şükela:  tümü | bugün
  • milletlerarası arenada pek yankı bulmayan,2.dünya savaşından sonra yakın avrupa tarihinde yapılan en büyük katliam olarak tarihin kara sayfalarına geçen katliam.

    general ratko mladiç komutasındaki sırp kolordusu tarafından bir gecede 8000 sivil boşnak bm hollanda baris gücü koruması altında olmasına rağmen canlarına kıyılmıştır.
  • yakın zamanda yapılan iki büyük katliamdan biri.

    bu katliamın önemi yakın avrupa tarihinde 2.dünya savaşında hitler'in yaptığı katliamları aratmaması ve o günden buyana 1 gecede yapılmış en büyük katliamlardan biri olmasıdır.

    (bkz: ruanda katliamı).
  • konuyla ilgili olarak, bilgi üniversitesi hukuk fakültesi öğretim üyesi prof. rona aybay'ın da uluslararası yargıç sıfatıyla görev aldığı bosna hersek insan hakları mahkemesi'nin kararı için:

    http://www.hrc.ba/…c admissibility and merits e.pdf

    konu halihazırda, lahey merkezli birleşmiş milletler savaş suçları mahkemesi'nin de gündemindedir.
  • üzerinden 10 yıl geçen srebreniça katliamına kadar olaylar şöyle gelişti:

    nisan 1992 - bosna-hersek'te savaş başladı. sırp ordusu doğuya
    doğru hızla ilerledi ve nüfusunun yüzde 75'ini müslümanların
    oluşturduğu 36 bin nüfuslu srebreniça'yı ele geçirdi. birkaç ay sonra
    boşnaklar kasabayı geri aldı.

    ocak-mart 1993 - sırplar boşnakların elindeki bölgelere karşı
    saldırıya geçti. srebreniça ve zepa, sırpların elindeki bölgenin
    oldukça içlerinde, düşman birlikler tarafından kuşatılmış bölgeler
    haline geldi. çevre bölgelerden kaçan boşnakların göçü sonucu
    srebreniça'nın nüfusu 60 bine çıktı. su, gıda ve tıbbi malzeme kıtlığı
    başladı.

    nisan 1993 - birleşmiş milletler, srebreniça, zepa ve gorazde'yi,
    diğer 3 bölge ile birlikte bm koruması altındaki ''güvenli bölge''
    ilan etti. bm barış gücü, bu bölgelere asker sevk etti ve sırp
    saldırıları durdu. ancak srebreniça etrafındaki sırp kuşatması devam etti ve sonraki 2 yıl içinde çok az sayıda insani yardım konvoyunun kasabaya girmesine izin verildi.

    mart 1995 - karaciç, srebreniça ve zepa'nın tamamen dış dünyadan
    koparılmasını emretti ve yardım konvoylarının bu kasabalara ulaşması
    engellendi.

    9 temmuz 1995 - karaciç, srebreniça'nın alınması emrini verdi.
    sırplar kasabayı ele geçirmek için ''krivaya 95 operasyonu''nu
    başlattı. srebreniça'yı kuşatan sırplar, bm barış gücü'ndeki hollanda
    askerlerinin gözetleme mevzilerine saldırdı ve 30 kadar hollanda
    askerini rehin aldı.

    10 temmuz 1995 - sırp ordusu srebreniça'ya top ateşine başladı.
    hollanda güçleri sırplara, sabaha kadar geri çekilmezlerle nato'nun
    hava saldırısı düzenleyeceği tehdidinde bulundu.

    11 temmuz 1995 - nato savaş uçakları srebreniça etrafındaki sırp
    tanklarını bombaladı. sırp ordusu kasabaya bombardımana yeniden
    başlayacağı ve rehin hollanda askerlerini öldüreceği tehdidinde
    bulundu. aynı gün akşam sırp genelkurmay başkanı ratko mladiç
    srebreniça'ya girdi.

