karşılamayı gerektirir.

    bunu gerçekleştirmek için harcanan zamanın fırsat maliyetini saymıyorum.

    muzisyenin bu süreç sonunda elde ettiği gelir şarkıyı çalma başına 0.0032 cent civarı.

    yani adamın türkiye'de asgari ücret kazanabilmesi için 75000 kez dinlenmesi lazım.
    asgari ücretle alabildiği şey 16 paket takım gitar teli, ya da 20 tane kablo. veya belki 2 tane mikrofon.

    müzisyene hakkını vermek istiyorsanız konserine gideceksiniz arkadaşlar. bunun başka çıkar yolu yok. konser hala muzisyenlerin ilk - ikinciyi 10a katlayan - gelir kaynağı.
  • apple muzik ve spotify arasında ses kalitesine dair yorumlar geliyor.

    bunu biraz irdelemek istiyorum.

    öncelikle, youtube, apple, spotify hepsinde bir volüm normalleştirme özelliği bulunuyor ve bunların tamamında bu özellik default olarak aktif geliyor.
    genelde bu ayarın ismi "volume normalization" oluyor.

    yani siz karışık playlist dinlerken metallica death magnetic dinledikten sonra mfö dinlerseniz metallica'nın mfö'den çok daha yüksek volümlü olduğunu fark edeceksiniz. bunun sebebi mastering adı verilen aşamada, bir albümdeki şarkıların tamamının volüm seviyesinin ne olacağına dair bir karar verilmesi ve metallica'yı masterlayan adamın yüksek volüm seçerken, mfö'yü masterlayan kişinin daha düşük bir volüm seçmesi. bu seçimlerin niye nasıl yapıldığı konusu başka günün konusu.

    bu "volüm yüksekliği ölçümü" birimi lufs adı verilen (loudness units full scale) bir ölçüyle ölçülür ve dijital ortamda tepe noktası 0 olmak üzere, aşağı doğru gider.
    buna göre metallica death magnetic albümü -5 , -6 lufs seviyesinde çok yüksek volümlüdür, ama mesela mfö best of albümünde bu seviye -11, -12 civarlarındadır, yani aynı volüm seviyesinde iki şarkıyı dinlemek için ya metallica'yı kısacaksınız, ya da mfö'yü açacaksınız.

    dediğim gibi "nyie metallica daha yüksek" sorusu (bkz: loudness wars) başlığı altında konuşuluyor ve uzun bir mevzu ve bu entry'nin konusu değil.

    ancak bunu niye önemsiyoruz?

    çünkü insan kulağı açısından "daha yüksek volümlü=daha iyi/kaliteli" gibi bir algı var.

    bu yadsınamaz bir gerçek. bunun mekaniklerini merak ediyorsanız şuna bakacaksınız (bkz: fletcher munson curves)

    şimdi diyelim metallica bir albüm yayınladı.
    cd seviyesi şu an için hala "yüksek volüm" seviyesinde yayınlanıyor. yani metal müzik için -7, -8 gibi seviyelerde. elektronik de benzeri yüksek seviyelerde. ama atıyorum akustik indie bir albüm belki -10 -11 seviyesindeyken klasik müzik -16 seviyesinde olabiliyor.

    metallica şarkıyı cd olarak yayınladı, ve bu aynı yayınlanan şarkı spotify'a da gönderiliyor, apple muziğe de gönderiliyor, tidal'a da youtube'a da.

    fakat bu noktada tüm bu servisler, gönderilen şarkıyı analiz ediyor ve kendi belirledikleri kurallara göre bir volüm normalizasyonu yapıyorlar.

    tüm şarkıyı tarıyorlar, en yüksek volümlü yerini tespit edip ona göre tüm şarkının sesini kısıyorlar. buna göre bir şarkının en yüksek kısmının spotify için ortalama -14 lufs, apple muzik için de ortalama hedef -14 lufs, deezer için farklı vs. seviyesinde çalınacak şekilde işaretliyorlar. kullanıcılar da mfö'den sonra metallica dinlerken bir anda kulaklıklar patlamıyor bu sayede.

    benzeri bir teknoloji tvlerde de var mesela. kanallar arası volüm zıplaması problemi biliyorsunuz 2000lerde problem oluyordu. ya da dizi - reklam - haber arasında ses zıpalamaları olabiliyordu. ancak avrupa ve amerikadaki tv yayını işini düzenleyen kurumlar bunlara standartlar getirdiler. -23 lufs seviyesi an için tv yayınlarının volüm seviyesidir mesela.

