şükela:  tümü | bugün
  • sezeryan sonrasi vajinal dogum'un kisaltmasi. "bir kez sezeryan dogum yapan kisi diger dogumlarini da sezeryan ile yapmak zorundadir" kanisinin gecerli olmadigini ispatlayan islem. ozellikle hollanda, almanya gibi ulkelerde bir dogumunuzu sezeryan ile yapmis olmaniz birseyi degistirmez, muteakip dogumlarda normal dogum yapacaginiz varsayilir. ulkemizde bilincli annelerin ve ozverili doktorlarin ugrasilari sonucu gundeme hafif hafif girmeye baslamistir. yinede ilk dogumda bile size sezeryan olmaniz icin neredeyse baski yapan doktor turleri sezeryan sonrasi yapacaginiz dogumda gozunuzu son derece korkutup tekrar ameliyata almak isteyebilir. direniniz. saglik bakanliginin da sezeryanla dogum yapmis annelerin sonraki dogumlarinda normal dogum onerilmesini iceren bir genelgesi bulunmaktadir. arasitiriniz, bilincleniniz.
  • (bkz: vbac)
  • bütün doktorların ağız birliği yapmışcasına "aman haa! çok tehlikeli, asla yapmam" dediği doğum türü. insanı gerçekten korkutuyorlar ve içinde ukte kalıyor. ama bu şekilde doğum yaptıran doktorlar da var. onlarla da görüşmek, dinlemek lazım.

    edit: evet, harika bir doktor buldum sonunda. herşey yolunda giderse doğum sancısı nedir, dünya kaç bucaktır öğrenicez inşallah.
  • sadece doktorların değil etraftaki ilgili ilgisiz herkesin yorum yaptığı ve son hız hamile kişiyi vazgeçirmeye çalıştğı doğum şekli.
    direnhamile.

    edit: evet başardım. bu da yapamazsın diyen doktorlara kapak olsun.
  • (bkz: hayalim)
  • ustune basa basa soylemek lazim sanirim

    --- `(ıtalik, bold, buyuk harflerle)` ---

    sezeryanla doguranlar yarim anne degildir! bunu takinti haline getirmemek lazim.

    --- `(ıtalik, bold, buyuk harflerle)` ---

    ssvd ye gelirsek, sanirim goze alamazdim bunu... *

    gebeler ssvd den bahsedince doktorlarin gozlerinin belermesini tepkiyle karsiliyorlar genelde. doktorlarin usengecligi, konformistligi, vs gibi algilaniyor sanirim ssvd yle arasina mesafe koymasi bi doktorun...

    benim pampa da hem anne, hem de bir kadin dogum uzmani.
    o da oldukca temkinlidir ssvd konusunda. bunu da "ya delfi soyle olabilir, bu risk var, ordan batabilir, buraya çıkabilir" gibi anlatmisti (tabii sayip doktugu yuzbin tane latince seyin hicbirini hatirlamiyorum)

    ssvd den gercekten korkuyorlar. evet. onlara bisey olacagindan mi?
    hayir.
    annenin ve bebegin sagligiyla ilgili ciddi sorun yaratabilecek, komplikasyon riski bilmemnesi yuksek bisey oldugundan dolayi.

    nedense toplumca doktorlari "kasap" veya "tuccar" gibi gorme temayulundeyiz.
    daha bugun zottirik bi roman yazarinin basligi altinda, kadinin antidepresan karsiti soylemleri savunuluyordu.
    "beyninizi uyusturan bisey sizi nasil iyi edebilir ki?" tipi argumanlarla hem de...

    bunu gercekten anlamiyorum. 6+5 olarak 11 koca yil egitimini aldiklari, tecrube edinecek sekilde surekli calisarak pistikleri bir sureci; bunun donanimina sahip insanlari nasil bu kadar indirgeyebiliyoruz?

    4 yillik bir fakulteyi bitirmis, okurken devamli ayni sektorde calismamis, bikac yillik da deneyimi olan bi mimarin, muhendisin cizdigi/hesapladigi/yaptirttigi bir apartmanin icine girip guvenle yasayabiliyorken, neden hayatinin 11 koca yilini dolu dolu egitimine ve meslegine gommus, ustune bilmem kac yil daha tecrube kazanmis doktorlarin agiz birligiyle soyledigi biseye bile cekimser yaklasiyoruz?

    bir psikiyatristin yazacagi antidepresanin sadece beynimizi uyusturacagi, kadin dogumcunun ssvd lafini duyunca bagnazligindan(!) oturu gozlerini devirdigi fikrine hangi bilimsel argumanlara dayanarak variyoruz?

    bunu gercekten anlamiyorum...

