şükela:  tümü | bugün
  • stajyer avukat kim midir ? ben size bir öyküyle açıklayayım.
    vakti zamanında bir hukuk bürosunda avukatlar seksin angarya mı yoksa zevk mi olduğunu tartışmaya başlamışlar.saatler süren tartışmaların sonunda kıdemli avukatlardan biri diğer avukatlara gelin bu konuyu bir de stajyer avukata soralım demişler.adliye işini bitirmiş yorgun argın gelen bir stajyeri çevirip seks angarya mıdır yoksa zevk midir siye stajyer avukata sormuşlar.stajyer avukat biraz düşünmüş ve "bence seks zevktir zira angarya olsaydı ben yapardım" demiş.
    işte stajyer avukat budur.
  • vay anam vay... "ben mahkemeyi bulamadım" diyerek dönen stajyer avukat da gördüm ya, siz gençlere birkaç laf edesim geldi. mahkemeyi bulamamak derken, baya böyle fiziki olarak mahkemenin yerini bulamamaktan bahsediyorum.

    bak şimdi canım kardeşim, avukatlar biraz gariptir. (ki büyüyünce sen de öyle olacaksın) bazen yetkinin olmadığı bir işi yapmanı isteyebilirler. böyle durumlar maalesef gerçekleşmektedir. bu durumda, eğer sen o işi yapmazsan sen yapamadı olursun. işin somut olarak imkansızlığını avukatlar pek takmaz. hatta "yapılamayacak bir işi yapmak" stajyer avukatlıkta size prim kazandırır. berbat bir şey, benim de sinirlerimi bozardı ama yapacak bir şey yok. olay böyle. ben stajyerken akşam 7 buçuğa kadar adliyede karar bekledikten sonra kararın yazıldığı haberinin gelmesiyle memura gidip "ya bi ver de gideyim" dediğimi, tabii kraldan çok kralcı memurumuzun vermediğini, sonra başkana çıkarak "reis bey kararı yazmışsınız, işte ben de kaç saattir hani bir suret alsam?" dediğimi ve aldığımı bilirim. ha bu marifet mi? yoo. ama işte, sizden sistemin dinamiklerini zorlayabildiğinizi göstermenizi bekliyorlar.

    onun dışında, size bir evrak verildiyse ve bu evrakın tam olarak nerede olduğu bilinmiyorsa dön babam dön araştıracaksınız ve o evrak bulunacak. siz gidip evrakı bulamadıktan sonra bir avukat gidip bulursa büroda "iş yapamaz" damgası yersiniz. o damga da bir daha çıkmaz.

    mesela beyoğlu'ndaki (eskidendi bu ama örnek olması için anlatıyorum) bir savcılık dosyası için sivas'tan muhabere yapılmış. doğal olarak önce beyoğlu'na gidersiniz değil mi? değil. bir bak bakalım dilekçede ne yazıyor? itiraz diyor. hmm avukata soracaksın, bunun itirazı nereye yapılıyor diye. o da diyecek ki "bakırköy" neden? çünkü beyoğlu'nda ağır ceza yok. peki avukat bunu neden baştan söylemedi? çünkü o bir avukat.

    şimdi de elinde tek bir evrak ve tek bir numara bakırköy'e gideceksin.

    önce nöbetçi ağır cezayı öğreneceksin birinden. kimden diye sorma artık, dal bir ağır cezaya nöbetçi kim de. bin tane avukat var onlara sor. birine sor yani. öğren bir şekilde. tamam kaçmış? 9 ağır ceza. eveeet... şimdi 9 ağır cezaya gidiyorsun diyorsun ki bizim böyle bir evrak var sizde mi acep? onlar da evraka bakıyorlar. aa diyorlar bunu temmuzda göndermişsiniz, biz o zaman nöbetçi değildik ki. haydaaa...

