*

şükela:  tümü | bugün
  • vatikan'ın şu an resmi inanç görüşünü aldığı filozof, felsefe ve teoloji arasındaki temel farklılıkları göstermiş ve onları birbirinin alanlarından ayırmıştır ve aynı zamanda doğal teoloji ile onları yine ılıman bir alanda birleştirmiştir.
  • (bkz: #100387638)
  • hıristiyan camiasının en ünlü düşünürü.

    "kötülük diye adlandırdığımız şeylerin bir kısmı, zorunlu olarak, sonlu bir evrende yaşadığımız gerçeğinin bir sonucudur. nitekim, eşya zaman ve mekanda sınırlanmış olmalıdır. eşya sonsuza kadar var olamaz, insan da dahil olmak üzere hepsi fanidir. dolayısıyla bu sınırlamalar ve beraberinde getirdikleri kötülük en kusursuz evrende dahi gereklidir." deyişiyle hıristiyan ahlakının en güzel özetini yapmıştır. iyi ve kötü kavramlarının ancak birbirinin varlığıyla anlam bulabileceği ve bu yüzden insanlarca yargılanan kötülüğün "gerekliliğini" savunmuştur.
  • fresklerinde, kendisini bir kürsü üzerinde, ibn rüşdü ise (siyasi olarak) ayakları altına almış gibi gösterilen 13. yüzyıl hıristiyan düşünürüdür.
  • “insan sevinçsiz yapamaz, dolayısıyla gerçek ruhsal sevinçten mahrum kaldığında, dünyasal zevklere bağımlı olması kaçınılmazdır.”
  • thomas aquinas 1225-1274 yıllarında yaşamış ve bilgi, metafizik, siyaset, ruhun ölümsüzlüğü hakkında fikirleri ile skolastik düşüncenin önemli ismi ünlü hristiyan filozofdur.aynı zamanda fikirleriyle orta çağ skolastik düşüncesinden rönesans düşüncesine geçişte önemli bir yere de sahiptir.
    onun yaşadığı dönemde hukuk ve adalet konularında hristiyan geleneğinin ve kadim kilise insanlarının belirlediği kurallar bulunmaktaydı. aynı şekilde, cicero ve aristo gibi bilgelikleri orta çağ insanının saygısına mazhar olmuş hristiyanlık öncesi filozofların da etkileri ile düşünce dünyasını şekillendiriyordu. fakat aquinas birden fazla doğru olamayacağını düşünüyordu ve bu nedenle roma hukuku, kutsal metinler ve antik çağın sevilen görüşlerini bağdaştırarak batı felsefesinin çok önemli yapı taşlarından biri oldu..
  • thomas aquinas, bizlere inancımızı beslemek için bir dizi argüman verir. bu argümanların çoğu nedensellik ilkesi içinde değerlendirilir;

    “eğer insan aklı bir yaratıcı fikrini kavrayabiliyorsa, o zaman bir yaratıcı'nın var olması gerektiği doğrudur. “

    ya da

    “insan aklı, tanrılar fikrini kavrayabilir, bu nedenle olimposlu zeus'un tanrıların babası olması mantıklıdır."

    yahut

    tanrı'nın varlığı korkunç bir baş ağrısı çeken bir insan gibidir. birisi ona ağrı kesici verir. kişi ilaca bakar ve bu küçük hapın bu kadar büyük baş ağrısını dindirip dindirmeyeceğini sorar. ve hapı almadıkça ve kendisini bu etkiye ikna etmedikçe şüpheye devam eder. bir bakıma bu, tanrı'nın var olduğuna dair bir kanıttır. eğer kişi kendini tanrı'nın varlığına ikna etmek istiyorsa başı ağrıdıkça ilacı almak zorundadır.

    ***

    tanrı'nın varlığının gösterilmesinin beş yolu olarak adlandırdığı yolu formüle ettiği summa theologiae kitabında, tanrı’nın varlığına inanan herhangi biri tarafından kabul edilebilecek nedensel argümanlar vardır. aristoteles’in; “herhangi bir etkinin eğer bir nedeni yoksa, o zaman hiçbir yasa formüle edilemez ve her şey tam bir kaosa yol açar.”, thomas aquino'nun, aristitoteles ve platon'u taklit ettiği ve tanrı'nın varlığını göstermeye çalıştığı, “hareket eden her şeyin bir başkası tarafından hareket ettirildiği" şeklindeki mantığından yola çıkılarak, her etkinin bir nedeni olduğu varsayımında bulunulur ve her etkinin sonunda bir tanrı olduğu fikri için güvenli bir rota oluşturulur. tüm bu varsayımlar thomistic yöntemlerden ibarettir; evrenin düzeninin fiziksel zorunluluklarla birlikte, asıl ayarı, ana niteliği, fiziksel kanunlardan bağımsız olduğu tezi ile savunulur ki aslında, başlangıçta tanrı'nın var olduğuna ikna olmuş birinin herhangi bir nedene ihtiyacı olmadığı gibi herhangi bir ispata da ihtiyacı yoktur. insan bilgeliğinden üstün bir bilgeliğe sahip bir varlığın, varlığını inkâr etmenin imkânsız olduğunu mantıksal olarak kanıtlamak için çok fazla belagat ya da bilimsel akıl yürütmeye ihtiyaç duyulmamalıdır.