    hatta winamp kullananlar hatırlarlar, cd'den riplenen mp3lerde de aynı problem (seviye farklılığı) olurdu ve karışık playlistlerde volüm zıplaması olmasın diye replay gain isimli program önce plugin olarak sonra da winamp'a entegre bir şekilde hayatımıza girmişti. playistinizi analiz edip yüksek olan şarkıları kısıp alçak olanları açarak belli bir ortak seviyeye getiriyordu.

    neyse spotify - itunes'a dönüyorum. volüm seviyelerini analiz edip buna göre kendi belirledikleri hedeflere gelecek şekilde şarkıları kısıyorlar (veya nadiren de olsa volümünü açıyorlar).

    elbette bunu hesaplama yöntemleri de farklı. kimisi şarkıyı 3 saniyelik dilimlere bölüyor, kimisi tüm şarkıyı tarayarak en yüksek yeri arıyor, kimisi farklı algoritma kullanıyor o yüzden standart mezurayla ölçmüş gibi 1 metre her yerde 1 metredir diyemiyoruz. spotify farklı netice cıkarıyor, itunes farklı.

    neyse ki bu işi hesaplamayı kolaylaştıran araçlar var. birisi loudness penalty analyzer.

    buraya yüklediğiniz herhangi bir şarkıyı analiz edip hangi stream servisinde sesinin ne kadar kısılacağını size gösteriyor:

    https://prnt.sc/s7zd4z

    bakınız burası çokomelli - itunes için ortalama olarak 2 desibel daha kısık olması öngörülüyor. yani sizin dinlediğiniz aynı şarkı youtube ve spotify'da aynı seviyede çalarken itunes'da 2 desibel daha kısık gelecek.
    2 desibel daha kısık gelen şey de bir parça daha "adi, dandik" duyulacak. çünkü insan kulağı için - en azından 2 kaynağı kısa süreli karşılaştırırken "daha yüksek daha iyidir" gibi bir algı var.

    öte yandan bir de bu işin sıkıştırma algoritması mevzusu var.

    itunes ve spotify'da bu normalizasyon ayarını kaldırabiliyorsunuz - ama kullanılacak sıkıştırma kalitesini de belirleyebiliyorsunuz.

    mesela spotify masaüstü uygulamasında :

    https://prnt.sc/s7zfx7

    ios:

    https://prnt.sc/s7zghf

    benzer şekilde apple muzik için : https://prnt.sc/s7zgy5

    şimdi gelelim sıkıştırma algoritmaları arasındaki farklara

    öncelikle 256 kbit mp3 üzeri sıkıştırma algoritmalarını sıkıştırılmamış wav dosyalarından tutarlı olarak ayırabilmek çok zordur. tüyosunu vereyim, pop müzik için davulun zillerini dinleyeceksiniz zira en büyük bozulma (distortion) yüksek frekanslarda oluyor ve bir swish effect adı verilen fişşüüü fişüüğğ gibi bir dalgalanma sesi oluyor.

    bu etki sıkıştırma arttıkça (96 kbitte en fazla duyulur) da artar.

    ama bunu dinlemeyi bilmeyen, o an için muziği dinlediği cihazlar, hoparlörler o frekansları çalamayan (kulak içi kulaklık, pc hoparlörleri, genel tüketiciye yönelik büyük kulaklıklar, her türlü bluetooth hoparlör vs) cihazlar ise 256 kbit'i bırak, 192'yi cd'den ayırt etmek imkansıza yakındır.

    256 kbit aac (apple) ve 320 kibt ogg vorbis (spotify) veya flac (tidal) arasındaki "ses kalitesi" farkı tartışması, çok gereksiz bir tartışmadır o yüzden.

    benim 2 set stüdyo hoparlörümde ve pro seviye kulaklıklarımda, anlık olarak değişik algoritmaların müziğe etkisini kontrol edebildiğim araçlarla (şarkı çalarken değişik codec ve kalite arasında geçiş yapabiliyorum ve kolayca a/b testi yapabiliyorum) bile bu farkları duymak kolay değil. reverb'ün tail kısmı dediğimiz söndüğü kısımları, zillerin söndüğü kısımları dinlemek gibi dikkatle dinlemeniz gereken bileşenler var. normal kullanıcı açısından var olmayan farklar var yani.

    kendi yaptığım testlerde de bu durumu teyit ettim.
    hem masaüstü, hem telefondaki uygulamalardan aynı şarkıyı kaydedip, bilgisayar ortamında ölçümlerini yaparak volüm seviyesini elle eşitledikten sonra (ki daha yüksek daha iyidir aldanması yaşamayalım) gördüm ki 256 kibt ve üstü kalitede sıkıştırılmış ogg vorbis veya aac veya mp3 veya flac arasında pratikte bir kalite farkı yok.