    demek ki napıyormuşuz? önce evrakın tarihine bakacaksın ve ne zaman istanbul'a gelmiş olabileceğini tahmin edeceksin. çünkü o evrak nöbetçi ağır cezaya gider ve nöbetçi ağır cezalar da periyodik olarak değişir. baktın, temmuz veya ağustos'ta gelmiştir dedin. zaten kalemdeki memur da o araları söyler sana. hemen soracaksın orada "temmuzla ağustosta nöbetçi neresiydi" diye. o da diyecek ki her ay değişir, temmuz'da 6, ağustos'ta 7 nöbetçiydi.

    eveet... şimdi önce 6'ya gidelim dedin gittin. sordun mordun, uyaptan felan baktılar. yok yok. evrak onlara gelmemiş. "sen bi de 7'ye bak" dediler.

    haydi şimdi de 7'ye. onlar da baktılar. ııh yok. hadi 7'deki iyi bir memur çıktı. "değişik iş kararlarına bakın isterseniz" dedi. ha hö? falan diye kalma. değişik iş kararı arıyorsun sen de merak etme. aç kararları, sıradan hepsini incele. ııh yok di mi? olmaz tabii... o zaman bir de 8'e bakayım deme. unutma ki adliye sonu gelmez bir döngüdür.

    tekrar 6'ya dön. o evrak ya 6'da ya da 7'de. bu konuda inancını sağlam tut. moral bozukluğu yok. hem bak değişik iş karar defteri diye bir şey varmış onu da inceleyebiliyormuşuz.

    6'ya döndün, "ee orada da yok" dedin. "hı bir daha bakalım" dedi memur, yine yok. durma, hemen yapıştır. "o zaman kararları inceleyebilir miyim" de. incele. orada da yok. nerede lan bu evrak?

    ama hızını alma hemen öyle. "zimmetle değişik iş defterlerine de bakabilir miyim" de. yok mok, işte şurada şimdi cart curt derlerse diret. al o defterleri. o mahkemenin bir aylık bütün gelenine gidenine, sayfalarca bak. kendi numaranı ara. orada da mı bulamadın?

    ofisi arayıp ben bunu bulamadım yeaa deme. o evrak bulunacak çünkü, başka yolu yok. ha illa arayacaksan "ben şuna gittim, şu defterlere de baktım şu kartonları da inceledim başka ne yapabilirim" de. o zaman aslansın.

    orada yok burada yok peki nerede? bütün öğleden sonranı bir evrakı arayarak ağır cezalar arası turnuva yaptın ama yok. e bir de sivas ağır cezaya sor bakalım nolmuş. hemen baro odasına in. bilgisayar bul, sivas ağır cezanın telefonunu öğren ara. şanslıysan açılacak telefon ve daha da şanslıysan karşıdaki sana yardım edecek. bu evrakı hangi tebligat numarasıyla yolladıklarını söyleyecek. söylemem derse pes etme hemen, o zaman siz sorgulatır mısınız istanbul'da bulamıyoruz de. hadi iyiydi, teb. nosunu verdi. internete gir, ptt'den sorgulat. neredeymiş sizin evrak?

    yolda. ee ama göndereli 3 ay olmuş? noldu? kayboldu canım. oluyor böyle şeyler. sinirlenme, sakin. boşuna koşturdun ama bir sürü şey öğrendin. bir soğuk su iç, iyi gelir.
  • ilginç hatıraları da olan hukuk emekçileri.

    bir arkadaşın başından geçen olay:
    arkadaşın yanında çalıştığı avukatın azeri uyruklu bir müvekkilesi vardır. kadın hayatını oryantal olarak kazanmaktadır. ama giyimi hal ve tavırları ile bir seks işçisi görünümündedir. türkiye'ye ilk geldiğinde bir türk vatandaşı ile evlenmiş ve türk vatandaşı olma hakkını kazanmıştır (o zamanlar evlenince beyanla olunabiliyordu) daha sonra da boşanmıştır ama kimliğini çıkartmamıştır. işte avukat ona kimlik çıkartacaktır.