    diğer taraftan felsefi olarak nedensellik ilkesi elbette inkâr edilemez, doğru. ancak, nedenselliğin sadece bir yanılsama olduğunu öne süren david hume’un yanıldığını söylemek de doğru olmaz. hareket eden varlıkların var olduğu iddiası, elea'lı zeno'nun, aşil ve kaplumbağa aporia ya da hareket olmadığı için hedefine asla ulaşmayan ok gibi harekete karşı aporias ile çelişir. evet, evrende kesinlikle hareketsiz hiçbir şey yoktur. her şey hareket ediyor. hareketsiz görünen, hareket eden ve zamanla yıpranan yahut diğer maddeler arasında sıkışan veya karışan atomlardan oluşan ve bir dünyada ve bir güneş sisteminde ve bir galakside bulunan bir taş bile hareket hâlindedir. böylesine durmadan hareket eden bir evrende thomas’ın, hareketsiz bir motordan bahsettiği, tanrı’yı hareketsiz ana taşıyıcı olarak gördüğü ve tanrının kanıtı olarak sunduğu argümanı, donmuş ve hareketsiz bir tanrıdan ibaret kalır(tomas’ın bu argümanı da parmenides'in, var olma fikrinin kopyasıdır aslında).

    nedensellik ilkesine atıfta bulunarak bizi bir şeyin kendi nedeni olamayacağına ikna etmeye çalışmak, basitçe söylemek gerekirse, kuantum mekaniği ve modern fiziğin nedensellik ilkesini, eşzamanlılık ve mutlak zaman kavramından yoksun olmaya götürür. tanrıyı bilmediğimiz her şeyi çözmek için joker bir cevap olarak koymak kolaydır, ancak bu, gerçekten bilgi olarak adlandırılmayı hak eden bir bilgi yönünde bir adım olmamalıdır. çünkü tanrı mantıktan daha fazlasını ister. bunun için inanç gerekir. inanç da akıl yoluyla ilerlemez; inanç ve aklın uyumsuz olduğu bir gerçektir. inanç, sadakat, güven ve doğaüstü bir noktaya sahiptir. tanrı kavramı ve temsili, eterik ve soyut doğası gereği, ait olduğumuz fiziksel düzlemde kesinlikle gerçekleşemez, çünkü bizim olmayan bir bağlamda tezahür eder ve bu düzlem de bize yabancıdır.

    tanrı'nın varoluş için hayati önem taşıdığını doğrulamak ve varlığını bir dizi argümanla kanıtlamaya çalışmak, her zaman tartışma ve çelişkiye gebedir. aquinas'ın tüm varoluşla ilgili olarak tanrı'ya atfettiği zorunlu koşulu, yalnızca kendisini tamamlamayı önerdiği döngüsel akıl yürütme düzleminde anlamlıdır. tanrı, beş argümanla açıklanabilecek tanımlanabilir ve ölçülebilir bir değer olsa idi, bu kadar etkili olmazdı. tanrı’yı yeryüzüne indirmeye çalışmak, tanrı’nın gerekliliğini ortadan kaldırır. peki bu bizim ne işimize yarar? gizem, bizleri bilme arzusuna yönlendirir. bilimin lokomotifi gizemdir. bilim için sürdürülebilir daimi arzu gerekir. gizem kalmadığında arzu sona erer. bir gizem olarak gözden kaybolan tanrı, bizi de arzu özneleri olmamız için meşrulaştırır. her birimiz, bir tanrı olarak yaşarız, inancımızı ve emirlerimizi bir diğerine dayatırız
  • kendisine göre bir yönetimin meşru kabul edilebilmesi için şu 2 şartı karşılaması gerekmektedir:

    -iktidarı, adalete uygun olarak ele geçirmek
    - ele geçirilen iktidarın toplumun çıkarlarına göre kullanılması.

    thomas’a göre yukarıdaki şartları terk eden yönetimler, meşruiyetlerini kaybeder. bu durumda yönetilenler, iktidara karşı (pasif bir şekilde) isyan edebilirler/direnebilirler.
  • - dünyevi devletin kiliseye tabi olması gerektiğini söylemiştir.
    - devletin dünyevi konularda belli bir bağımsızlığı olması ve kilisenin müdahalesinden korunması gerektiğini söylemiştir. ama bu onun laikliği benimsediği anlamına gelmez ona t devlet kiliseden ayrı yasalar yapamaz.

    siyaset ve devletin meşruluğu:. thomas , yeryüzü devletini insanların bir arada yaşama ihtiyacının doğal bir sonucu görür.

    en iyi devlet rejimi: en iyi rejim "karma" rejimdir.

    doğal hukuk: yasalar doğal hukuka uygun olmalıdır. bu görüşü cicero'dan almıştır.

    vahiy ve akıl: bilginin kaynağı hem vahiy hem akıldır. bu ikisi de tanrıdan geldiğine göre birbiriyle çelişemezler.