    11-18 temmuz 1995 - aynı akşam 15 bin kadar boşnak askeri ve
    sivil, dağları aşarak srebreniça'yı terk etti. birçok boşnak bu sırada
    topçu ateşi ve keskin nişancı ateşiyle öldürüldü. sırp askerleri
    yakalayabildiklerini de öldürdü. srebreniça içindeki sırp askerleri ise kadın ve çocukları ayırarak, otobüsler ve kamyonlarla boşnakların elindeki bölgelere
    gönderdi. 16 yaş ile 70 yaş arasındaki yaklaşık 8 bin boşnak erkek,
    depolara, okullara ve ambarlara dolduruldu ve kurşuna dizilerek toplu
    mezarlara gömüldü.
  • bu katliam için bir alman bilimadamı şu yorumu yapmış ve beni bunalıma düşürmüştür: "resmi kayıtlara göre 10.000, söylentilere göre 30.000 civarında sivil müslümanın kadın çocuk demeden camilere doluşturularak katledildiği, binlerce kadına tecavüz edildiği bu korkunç gece, bm tarafından boşnakları korumakla görevli hollanda tugayının sırp saldırısını görünce kaçması yüzünden gerçekleşti. hollanda kamuoyunu uzun süre meşgul eden bu olay hollanda halkında onulmaz bir psikolojik yara açmıştır" görüyor musunuz zavallı hollandalılar nasıl mağdur olmuş, nasıl etkilnmiş katliamdan? acıdım gariplere. sen koskoca amerikaya kafa tut, insan hakları mahkemesi, yok savaş suçları mahkemesi diye, lahey diye kendini yırt, elin sırbı üçbeş müslümanı senin yüzünden katletsin. içi yanmıştır gariplerin. (bkz: bunların yatacak yeri yok)
  • can dündar'ın bu katliamın onbirinci yıldönümü* için yazdığı yazı beni feci ağlattı. dehşeti birebir yaşayan hasan nuhanoviç'in yaşadıkları, insanın yüreğini derinden yaralıyor. bir an kendimi koyuyorum onun yerine, gerçekten o anı hissediyorum ve kafayı yiyecek gibi oluyorum. düşünün, anneniz, babanız ve kardeşiniz, gözlerinizin önünde zorla ölüme götürülüyor ve siz hiçbirşey yapamıyorsunuz... işte, can dündar'ın kaleminden hasan'ın içler acısı hikayesi:

    ''yine bir 11 temmuz'du.
    sıcaktı.
    hasan panik halinde birleşmiş milletler'in bosna'daki askeri karargâh binasına girdi.
    hollandalı binbaşı franken'in odasına daldı.
    elindeki listeyi binbaşı'ya verdi.
    binbaşı, listeyi önüne çekip incelemeye başladı.
    bu, srebrenica'daki potoçari kampında görevli personelin listesiydi.
    * * *
    kampı kuşatan sırplar içeri sığınan boşnak mültecilerin kendilerine teslimini istiyorlardı. 'sadece kamp görevlileri içeride kalabilecek, aksi takdirde kamp bombalanacak'tı.
    hollandalı komutan bu baskıya direnememiş ve hemen personelin bir listesinin hazırlanmasını istemişti.
    listedekiler kalacak, diğerleri sırplara teslim edilecekti.
    * * *
    kamptaki 25 bin mülteci arasında hasan'ın annesi, babası ve kardeşi de vardı. hasan kampta tercüman olarak çalışmaya başlayınca onları da kampa aldırmıştı.
    burada güvende olduklarını düşünüyorlardı.
    ama şimdi hollandalı komutan onları sırplara teslime karar vermişti. kararı mültecilere bildirme işi de hasan'a kalmıştı.
    hasan, 'sizi teslim edecekler' deyince mültecilerden feryatlar yükseldi. kimi isyan ediyor, kimi sırplara verilmektense ölmeyi tercih edeceğini söylüyordu.
    ama, hollandalı komutan kararlıydı.
    * * *
    13 temmuz günü kamp boşaltılmaya başlandı. boşnaklar, hollandalı askerlerin gözetiminde tek sıra halinde kamptan çıkarılıyor ve kapıda sırp askeri araçlarına bindirilip götürülüyorlardı. götürülenlerin hemen öldürüldüğü haberleri geliyordu.
    hasan panikteydi.
    kendisi görevli olduğu için kampta kalabilirdi, ama ailesi gidecekti.
    hiç olmazsa kardeşini kurtarabilmek için bir formül düşündü. komutana götürdüğü personel listesinin sonuna 19 yaşındaki kardeşi muhammed nuhanoviç'in adını yazdı.
    listeyi inceleyen hollandalı komutan parmağını listenin sonundaki bu isme basıp sordu:
    'kim bu?'
    'yeni alınan temizlikçi' dedi hasan, ,'iki hafta önce alınmıştı, ama sırp kuşatması nedeniyle işe giriş formaliteleri tamamlanamadı.'
    'hayır. bizde böyle biri çalışmıyor' dedi komutan...
    pembe bir kalem aldı ve listeden 'muhammed' ismini sildi.
    bu kalem hareketiyle onu hayattan da silmiş oluyordu.
    * * *
    hasan kanı donmuş bir şekilde ayrıldı odadan...
    çılgın gibi sağa sola koşturdu. bütün yetkililere yalvardı.
    olmadı.
    ailesiyle birlikte kamptan ayrılmaya karar verdi. ancak babası vazgeçirdi onu bundan:
    'sen kalmalısın ve bu yaşananları tüm dünyaya anlatmalısın' dedi.
    kucaklaştılar.
    hasan, babasının, annesinin ve kardeşinin kamp çıkışında bir otobüse bindirildiğini gördü.
    bu, onları son görüşü olacaktı.
    * * *
    hasan, babasının vasiyetine uyup ömrünü bosna katliamını dünyaya duyurmaya adadı.
    sonunda başardı. ama çok geçti.
    srebrenica katliamında, aralarında hasan'ın ailesinin de bulunduğu 8 bin boşnak katledilmişti.
    katliama seyirci kalan hollanda hükümeti istifa etti.
    kamptan alınanların kurşunlanıp gömüldüğü toplu mezarın olduğu yere yıllar sonra clinton tarafından bir anıt dikildi.
    hasan, katliamın 11. yıldönümü olan bugün, saraybosna'da halkının mücadelesine devam ediyor.
    dünya, bosna'yı unuttu bile...
    şimdi israil'in filistin'deki katliamını seyrediyor.''
    * * *

