şükela:  tümü | bugün
  • beethoven filmlerinin kahramanı olan cins...
  • (bkz: sen bernar)in dogru yazilisi
  • dogru yazilisi saint bernard. yani aziz bernar. insanlari donmaktan kurtardiklari icin aziz denmektedir onlara. bir de saint joseph var.
  • bu salaklar arada boyunlarındaki içkiyi (ben kanyak diye biliyorum) kendileri içer, sarhoş olurlar, o ikibimbeşyüz gözlerin hakkını verirler.
  • ismini isviçre ile italya arasındaki saint bernard pass'den ve oradaki manastırdan alan bu köpekler aslında yön bulma amaçlı kullanılmaktaydı. zamanla kurtarma görevlerinde yer aldıgı için ismi kurtarıcı köpege de çıkmı$tır. boynunda alkol ve bir parça ekmek ta$ıdıgı, buldugu insanlara bunları sundugu efsanesi geni$ bir kesime hitap etmektedir. 1800'de napoleon askerleriyle bu geçitten geçerken yol gösterme de üstün rol oynamı$ ve bogazdan kayıpsız geçmelerini saglamı$tır. beethoven filmlerinin kahramanıdır.
  • kisa tuylu ve uzun tuylu olmak uzere iki turu mevcuttur. beethoven filminde de gorulen uzun tuylu cinsi, kurtarma gorevleri icin uygun degildir. sogukta uzun tuyleri buz tutar ve kotu hava kosullarinda hayvani agirlastirip yorar. kisa tuylu olanlarinda daha cok mastiff havasi vardir. bunlarin cene yapilari ve gogus kafeslerinin sekline bakilara mastiff kokenli oldugu soylenebilir.
  • "cistercian tarikatı'nın kurucusu
    hugues de champagne'nin kendisine bağışladığı clairvaux toprakları üzerinde kurduğu manastırı aynı zamanda tampliye (tapınakçılar) için de merkez oldu.

    "1118-1119 yıllarında, tampliye şövalyeleri kudüs'te ilk kuruluş döneminde, esas görevi kıyı kenti yafa ile kudüsü bağlayan yolları korumak olan "fakir" bir tarikatti. ancak, bu yeni doğmuş örgüt, kurucularından andre de montbard'ın yeğeni olan st. bernard'ın koruması altına girince, önemli değişiklikler yaşadı. zaten, st. bernard'ın kendisi de, yirmi yaşındayken dinsel yaşama girene kadar, tam bir şövalye eğitimi almıştı."

    "1128 yılında, bernard de clairvaux daha henüz yirmisekiz yaşındayken, troyes konsili, ondan tampliyeler için bir tüzük hazırlamasını istedi. st. bernard, bunun çok daha fazlasını gerçekleştirdi ve tarikatın dinsel önderi oldu. para ve arazi bağışları yapılmasını sağladı; soylu ailelerin erkeklerini, tarikate katılarak kılıç ve haç sayesinde günahlarından arınmaları konusunda teşvik etti."

    tapliyelerin resmi "sponsoru" olarak, troyes konsilinde papalığın tarikatı tanımasını sağladı...st. bernard'ın eski öğrencilerinden ve clairvaux'nun rahiplerinden biri olan papa innocent ii, tampliye tarikatını papa dışında hiç bir otoriteye hesapvermek durumunda olmayan, ayrıcalıklı bir statüye yükseltti."