    avukat kimlik işlemleri için stajyer arkadaşı gönderir. evlilik işlemleri sarıgazi evlendirme dairesinde yapıldığı için bir kaç defa gerek tek gerekse müvekkille oraya gitme durumları olmuştur. son gidişinde kadın yanında bir arkadaşı ile gelmiştir. arkadaşının durumu da malum. malum kıyafetlerde 1 80 boylarında ağır makyajlı iki kadın ve yanlarında kasketli sakallı ve onlara oranla bayağı kısa boylu talihsiz stajyer arkadaşımız.

    dairede işlemler biter. oradan nüfus müdürlüğüne gidilecektir. ancak kadınların bir arkadaşları arabayla gelip onları alacaktır. üçü birarada gelecek arabayı beklerler caddenin köşesinde. her nasılsa arkadaş da ikisinin ortasındadır. arkadaş birden farkeder durumu yanlarından geçen arabalar patinaj yaparak geçmekte, şoförler imalı imalı bakmaktadırlar. hemen kadınları orada bulunan kafe tarzı bir yere götürür ve orada beklerler gelecek şahsı. tabi pezevenk sanıldığı ile kalmıştır orası ayrı. *
  • işlerini rüşvet vererek veya nasıl rüşvet vermeden yapabileceğini öğrenmeye çalışan avukat adayıdır.

    benim için rüşvet kanundaki ifadesiyle "görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamak" değildir.

    benim için rüşvet, icrada dosya açarken verdiğin paranın üzerini almamaktır.

    benim için rüşvet, hacze çıktığın memura öğle yemeği yedirmendir.

    benim için rüşvet, taksi parasını icra memuruna fazladan vermektir.

    benim için rüşvet, fotokopinin 10 kuruş olduğunu bile bile mahkeme kaleminden 30 sayfalık dosya fotokopisi için mübaşire 10 lira vermektir.

    benim için rüşvet, yıl başlarında, bayramlarda icra icra, mahkeme mahkeme gezip gömlek, kravat hediye etmektir işin düşmese bir kere bile aramayacağın insanlara.

    benim için stajyer avukat bunları yapmaya veya yapmamaya karar verme aşmasında olan bir bireydir. bir çoğu gibi para üstlerini aldığı veya parayı tam verdiği için icra dairelerinde istediği zaman işini yaptıramadığında, yemek ısmarlamadığı için sıranın sonuna atılıp bütün gün tüm sehri akşama kadar icra memuruyla dolaşmak zorunda kaldığında, fotokopi için parayı bırakmayıp beraber gitmek için ısrar ettiğinden almak istediği fotokopiyi bir türlü alamadığında, yani özetle, kendisine dürüst ve namuslu bir insan gibi iş yaptırılmadığında kolaya kaçacak, akışa kapılacak insandır.

    kendisine buradan seslenmek istiyorum: herşeye rağmen zor yoldan gidenler var. yalnız değilsin. bunu bir tek sen değiştirebilirsin.

    #direnstajyeravukat
  • savcısından tutun mübaşirine kadar, adliyede kim var kim yoksa bu arkadaşlara bağırır.
    patron olmayacak iş ister, kalemdeki eleman da -isterse bal gibi yapacaktır o ayrı- yapmaz mı yapmaz, arada kalan yine bu arkadaştır.
    neredeyse ücretsiz çalıştırılırlar üstelik. okuldayken ailelerinden aldıkları harçlık bile değildir kendilerine uygun görülen maddi karşılık.
    çalıştığı ofisteki avukatlar herbirşeyi son güne bırakır biriktirir, tüm son günler bizim stajyerde patlar. aynı gün tüm adliyelerde birden olması gerekebilir ki istanbul'daki en bol şeylerden biri de adliyedir.
    ha tüm bunlardan sonra bir de ofise gidip dilekçe yazar, duruşma günü girer, topladığı evrakları yerleştirir, dosyalama tasnifleme bilgilendirme kıl tüy yapar.

    netice itibariyle, "verdiği rüşvet aldığı ücretten az ve yediği azar herkesin yiyebileceğinden fazla olan insan türü"dür, verilecek tanım.

