şükela:  tümü | bugün
  • savaş temalı bu şarkının sözleri şöyledir;

    accept - stalingrad
    out along the volga
    minds set to kill
    men standing ground with iron will

    deathmatch approaching
    evil in stride
    never giving quarter to the other side

    gunfire and bloodshed
    shredding flesh and bone
    as young men die in the killing zone

    through streets and factories
    fighting hand to hand
    be prepared to die for the motherland

    so hungry, so cold
    but there can be no surrender
    for creed and pride, take hold
    blood is the cry, we'll do or die
    for stalingrad
    stalingrad
    it's the battle of stalingrad

    two soldiers dying
    battered and blind
    enemies no more they've come to find

    mission forgotten
    now brothers in death
    they hold each other abreast to the final breath

    so hungry, so cold
    but there can be no surrender
    for creed and pride, take hold
    so hungry, so cold
    we're only following orders
    we gave our hearts and souls
    brothers we fight, frozen in time
    in stalingrad
    stalingrad
    frozen in time
    stalingrad
    yeah all brothers we fight

    the battle of stalingrad...
  • accept'in 13. stüdyo albümü. 2009'da geri dönüşlerinden sonraki 2. albümleri de denebilir. 2010'da çıkan blood of the nations çok güzel bir geri dönüştü, 80'lerin heavy metal'ini tekrar bize hissettirdi falan tamam da bu stalingrad bambaşka bir şey olmuş. stalingrad, shadow soldiers, twist of fate ve against the world gibi 4 hayvani şarkı var, diğer şarkılar da kesinlikle standart üstü. yaşlarına rağmen, "heavy metal mi kaldı yiee" diyenlere inat böyle kaliteli albüm yapabilmeleri takdir edilmeli. keşke türkiye'ye son bir kere daha gelseler ve tekrar headliner dediğin nasıl olurmuş, canlı performans ne demekmiş bize uygulamalı ders verseler.
  • mark tornillo'nun gruba katılışıyla accept blood of the nations gibi heavy metal tarihinin nadide albümlerinden biri ile müziğe dönmüştü. stalingrad maalesef ki blood of the nations gibi masterpiece düzeyinde olmasa bile 2012 yılında hala 80 lerin o saf kan heavy metalinin buram buram yapıldığını gösteriyor bizlere..
    albüme konsept olarak bakıcak olursak sıkılmadan dinliyorsunuz. güçlü bir giriş ile tempolu bir şekilde başlayıp duygusal bir şekilde bitiyor birbirinden kopuk bir düzen yok.
    heavy metalin doruklara çıktığı accept klasikleri arasına girebilecek shadow soldiers, twist of fate ve against the world ucundan da revolution sayılabilir.
    gözümde albümdeki tek eksik soloları. çok fazla beğenmedim. bir önceki albümde havada uçan sololar bu albümde pek yok. bunun dışında kalan parçalarda sağlam gerçekten enfes albüm olmuş.
  • ikinci dünya savaşındaki stalingrad kuşatmasını almanların gözünden anlatan, izlediğim en etkileyici savaş filmi. nazizimin sapıklığı, savaşın dramları, yarattığı yıkım ve trajediler ancak bu kadar gerçekçi ve güzel anlatılabilir. jürgen schneider tarafından yapılan film müzikleri de kendisi gibi etkileyici. filmin bence en etkileyici savaş sahnesi olan rus tanklarına karşı on onbeş kişilik alman birliğinin mücadelesi ki bu mücadeleden sonra hayatta kalanların topu at gibi çekmeleri sahnesi ve bu esnada çalan müzikler harika.

    http://www.youtube.com/watch?v=ii7ag00gwck&t=38s
  • kapağı bu şekilde olan harika accept albümü.
    albümün adı stalingrad olmasına rağmen, brothers in death kapakta subtitle olarak geçiyor.
    metal heart & balls to the wall döneminden kalma harika melodiler, gümbür gümbür heavy metal.
    blood of the nations albümü mark tornillo'nun ne kadar doğru bir seçim olduğunu göstermişti zaten, bu albüm de bunu iyice sağlamlaştırmış duruyor. udo dirkschneider gibi bir efsaneden sonra gruba ziyadesiyle yakışan bir abimiz oldu kendisi.
  • an itibariyle 24 tv tematik film kuşağı 'nda yayınlanan ve tam bir şaheser olan alman savaş filmi.
  • film olanı gerçekten enfestir, külttür. emir komuta zinciri altında bir grup insanın ne hale gelebildiğine, nasıl insanlıktan çıkabildiğine dair çarpıcı tespitlerde bulunur. emri altındaki binlerce asker açlık ve soğukla boğuşurken komutanların kendilerine sakladığı geniş imkanlar ve bu ikiyüzlülüğün vatan millet edebiyatıyla örtülmesi günümüzde halen mevcudiyetini sürdüren insanlık ayıplarıdır. özetle insan bu filmi izledikten sonra insanlığından utanmaktadır.
  • geçenlerde tesadüf eseri (her zamanki gibi arif'in manchester'a attığı golü ararken) youtube'da belli parçalarına rastlayıp en sonunda neredeyse tamamını bölük pörçük de olsa o mecrada izlediğim dehşet film. savaşı öyle gerçek bir dille anlatıyor ki (er ryan'ın da ötesinde bir noktada) fragmanlarıyla savaş meraklılarını cezbedip sonucunda onları birer barış aktivistine çevirebilir. ayrıca yönetmeninin yorumuna hayran kaldım, dehşet bir savaş meydanı düşünün, askerler ilerlerken sağda solda yaşayandan çok ölü insan var, normalde böyle bir sahnede o cesetlerin insanın gözüne gözüne sokulmasını beklersin ama öyle değil. sen kendi gözünle sahneyi araştırıyorsun detayları farketmek için ve bu durum, atmosferi haddinden fazla "gerçek" hale getiriyor. mutlaka sinema dilinde bu yöntemin benim şu iğrenç tasvirimden daha güzel ve kısa bir ismi vardır ama bilgim bu kadarına yetti sözlük. *
  • savaş çığırtkanlığı yapan savaş sevdalılarının şöyle oturup bir izlemeleri gereken film.

    bu kitlenin büyük bir kısmının "lan ben ne bok yemişim meğer" diye düşüneceğine eminim. velhasıl mecbur kalınmadıkça, barış için tüm yollar tüketilmedikçe savaşmak aptallıktır, savaş kötüdür.
  • içinde alman askerlerinin sadece almanca konuşmasından dolayı gördüğüm en gerçekçi 2. dünya savaşı fimlerinden biridir. diğer filmlere bakıyoruz; adam saç tipiyle, vücut yapısıyla tam bir nazi subayı ama ingiliz aksanıyla ingilizce konuşuyor. olur mu ya? olur mu?