    (st. bernard'ın kendi kurduğu tarikat) tüzüğüne göre "herşeyden önce üç temel yemin gelmekteydi; erdem, yoksulluk ve itaat yeminleri".
    bu yeminleri aynen kabul eden şovalyeler asla bir kadına dokunmamak hatta kadınlarla konuşmamak, giydikleri kuzu derisi külotları çıkarmamak, geceleri de daima aydınlatılmış olmak
    zorunda olan yatakhanelerde uyumak, konuşma yasağı , talimler ve ayinler dışında, daima sessizce dua eder gibi dolaşmak, günde iki kez, incil okunurken (özellikle jozhua ve makabiler bölümleri) hiç konuşma olmadan yemek,saçları her zaman kısa kesmek, mutlaka sakal bırakılmak yemek gibi katı kurallarla bezeli savaşın gereklerine göre düzenlenmiş bir tüzüğe bağlı rahipler gibi yaşamak durumundaydılar."
    bütün bu cefa karşılığında isa'ya kendini adamak, dua ve erdemlerle dolu bir yaşam, inançsızlara karşı savaşırken ölebilmek; tüm bunlar, önceden işlenmiş günahlardan arınmak için vadediliyordu bu bakımdan, st. bernard tüm ruhunu kötülük sarmış katilleri ve tecavüzcüleri tampliyelere katılarak, ruhlarını kurtarmaya davet ediyordu. aforoz edilmişler için bile bir çıkış yolu, bir af olanağıydı bu. tampliye yemini kiliseye bağlılığın kesin kanıtıydı, gerçek haç uğruna savaşla geçecek bir yaşam da tanrı hoşnutluğunun garantisiydi."

    "st. bernard, feodal soyluların enerji fazlasını yöneltebileceği ve böylece "canileri, hırsızları ve katilleri" dine kazandırabileceği bir yöntemi yaratmıştı. hugues de champagne'a yeni adamlar bulmak ve bir tüzük hazırlamak sözünü verdi: "tanrı'nın savaşında, isa'nın askerleri olacaklar..." askeri hristiyanlık gerçek yaratıcısını bulmuştu."

    "bir tampliye için,inançsız bir insanı öldürmek dinsel bir ödevdi. st.bernard'ın sözlerine göre "isa adına adam öldürmek, cinayet değil, kötüleri yok etmek, adaletsizliği ortadan kaldırmaktır...bir dinsiz öldürmek, zafer kazanmaktır, zira isa'ya şan verir...savaşta ölmek din şehidi olarak kutsanmak anlamına gelir." bu hevesle, iki yüzyıl boyunca, yaklaşık yirmibin tampliye din şehidi mertebesine yükselmiştir. st. bernard'ın dehası, işte böylece "kuzey savaş kültünü" dinsel bir adanmışlığa dönüştürmüştür; tıpkı pagan tanrıların hristiyan azizlerine dönüşmesi gibi. sonunda, isa woden'i (odin) yenmiştir."

    "1139 yılında, adaylığı st. bernard tarafından heyecanla desteklenmiş olan, ii innocent papa seçilince, tampliyelere benzeri hiç görülmemiş bir ayrıcalık tanıdı; kendi kiliselerini inşa etme hakkı. bu ayrıcalığı tampliyeler sonuna kadar kullanmasını bildiler ve genellikle, tıpkı londra'daki temple kilisesi gibi, yuvarlak formu olan ve tampliyelerin mimari ustalıklarını vurgulayan güzel kiliseler inşa ettiler."

    http://muratag.tripod.com/templiye.htm
  • isimlerini alplerdeki grand saint bernard geçidinden alan köpek cinsi. bu geçitte bulunan bir manastırın keşişleri tarafından kaybolan insanları bulmak üzere özel olarak eğitilmiş, devamlı uykusuz gibi gözüken hayvanlardır bunlar. yalnız koku alma duyguları inanılmaz gelişmiş olduğundan hantallıkları pek de fazla önemli olmaz, zira güçlü kar fırtınalarında ayakta kalmalarını kalın kürkleri ve de cüsseleri sağlamaktadır. saint bernard manastırının misafirhanesinin önünde bu cankurtaran köpeklerin en ünlüsü, en yiğidi olan merhum "barry" isimli köpeğin anısına dikilen, üzerinde barry'nin kurtardığı insanların isimlerinin de yazılı olduğu bir anıt vardır.
  • kucukken at niyetine beni gezdirsin diye sırtından inmedigim, hem saf hem akıllı olmayı basarabilen, filmlerde boynundaki o minik fıcı gibi seyde ne tasıfdıklarını hep merak ettigim iri kıyım sevimli kopek.
  • cins bi köpekmiş. sokaktan "anaaa bu sen bernar lan!" diye bulduğumuz köpeği aldık getirdik baktık büyüttük.
    sen çomar çıktı iyi mi?