şükela:  tümü | bugün
  • genellikle üniversite öğrencilerinin ikinci sınıftan itibaren zorunlu ya da gönüllü yaptıkları eylemdir. başvuru günümüzde kuruma göre değişmekte, kimi el yazımı dilekçe isterken, kimi internet sitesinde yer alan başvuru formunun doldurulmasını yeterli bulmaktadır. kimi transkript , cv hatta referans isterken, kimileri hiçbir şey sormamaktadır. başvurularla ilgili asıl nokta, kurumda ne amaçla, hangi konuda staj yapılmak istendiğinin belirtilmesidir. zira başvuruları okuyan şahıs , e bu adam bunu bunu biliormuş, şöyle bir etkinliğe de katılmış zamanında ama ben buna ne iş yaptırabilirim diye düşünüp en sonunda çay kahve taşımanıza ya da fotokopi çekmenize karar verebilir.
  • böyle şeylerle de karşılaşılabilir, korkulmamalıdır,amaç zaten birilerini yıldırmaktır.
    "firmamiza yaptiginiz staj basvurusu için tesekkur ederiz.
    31 mayis 2004 pazartesi gunu saat 10:00-11:00 saatleri arasinda grup gorusmesine katilmak uzere adresine gelmenizi rica ederiz. bu gorusme yaklasik 1 saat surecektir.
    bu sure icinde sizden oncelikle ilk 1-2 dakika kendinizi anlatmanizi isteyecegiz (staj amaciniz, staj yapmak istediginiz departman, donemi ve suresi). ardindan,
    "dunyamizin tukenen gida kaynaklari nedeniyle her gecen gun artan oranla yuzlestigi aclik tehlikesi icin cozum onerilerileriniz neler olabilir?' konusunda 5 dakikalik, veri ve orneklerle hazirladiginiz bir konusma yapmaniz bekleyecegiz.
    katiliminizi "basvuru@tr.nestle.com" adresine teyit etmenizi rica ederiz.
    saglik ve basari dileklerimizle,
    nestlé turkiye gida san. a.s. "

    (bkz: oldu gözlerim doldu)
  • her hukuk fakültesi bitirmiş gencin, önündeki altı aylık kabus dönemini (bkz: adliye stajı) başlatmak için (niyeyse) çırpındığı başvuru sürecidir...bir duvarı kaplayacak kadar sayıda vesikalık, deli olmadığınıza ve kalbinizin çalıştığına dair rapor, sabıkanız olmadığına dair rapor, ikametgah, tasdikli nüfus cüzdanı sureti, diploma vb. gibi evrakları temin edip gider formları doldurursunuz, onbeş gün sonra gel mektubunu al denir, onbeş gün sonra mektup alınmaya gidilir, alınan mektup tanıdığınız avukata götürülür ki sizin avukat olacak niteliklere sahip olduğunuz ve vallaha da billaha da bak anamın üstüne yemin ederim ki herhangi bir işte para karşılığı çalışmıyor, stajına da hergün devam edecek ben kefilim içerikli bir cevap mektubu alınır, baroya götürülür, bir on ün sonra gelmeniz söylenir, gittiğinizde adliye stajını yapmak istediğiniz adliyede sıra olduğu ve ne zaman başlayabileceğinizin belli olmadığı söylenerek isterseniz başka bir adliyeye geçmeniz tavsiye edilir , artık beklemekten sıkılan genç tüm naifliğiyle bunu kabul eder, ancak başına geleceklerden habersizdir, ayrıca tam bu esnada daha fazla vesikalık talebinde bulunulur, sonra adliye-baro, baro-adliye, adliye-staj eğitim, staj eğitim-baro, baro-adliye üçgeninde evrak getirip götürmeniz (ki bunun hepsini aynı gün içinde yapmak da mümkün, insan bir sigara yakıp ne yapıyorum ben yahu çeksem gitsem buralardan işim ne benim avukatlıkla filan gibi düşüncelere kapılıyor kolaylıkla), bu esnada adliye içerisinde adalet komisyonu bürosuyla staj bürosu arasında koşturmanız sonra imza için savcı peşinde koşmanız gerekir...sonunda bürokrasinin dişleri arasında ezilip kıvama gelmiş genç stajına başlar...artık her adliyede devam zorunluluğu vardır..."istersen dosya okuyabilir, ifade alınırken dinleyebilir veya savcı beyle konuşabilirsin ama istersen imza atıp çıkabilirsin de " giriş cümlesi üzerine "ben imza atıp çıkayım teşekkür ederim" denilerek ortam terkedilir ...takside bir sigara daha yakılır ve bu altı ayın hayattaki en kötü altı ay olabileceği ihtimali üzerine düşüncelere dalınır...
  • staj denilen , yapılan iş ne olursa olsun hiç bir püf noktanın size aktarılmadığı tamamen boşa geçecek bir zaman dilimine başlamak için yapılan beyhude çabaların başlangıç şeklidir.
  • sandalyeden dusurebılecek gulme krizlerini yasatabilecek deneyimlere de sebep verebilen beklenti surecidir.

