şükela:  tümü | bugün
  • starbucks icra kurulu başkanı (ceo) howard schultz'un starbucks'ı anlattığı şirket hikâyesi kitabı.

    kitabın alt başlığı veya sloganı ise "her bir bardak kahveyi ilk kez hazırlıyormuşçasına"dır
  • son otuz sayfasını oflaya puflaya okudum. o bölümler ilginç değildi. herkesin duymaya, tanık olmaya hatta olur da bir gün bir tanesini yaşamaya bayılacağı cinsten bir başarı öyküsünü anlatıyor adam. sosyal konutlardan hampton'da yazlık villaya.

    azim, çalışma hırsı, inanç, sevgi, tutku, kararlılık sahibi iseniz şansa çok az ihtiyacınız olacağını söylüyor. adam olacak çocuğun hakikaten bokundan olmasa da çocukluğundan belli olduğunu; kaybedecek hiç bir şeyi olmayanların ve kaybetmekten korkmayanların zirveye çıkma konusunda daha azimli olduğunu idrak ediyorsun. kitapta hem yöneticiler için, hem çalışanlar için hem de her başarıyı kapitalizmin sembolü olarak görüp eleştirenler için bir çift söz var. kahve çekirdeği satan seattle'daki ufak bir dükkanın 10binden fazla şubesi ile nasıl bir dev şirkete dönüştüğünün hikayesi.

    okuması kolay, bunun yanı sıra öyle içten bir anlatımı var ki, insanın müteşebbüs olası geliyor.

    kitabın orjinal adı: pour your heart into it
  • harward m.b.a'da ders kitabi olarak okutulmaktadir. adam sirf kahve satarak ibm'in cirosuna yakin para kazandi; kitabi okutmasinlar da ne yapsinlar?
  • (bkz: libre) ve (bkz: immünoloji) gibi yeni kavramları öğrenmemi sağlamış kitap. kitapta bir yatırımcı grubuyla görüşmeye giderken yanında bill gates'i de götürdüğünden bahsediyor. dolayısıyla bill gates gibi global işler yapmanın artık sıradanlaşmış ve alışılagelmiş bir vizyona dönüştüğü kişilerle muhatap olduğunuzda ne iş yaparsanız yapın onlar yapıyorsa biz neden yapmayalım diyor ve gözünüzlede gördüğünüz için size çok daha farklı nüfuz ediyor.
    kitabı satın aldığımda yazar (bkz: howard schultz) sanıyordum fakat kitaptaki üslup o kadar iyiydi ki. bu adam bu kadar iyi cümleler nasıl kurabilir diyip kitaba tekrar bakmamı ve yazarının zaten bu tarz kitaplar yazan (bkz: dori jones yang) olduğunu gördüm. alta küçükçe yazmışlar. yani howard söylemiş bizim yazarda kendi süzgeçinden bizim daha rahat anlayabileceğimiz şekilde kitaba nakletmiş.

    (bkz: emin karaca)'nın kaleme aldığı (bkz: aydın doğan bir medya patronu'nun öyküsü) kitabında olduğu gibi.

    kitabı okumak için harward'da m.b.a derecesinde okumanız gerekmiyor. :)

    herkese iki kitabıda şiddetle öneriyorum.
  • ömer faruk birpınar'ın çevirisinden okudum. hadi bu çevirmen ingilizce bilmiyor, türkçe de mi bilmiyor? yazdığını okumuyor mu? editör yok mu? redaktör yok mu? ingilizce'sini okumaya gerek yok. türkçe'sini bile okuyunca hatalı olduğunu anlıyorsunuz.