    almanya'da ssvd yapilan biseymis evet.
    ama bu, almanya tip sistemi gercekligidir. orada bunu yapan doktorlarin gectigi tedrisat, hocalarinin ogrettigi teknikler, hastanelerinin sahip oldugu cihaz ve servis bollugu, destek personelinin kalifikasyonlari filan buna uygun demek ki..
    turkiyedeki hastanelerin her birinde bir kan merkezi yok. yeni dogan yogun bakim unitesi yok, o yok, bu yok...
    cerrahpasa gibi bir fakultenin iflas bayragi cektigi, tum iyi hocalarin universitelerden kacirildigi, tusta ilk 100 e girmis hicbir doktorun kadin dogum secmedigi bir donem yasiyoruz. allaha emanet bir vaziyetteyiz,
    en iyi universitelerin kalan tek tuk bolum baskanlari, prosefor cerrahlari cayir cayir bagiriyor "10 seneye kadar ameliyatini yapacak ve sizi sakatlamadan iyilestirecek doktor bulamayacaksınız" diye... hayir zaten simdiden cortlamaya baslamis bir saglik sistemi var ortada... bu noktada almanya gibi dunyanin en iyilerinden olan bir saglik sistemiyle bizimkinin karsilastirmasini yapmak ve bizden de o uygulamalari beklemek ne derece gerecekci cidden bilemiyorum...

    ...

    doktorlarin "indirgenmesi"ne donersek...

    bi fikra vardir, cok unlu ve zengin bi kalp cerrahi, bi sorun yuzunden arabasini tamirciye goturmus. ariza motorda cikmis. tamirci arizayi giderirken sohbet etmeye baslamislar. tamirci demis ki,

    -abi bisey sorucam. bak sen kalp cerrahisin. motor da bu arabanin kalbi... bak iste damarlar, kapakciklar, hepsi burda, nerdeyse ayni... bunu ben de tamir ediyorum, sen de insandakini tamir ediyosun.
    ama ben eh iste gecinmeye calisirken, sen gayet super kazaniyosun. aramizdaki temel fark ne ki?

    dr gulerek cevap vermis,
    -motor calisirken tamir etmeyi dene...

    ....

    ssvd ye karsiymisim gibi bi tablo da cizmek istemem. elbette ki almanya gibi bir saglik sistemine, hastane ve personel kalitesine, ona uygun bir tip tedrisatina sahip bir ulkede, olasi biseydir...
    burda da olur mu? oluyor tek tuk evet... ama iste burada biraz daha kisitli imkanlarla, daha "sansa dayali" bi sekilde oluyor... hazir cenem acilmisken, bu "sans" faktoruyle alakali bisey anlatayim, gercek bi olay...

    annemin halasi neriman. cocukken agactan mi dusmus, dogumsal kalca cikigi mi, ne oldugunu bilmedigim, kalcayla ilgili bi ortopedik problemi vardi. bi bacagi kisaydi ve baya done seke yururdu. basit bi eylem degildi onun icin yurumek.

    1950 filan olmali. evlenmis ve gebe kalmis.
    aydin'in bi koyunde yasiyorlar. bildigin koy yeri yani...
    dogum dancilari gelmis. ve kadin doguramamis. "ölüyo bu!" diye feryat figan aydin merkez hastanesine yetistirmisler...

    kalca problemi var ya, herhalde ondan midir nedendir bilmem, , acilmamis kadin.
    1950 yilinda, sezeryan... evet.
    anne de bebek de mucizevi bi sekilde saglikli...

    doktor cok buyuk ayar vermis. "bu sansti, mucizeydi. bundan sonra sakin ola gebe kalmayacaksin. ne seni, ne bebegi kesinlikle kurtaramayiz bu sefer!"

    neriman hala durur mu? 2 ay sonra gene gebeymis...

    hasili, dusuklerle-olu dogumlarla beraber 11 i bulmus kadin. sadece 4u yasamis (annemin hala kizlari ve ogullari)
    ve bu kadin bu kadar dogumu, normal yolla ve sezeryan ustune yapiyor! hepsi de 50 li yillarda!