    çin'in fevkelbeşer bir universitesinin bir araştırma labının direktörüne mail atilmistir, yaptıklarınızı, yapabileceklerinizi; genel olarak amacınızı belirtip gonullu olarak merkezde calısmak istediginizi belirten. attıgınız dıger mailler ayrıntılı yazılmıs bılgılerle gerı donerken sevgılı cınlı prof amca iki kelimeyle olayı bıtırmıstır: "sure, welcome".

    dilimize "sıkıyorsa gel" olarak cevrilebilir.

    tum hevesimi aldın be adam.
  • (bkz: smmm)
  • merhaba ben staj başvurusu için aramıştım.

    stajyer öğrenci kontenjanımız doldu maalesef.

    özkan bey'le görüşebilir miyim ben?(genel müdür kendisi)

    tabi. bi sn.

    (bu arada eşsiz klasik müzikler dinleniyor.)

    özkan bey şu anda yurt dışından gelen misafirleriyle beraber toplantıda. iyi günler.

    hadi yaa. filmlerdeki o sahneler gerçekmiş demek.

    pardon?

    hani olurya filmlerde, adam, zengin iş adamını arar. telefonu açan sekreteri de ''bi sn. bağliyim'' der ama hep ''müdür bey şu an toplantıda'' diye geri döner telefonda bekleyen adama.

    (gülücük)

    ya valla kendisi böyle söylememi istedi. elimden bi şey gelmez.

    anlıyorum. inşallah bundan sonra kendi istediklerini söylebileceğin işler yaparsın.

    kem kümm. isterseniz yarın sabah bi uğrayın. kendisi burada olur. yüzyüze görüşürsünüz.

    kimle?

    özkan bey'le.

    (gülüşmeler)
  • bazen insanı çıldırtabilen başvurulardır. ellerinde her türlü bilgim olduğu halde, doldurması 10 dakika sürecek bir form için istanbul'dan beni kaldırıp, ankara hakkındaki fikri 'aşti ne demek lan?' seviyesinde olan beni ankaray'a getirtmiş ve gerçekten de on dakikada hallettiğimiz form olayından sonra istanbul'a geri döndürtmüştür.
  • önüme gelen her yere yaptığım bi şey oldu son günlerde.işin komiği hiçbir tanesi de kabul etmeyecek.küçüğünden büyüğüne tüm fabrikalar mı tanıdık, referans ister ya.hepitopu staj yapıcaz yani gören de maaşlı çalıştıracak sanır.
  • fena canımı sıkmış durumdur.

    şöyle ki, liseden -okul bitince meslektaşım olacak olan- arkadaşla konuşulur ve yanında yapılmaya karar verilir. bir süre ik'nın kabul etmesi için beklendikten sonra arkadaştan yalan oldu haberi gelir.

    internetten bikaç yere başvurduktan sonra; kazın ayağının öyle olmadığı fark edilir.
    eşe dosta haber verilir ve bir tanıdık (bkz: tanıdık) gelsin yanıma ayarlayalım der.
    tanıdığın yanına gidilir durum anlatılır, 2 gün sonra tanıdıkla staj yapılacak iş yerine gidilir.

    şirket sahibinin odasında tanıdıkla birlikte oturulurken derin bi siklenmemezlik hali sezilir (bkz: siklenmemek)
    şirket sahibi, aslında ihtiyacımız da yok der. merak eder belki diye getirililen cv'ye bakmadan geri uzatır. okula verilecek belgeyi doldurur mühürler. tarihi de kafana göre doldursun diye ekleyerek geri verir.

    derin düşüncelerle iş yerinden ayrılınır (bkz: derin düşüncelere dalmak)

    not:merak etmekteyim.
    staj'da para almıyoruz. sigortayı da okul yapıyo. iş yerinin tek yükümlülüğü öğlenleri iki tas yemek ki onun da çoğu ramazana denk geldiğinden yalan olacak.
    hani bedavaya adam çalıştırırken bu kadar nazlanmak neden?

    yıllar sonra edit:sanırım kadir gecesi falan doğmuşum
    oraya gitmedim tabi. sonra gene bi tanıdık sayesinde başka bi yerde staj yaptım. sonra orda kaldım. sonra bi şirket değiştirdim. sonra bir daha değiştirdim.
    şu anda çok şükür özenilen bi yerde özenilen bi pozisyonda özenilen bi maaşla çalışıyorum. o çap ve nitelikteki şirketler, randevu için bile türlü şekillere giriyor.