    özetle "kalite kötü" diyenlerin yanıldığı nokta sıkıştırma kalitesinden ziyade 99% ihtimalle volüm normalizasyonu ayarları farklılığı.

    "spotify ses kalitesi daha kötü" diyen arkadaşların yukarıda paylaştığım ayarlardan mevcut ayarlarını değiştirip aynı şarkıyı her iki (ya da üç neyse) platformda dinleyerek hangisinin sesini tercih ettiklerini kontrol etmelerini öneririm. apple muzikte volüm normalizasyonu açık olmayabilir ama spotify'da hem download kalitesi düşüktür hem de volüm normalizasyonu açıktır gibi durumlar olabilir.

    ancak sizi temin edebileceğim şudur ki, volüm normalizasyon etkisi denklemden çıkarıldıktan sonra hiç bir platform için "ses kalitesi dandik" diyemiyoruz. hepsi fazlasıyla iyi.

    cd kalitesinden matematiksel olarak daha düşük evet, ama pratikte, consumer hatta prosumer seviyesi dinleme cihazlarıyla o farkı duymak imkansıza yakın.

    ek:

    bakınız şu video çok güzel bir noktayı irdeliyor - tüketici cihazlarında bir şarkı nasıl farklı duyuluyor teker teker kontrol edebiliyorsunuz.
    özellikle kulak içi kulaklıklar ile tam boy hoparlör arasındaki bas tiz dengesine odaklanın. mp3 - aac gibi codecler kulak içi kulaklıkların frekans cevabının yansıtabileceği türde bir kalite kaybı yaşatmıyor. daha doğrusu yaşanan kalite kaybını özellikle kulak içi (airpods gibi) kulaklıklarla anlamak imkansız.

    https://youtu.be/wrmtwyvdqpq?t=499
  • 320 kbit ve 1440 kbit arasında fark duyamazsınz. hele tüketici seviyesi kulaklık veya hoparlör kullanıyorsanız hiç kasmayin bile. yaşınız 15-16 üzeri ise hele hiç duyamazsınz.

    duyarım diyen mesaj atsın bana ben önce aac flac ve ogg olarak encode edilmiş sonra wav dosyasına dönüştürülmüş dosyalar atayım bana tutarlı olarak söylesin net olarak "şu ogg bu flac bu sıkıştırma yapılmamış wav " diye ben de sözümü geri alayım.

    bonjovi'den sonra reynmen onermesi de spotify'ın suçu değil. etraftaki dinleyicinin suçu. spotify reynmen neymiş rap miymiş metal miymiş diye bakmıyor. genre seçimi çok kısıtlı. trap rap hepsi hiphop şemsiyesi altında. klasik rock, heavy metal, punk, akustik rock, türkçe rock almanca endüstriyel rock hepsi rock altında. spotify tamamen diğer kullanıcılardan mine ettiği (data mining) veriyi kullanıyor.

    türkiye'de kullanıcıların bir çoğu bon jovi ile aynı playliste reynmen koymuşsa sana da öneriyor. spotify a kızma, pizzaya pudra şekeri eker gibi bonjovi ve reynmenli playlist yapan komşuna kız.
  • açık çek yahu, ogg flac mp3 > hepsini wav yapıcam, bana tutarlı olarak şu mp3 bu ogg bu flac bu wav deyin tamam.

    aynı 30 saniyelik müzik dosyasını kendim 24 bit master dosyasından 1 kez yüksek kalite sıkıştırma yapıcam, sonra 16 bit wav. sadece 1 kere kalite kaybı olacak.

    varsa ben hepsini bilirim diyen yarasa babayigit mesaj atsın.

    al şu da "yapılmışı var"

    wav, 320 kbit mp3 ve 128 kbit mp3.

    https://www.npr.org/…-better-than-guessing-randomly

    şurada da araba parası harcayip kulaklık seti alan reddit kullanıcılarının "320 ve flac arasında fark duyamiyorum" şeklindeki yorumları :

    https://www.reddit.com/…ifference_between_flac_and/

    özetle "ben anlarım eaabi" diyene hodri meydan diyorum. yiyorsa blind test gel yapalım.

    edit: burda doktora git mit diyen eleman meşhur trolmüş, engelimden kaçmış nasıl olduysa.

    neyse dursun yine de entry şuursuz biri gelir ben duyuyorum falan der.
  • (bkz: spotify/@moresk) entrylerinde "ses kalitesi iddialarınız geçersiz" iddamı destekleyen video. rick beato'dan

    https://youtu.be/ygeji5pza78
1909 entry daha

hesabın var mı? giriş yap