    "çok yorgunum
    beni bekleme patron
    duruşma günlerini başkası girsin
    sakin, nezih, adil bir adliye...
    beni o adliyeye gönderemezsin" naziresinin kahramanıdır.

    ücretli avukatlarla birlikte, emeği en çok sömürülen insan grubundandır.
    ücretli avukat dediğimiz kişi teknik olarak ssk'lı işçidir ama "işçisel" haklarını koruyacak bir örgütlenmesi bulunmamaktadır - baro dediğinizi duymayayım. baro dediğimiz, staja başlamak için "paraya ihtiyacım yok zaten benim, çalışmicam tabi ki" yazısının altına imza attıran bir kurumdur. avukatlığın vakarıyla bağdaşmıyormuş efendim...

    vakar dedim, evet. savcının hakimin önünde "evet efendim, siz nasıl uygun görürseni efendim"siz konuşamayacak ve kalemde karşılıksız iş halledemeyecek olan, gerçeküstü çalışıp gerçek olması utanç verici karşılıklar gören insanların mesleğinden bahsediyorum.

    fakat bir yandan da bu bahsettiğim, savunma hakkı gibi bir hakkın varlığının devamını sağlayan; olmadığı takdirde bir adalet sisteminden bahsedemeyeceğimiz kadar temel ve vazgeçilmez bir mesleğin ta kendisi. avukatlar da, hangi meslekten ve ne kadar güce sahip olursa olsun, başı sıkışan istisnasız herkesin koşarak yardım istediği insanlar tabii ki.

    somut duruma tahammülü imkansız kılan da bu çelişki işte. o kadar vazgeçilmezken bu kadar itilmiş olmak.

    iki adımda kırk tane hukuk fakültesi olursa böyle de olur beter de olur.

    güzel atlara binip gidesi gelir insanın.
  • iki ucu boklu degnek. staj doneminde para kazanmasi yasak olan, para kazandigi kanitlanirsa staji yakilan, buna ragmen staj bitiminde avukat unvanini alabilmek icin bir milyar turk lirasindan fazla bir meblagi baroya vermesi gereken garibanlar toplulugu.
  • 4 modeli vardır;

    1) sekreter tip stajyer avukat:

    bu tip stajyer avukatlar; sabah büronun kapısını açar, çay taşır, fotokopi çeker, bulaşık yıkar. msn i sürekli açıktır. bir ileri modeli avukatının duruşma defterini, dosyalarını düzenler v.s. hukuk fakültesinde geçen yıllarına yazık edendir.

    2) icra takip memuru stajyer avukat:

    bu model de bütün gün o icra dairesi senin bu icra dairesi senin dolaşır. takip talebi açar, onların tebliğ, ödeme emri, haciz v.s işlemlerini takip eder. en acınası durumda olan stajyerdir zira bütün gün icra memurlarına iş yaptırabilmek kıçını yırtar.

    3) zengin büronun boş stajyeri:

    en afili stajyerdir. yüksek maaş alır, kendisine ait odası olur. avukatı arada sırada araştırmak için ödev verir, onun dışında bir halta yarayacak iş yapmaz, zira büronun işi az ama öz olduğu için ona iş düşmez. odasında boş oturarak stajyerlik dönemini geçirir.

    4) meslek öğrenen stajyer modeli:

    avukatlık mesleğini her hali ile öğrenen stajyerdir. icra takibinden, dava ikame edip mahkeme işlemleri ile uğraşmaya, dava dilekçesi hazırlamaktan müvekkil ile görüşmeye dahi katılan stajyerdir. gerçek anlamda mesleğe hazırlanan stajyer olarak en donanımlısı, tercih edilesidir.
  • sıkıntılı bir staj dönemi geçirmiştim.

    aslında sıkıntılı değil de, ben öğrencilikten bir anda iş yaşamına geçince biraz afallamıştım. bir de okulda öğretilen hiçbir şey işime yaramadığı için sıfırdan başlamak zorlamıştı.

