şükela:  tümü | bugün
  • geçen hafta sonu caroseul starbucks şubesinde insanları izlerken düşündüğüm önemli sorunsal. bu arada açılalı 1 yıl bile olmadı burası, geçen yaz açıldı.

    mekan tıklım tıklım. oturacak boş masa bile yok. millet ayakta bekliyor yer boşalsın da hemen koşsun kapsın diye. upuzun kahve sırası var. saatlerce aynı tempoyla süren bir kuyruk hem de. zannedersin herkes kahve müptelası, kahvesiz nefes alamıyor...aynı kaosa ve karmaşaya diğer starbucks şubelerinde de şahit oluyorum sürekli.

    "yahu bu insanlar eskiden ne yapıyordu peki" diye düşündüm istemsizce. yani nerede buluşuyorlardı? nerede ders çalışıyorlardı?

    kahve içmezse ölecek hastalığına tutulmuş gibi gözüken bu kadar insan eskiden nerede nasıl kahve içiyordu? nereden çıktı bu bir tür zombiye benzeyen insan sürüsü?

    cevapsız sorular...
  • çay bahçeleri, köşebaşı pastaneleri vardı uşağum, oraletin meşru olduğu, ayranın luup sesiyle açılan cam şişede satıldığı, ankara gazozunun göz bebeği ve tüm bunların ötesinde "ısmarlama" kültürünün yaşamı paylaşmak olduğu zamanlardı. anlıyor musun? mesele alamanya'dan, amerikanya'dan gelen filtre kahve makinelerinin dükkana tıkılması değil, karakterlerin ve yaşama bağlılığın patagonya'ya sürülmesi.
  • ne demek starbucks yokken? öyle bi dönem mi vardı! jesus koru bizi böyle hurafelerden!