    "aaaa negzel, oluyormus demek" diyoruz. di mi?
    ıste sorun burda.
    tipta "aaa oluyormus demek" gibi bi yaklasim yok. vakalara, olanlara, istatistiklere, arastirmalara bakip, tamamen bilimsel esasli yaklasimla yetisiyor doktorlar.
    mumkun oldugu surece, en risksiz yolu tercih ediyorlar normal olarak.... cunku bu insanlarin karar verip insiyatif kullandiklari sey, 6 li ganyan kuponu degil.. ınsan sagligi!

    sozlerimi baglarken, yine pampayla (kadin dogum uzmani olan) yasadigimiz bi dialogtan ornek vereyim...
    ssvd yi anlatti anlatti bu.

    ben- peki sen ssvd tercih eder miydin velev ki tekrar dogurmaya karar versen?
    pampa- yok hayir, riskleri cok fazla

    ....

    normal dogumcu ekoldendir. randevulu bi sekilde mesai saatleri dahilde gebelerini sezeryane yonlendirebilecekken, bunu yapmayip, geceyarilari uykusundan uyanma ve donunu giyemeden hastaneye kosturma pahasina tum uygun gebelerini normal doguma yonlendirir, tesvik eder, cesaretlendirir. dogurtur da...

    geceler boyu whassaplasiriz. bazen "doguma gidiyom, taksiye bindim" der.
    ciktiginda 50 smiley atar "4 kilo, ilk dogum, epizyosuz, yirtiksiz" filan diye sevinir...
    gercekten sevinir, laf degil. uykusuzluk, yorgunluk ucar gider... oyle asik meslegine.
    ılk dogumu olan bi kadini, 4 kilo bebeğini de, epizyosuz, yirtiksiz ve normal dogum yaptirabilecek kadar isinde iyidir...

    simdi siz ssvd dediginizde, bu doktor size riskleri anlatacak ve siz onun bagnazliktan, usengeclikten, kotu niyetten filan size ssvd yi kotuledigini (halbuki kotulemiyor, riskleri anlatiyor) dusuneceksiniz oyle mi?

    bence bi daha düşünün. ?.
  • isvec'te de tavsiye edilen ve minimum mudahaleyle gerceklestirilen bir dogumdur. bu arada ısvec gerek hamilelik suresince yapilan takipler olsun gerekse dogum sureci olsun her turlu tetkik, ultrasonu ve mudahaleyi (eger riskli bir hamilelik gecirmiyorsaniz) gercenten abarti derece minimumda tutan bir ulkedir. zaten hamileliginiz suresince ve dogum esnasinda doktor yuzu görmezsiniz. hep ebelerle muhattap olursunuz. kalp atışları ve rahim kasılmaları tabiki yakindan incelenir ama bunun disinda hersey dogal surecte gerceklesir. diyecegim sudur ki bu konu ulkenin saglik politikasiyla alakali bir durum. burada abarti derecede normal dogum yanlisi bir saglik politikasi var. bu durum ssvd icinde gecerli burada, yani sezaryenle dogum yapmış olmanin, sonraki dogumların mutlaka sezaryenle gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelmedigini savunulur. ulke baglaminda degerlendirilmesi gereken bir konu.
  • ilk doğum sezaryenle gerçekleştiyse ikinci doğumun vajinal olarak gerçekleşmesi için iki doğum arasında makul bir süre geçmesi şarttır.dikişlerin iyice iyileşmesi,rahmin toparlanıp,vücudun eski haline dönmüş olması halinde ülkemizde de artık bu şekilde doğumlar sıkça gerçekleşiyor.ve bunu yapan en iyi doktorlardan biri de ankara'da muayenehanesi olan sare davutoğlu olduğunu duymuştum.
    tıbbi gereklilik olmadıkça her kadının o mucizenin gerçekleşme anını acısı,heycanı ve ağlayış sesini duyduğunuzdaki sevinciyle tüm zerrelerinde hissedecekleri normal doğumla
    yapmanın keyfini yaşamalarını diliyorum.bol şans.
  • güncellenmiş ssvd yönergeleri için ingilizce bilenler dalabilir,
    https://www.rcog.org.uk/…ents/guidelines/gtg_45.pdf
  • türkiye'de rutin uygulamaya girmesi imkansız. savunucuları istedikleri kadar ısrarcı olsunlar bunun rutine girmesi imkansız.

    ben ön göremeyeceğim bir komplikasyon nedeniyle dava edilip yıllarca bunun stresiyle, sıkıntısıyla, üzüntüsüyle yaşamaya mecbur bırakılıyorsam bu imkansız.

    normal doğum ısrarı bebeği sakat bıraktı, bebeği öldürdü, anneyi öldürdü diye gazetelere manşet oluyorsam bu imkansız.

    rahimin yırtılma (rüptür) riski varken, bebeği kaybetme ya da yırtılma, kanamaya bağlı anneyi kaybetme, rahimin alınma riski varken sezaryen olmuş bir hastayı vaginal doğurtacağım he. oh noooo bebeyim. ben canımı sokakta bulmadım. hasta için ön gördüğüm minimum risk neyse o.

    bunun için hastanelerde olması gereken fiziki şartlardan, ekipten, kan bankasından vs bahsetme gereği duymuyorum bile.