    neyse ki geçti gitti çok şükür. staj bitti, üstüne ruhsat aldım, üstüne avukatlığımın 3.ay dönümünü bile kutladım.

    ve şimdi çalıştığım hukuk bürosuna bir stajyer avukat alındı. yaş olarak benden büyük ama gene de bana ''siz'' diye hitap ediyor, muhabirkedi hanım diyor falan.

    o da sıfırdan başlıyor. en basit bir müzekkereyi bile daha ilk defa yazıyor. anlatıyorum, gösteriyorum. önemli birşey zannediyor. inceliyor, tekrar tekrar kontrol ediyor.

    canım yaa.

    hiçbir şey bilmediğini düşünüyor olmalı şimdi. ''hiçbir şey öğrenmedim bugün, günüm bomboş geçti. böhüüü'' diye ağlardım ben. üzülürdüm herkes öğrenecek, ben hiçbir şey öğrenemeyeceğim diye.

    sabırlı olmak lazım ama.

    en çok sabırlı olması gereken insandır stajyer avukat.
  • enteresan bir şey bu stajyer avukatlık.

    ne avukatsınız ne stajyer.

    daha doğrusu sizden beklentiler avukatlıktır, karşılığını vermeye gelince stajyersinizdir.

    doğru düzgün bir iş arar durursunuz, en sonunda artık strese girer ve hiç içinize sinmeyen bir yere okey demek zorunda kalırsınız. çünkü çevre baskısı artar ''e okulu da bitti niye çalışmıyor, sen de iş beğenmiyorsun, hele bi başla'' tarzı cümleleri çok duyarsınız.

    her iş görüşmesinde içinizden, ''siz stajyer değil, sikecek adam arıyorsunuz'' sözü geçer. ağzınıza kadar gelir de söyleyemezsiniz, acı bir tebessüm edersiniz sadece ''biz sitijyirliri miiş virimiyiriz'' denilince. peki ne veriyorsunuz dersiniz, biraz içiniz rahatlar.

    her ay milyonlar kazanan koca koca büroların, stajyerin hayatında çok şey değiştirebilecek bi 200 lirada gözü vardır. ingilizce biliyorsanız çeviri yaparsınız, onu bilmiyorsanız takip elemanlığı yaparsınız. staj biter sen dilekçe yazmayı öğrenmemişsin, nerden öğrensin lan çocuk dilekçe yazmayı, sabah 7'de artvin'e hacze gitmiş adam. ee kendin öğrenceksin, çalışcaksın çabalıcaksın, öyle yatmak yok, gerekirse otobüste okuyacaksın, ayranı düşürmeyeceksin ve götünü şeyettirmeyeceksin...

    tabi dedim ya sikecek adam aranıyor diye, takip elemanı alsan 2000 + sigorta, stajyer alsan 700 tl. tercüman alsan 1000 karakter 15 tl, e günde 10k karakter çeviren stajyere ver ayda 1k tl bak keyfine değil mi?

    ama bunlara verilen cevaplar basittir, efendim stajyerler bir şey bilmiyor, okulda öğrendikleri ile meslek farklı, niye para verelim? ben de diyorum ki madem bi sik bilmiyor bu adam, alma işe aq. zorunda mısın işe stajyer almaya? al bi tane ofis boy, ver asgari + sigorta + yemek. ama olmaz tabi, devam böyle.

    bir de barolar birliğinin de varoluşunu sikeyim ya, ne stajyer ne avukat hakkı korursunuz. avukatlar yaka paça tutuklanır sesiniz çıkmaz. nasıl olur da siyasette yer kaparım diye dolaşıp durursunuz oralarda, hepinizin allah belasını versin, aq kodamanları.
  • bir gün içinde 4. kere adliyeye gönderileceği halde, hazırladığı icra takibini koltuğunun altına sıkıştırıp, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle ''tabi ki'' diyebilen, yegane vasıflı işçi.
    ben ve benim gibiler.

    (bkz: şu an ağlıyorum ve entry giriyorum biliyor musun)