şükela:  tümü | bugün
  • esasında çift taraflı bir bağımlılıktır. diğerinin tanrısı olursun.
  • (bkz: stalkyard)
  • ing.
    1- sezdirmeden ava yaklaşma
    2- azametle yürüme
    3- sap
    4- bitki sapı

    mesela, lost'taki black smoke sinsi sinsi uçarken stalk mode'undadır.
  • 2010 haziran ayında yayına başlayan, "enerjisini genç kültürden alan" bağımsız stil dergisi. başında da moda editörü, eğitim danışmanı, başarılı dergici ve fotoğrafçılardan oluşan sevimli bir ekip var. türkiye'de eşine pek rastlanmayan, taze bir proje.
    moda, tasarım ve müzik ana konular. ara başlıklarda ise fotoğraf sanatı, moda çekimleri, video röportajlar dikkar çekiyor. 00 numaralı ilk sayının en çok ilgi çeken konusu supra çekimi. bu çekim aslında bir advertorial ama o kadar beğenilmiş ki, diğer büyük firmalardan da stalk ekibi çekim için teklif almaya başlamışlar. ben şahsen büyük ada'da mezarlıkta yapılan aydınlatma çekimini ve siyah beyaz crazy little thing called love fotoğraflarını beğendim. çekimlerin yanında, the revolters röportajı tadından yenmez. ekibin kendi sevdikleri şarkılardan oluşturdukları radyo da ruhu dinlendiriyor.

    aldığım duyumlara göre 01 numaralı temmuz sayısında augmented reality olayına da el atacaklarmış. bir de sıradaki sayı summer of love temalı olacakmış. bol bol romans görebiliriz inşallah..

    http://www.stalkmag.com/

    facebook grubu da bu linkin hemen ardında:: http://www.facebook.com/stalkmag
  • direksiyonun sağ ve sol tarafında bulunup sinyal verme, farları açıp kapama, silecekleri çalıştırma gibi işlevleri yaptığımız kollara da bu isim verilmiştir ingilizce konuşulan diyarlarda.
  • (bkz: stalker)
  • sonundaki belaya ulaşmadan bırakılamayan, kendi kendine gizli ajancılık oynama durumu.
  • daha önce de yazıldığı gibi, boka en az bir kere bulaşmadan uzaklaşılmıyor bundan.
    ya bulduklarınla kendini üzüyorsun ya da gereksiz rezil oluyorsun. bir de üstüne farkedildiğinde karşındakinin egosunu tavan ediyosun.
    değer mi? yok arkadaşım değmez. valla uğraştığına, araştırdığına, her şeyini okuduğuna değmez. kendi kafanı patlatıyorsun sadece. adam/kadın kıçını yaya yaya oturup hayatına devam ediyor. seni düşünmüyor bile. ama sen onu takip ederken, yazdıklarını okurken kendini bir şekilde belli ediyorsun.
    sonra noluyor biliyor musun? kıs kıs gülüp hakkında gelsin gıybet gitsin dalga geçmeler.
    kendini küçülttüğüne değmez, bak işine, yürü git. kapanmayan hesabın mı var? e bul bir yolunu, konuş. sor kardeşim, sor. en fazla yine egosunu şişirirsin ama kendi kendine şişmezsin evinde, kafan hep meşgul olmaz. hasta olcan lan, yazık canına, valla üzülüyoruz.

    ben şimdi bu üsttekileri yazdım ama, stalk konusunda gıkımı çıkartamadığım da bir durum var, yok değil.

    dur aslında 2 şey anlatcam.

    birincisi benim hikayem, rezillikle ilgili olan. daha küçükken birine takmışım kafayı, hemcinsim zaten, kıskançlık falan yok ama bağımız sebebiyle yapmamam gereken bir şey yapıyorum. bunun yazdıklarını gün aşırı okuyorum, hayır bi de komik yazıyor zaten. sonra bir gün sen benim el kay, kızı follow et. hay ağzıma zçyım. anında sildim ettim ama mail gitti mi gider. neyse sonradan kendimi toparladım, egomu da gururumu da iyileştirip yoluma devam ettim. o günden beri tık yok. her neyse.

    ikincisi ise daha acıklı. ama işte bu stalk durumu için yapma etme diyemem de. haklı bir yerde.
    ben de o insanın yerinde olsam, benim de sevgilim sabahın köründe yanımdan kalkıp eski sevgilisine gitse-koşsa-kaçsa hatta, çok özlemiş olsa, bir şekilde benden ayrılsa, sonra yine o kızla birlikte olsa.. ulan dertlendim yemin ederim. allahın belaları. karışamıyorum da bu duruma. *
    ben de stalking yapardım. ego mego hepsi yerlerde çünkü, burdan toparlamak zor. o yüzden yap arkadaşım yap, sana helal olsun. dilersen z raporu bile çıkarız icabında sana.