    konuyla ilgili olarak, http://www.candundar.com.tr/ sitesinde ali dikici'nin detaylı bir makalesi yer alıyor, mutlaka okuyun diyorum.
  • avrupa'nın ikinci dünya savaşı'ndan bu yana gördüğü en büyük katliam. insanlık denen kavram ayaklar altına alınmakla kalmamıs, göz göre göre gün gün saat saat katliamın sesleri gelirken, bm, ab, nato (ve tabi ki türkiye) sessiz kalmayı tercih etmistir. en kötüsü belki de askeri tarihte esine rastlanmayan bir sekilde hollanda askerleri, kendi esir alınan askerleri ve can güvenlikleri karsılığı, kadın ve cocuklardan olusan halkı sırpların "vicdanına" terk etmislerdir ve tabi ki elim sonuc. rakamlar değişiklik arzetse de yaklasık 8000 bin sivil öldürülmüstür. 10 yıl gectikten sonra hollanda, büyük bir onurla, orada görev yapan askerlere madalya takmıstır. neyin madalyasıdır, takacak kalp var mıdır bilinmez..
    http://www.bbc.co.uk/…711_srebrenica_massacre.shtml
    http://www.yenisafak.com.tr/…/srebrenica/index.html
  • (bkz: srebrenica)
  • filistin ile birlikte düşünürüm hep bunu. bir şey yapamadığım için, halen yapamıyor olduğum için suçlu hissederim kendimi, fatih'in osmanlı'sı olup tepelerine binemediğimiz için üzülürüm, tecavüz edilip öldürülen anneler için üzülürüm, bunları gören küçük gözler için, eğer veremeyeceğim bir hesap varsa ilk sırada yer alır bu katliam.

    hollandalı askerlere madalya verilmiştir, masum insanların soykırıma uğramaları için düşmanla işbirliği eden hollandalı askerlere, orospu çocuklarına yani, insan hakları masalına, evleri kalpleriyle beraber delik deşik olmuş insanların katillerine verilmiş madalya var ortada, sen hangi avrupa'dan, hangi çağdaşlıktan, hangi bilimden, akıldan, vicdandan bahsediyorsun?

    insanlığa olan güvenimin bittiği yerdir bosna ve bu soykırım avrupa'ya karşı olan nefretimin en temel izlerini taşır. burada nefret ettim avrupa'dan, burada inandım hak, hukuk, insan hakları, eşitlik söylemlerinin koca bir yalan olduğuna, burada gördüm güçlünün zayıfı nasıl ezebildiğini, nasıl sessiz kalabildiğini insanlığın, nasıl onursuzlaştığını insanların, nasıl nefretle doldum bilemezsiniz, nasıl düşmanlık beslerim bilemezsiniz, kimse bilemez.

    soykırımdır bunun adı ve bu soykırımın sorumluları cezalandırılmadığı sürece haktır her türlü katliam her topluma.

    filistin'e ağlıyoruz şimdi, bir zamanlar srebrenica'da yapamadığımız şeyi bu sefer başaralım diyerek, ölecekse beraber, yaşayacaksak beraber ama illa ki beraber.

    tarafımdan her daim nefretle hatırlanacak, unutulmayacak srebrenica..
    biraz sonra filistin'e dönüp bakacağım, ne çok benziyorsunuz diyerek.

    neler yaşadın biraz olsun anlat bosna..anlat ki utanayım..