şükela:  tümü | bugün
  • 33. istanbul film festivali kapsamında filmin senaristi jonathan asser ile aynı salonda izleme şansı bulduğumuz, şiddet dozu yüksek ama mesajı sağlam bir david mackenzie filmi.
  • tanıtım yazısında yer alan "a prophet / yeraltı peygamberi’nden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak sayılması" ifadesini hakeden film. belki araya celda 211 sokmak lazım.
  • kaliteli bir film. annesiz ve babasız büyüyen, şiddet dolu, vahşi denebilecek, patladı mı tam patlayan, kırıp geçiren bir gencin babasıyla aynı hapse düşmesi sonrasını anlatıyor. babayla oğlunun ilişkilerine farklı bir açıdan yaklaşmayı, burada klişelere ve ağlak dramaların tercih edeceği olaylara fazla bulaşmamayı, hapishanenin zorlu şartlarını yansıtmayı başarıyor. ben en çok klişelere fazla öykünmemesinden etkilendim. tamamen özgün bir film olmasa da olayları ve karakterleri etkileyici bir şekilde ele almayı başarmış bu film. şiddet dozu ise o kadar yüksek değil bence. ardından izlediğim raid 2 berendal'daki şiddet dozu daha yüksekti mesela.
    tabi sadece baba-oğul öyküsü, oğlunun hapisteki değişimini anlatmıyor bu film. öte yandan yan öykü olarak mahkumların nasıl topluma kazandırılabilecekleri de işlenmiş: bir tarafta mahkumların nefretlerini ve kızgınlıklarını bastırmalarında onlara yardım eden, bunu da onlarla havadan sudan sohbet ederek yapmaya çalışan bir adam (spencer), diğer tarafta onlara şiddet uygulama taraftarı olan başka bir gardiyan (hayes). bu ikisinin mücadelesine de önemli bir yer ayrılmış.

    a prophet'ten sonra çekilip de denk geldiğim en kaliteli hapishane filmlerinden starred up.
  • en iyi yabancı film oscar'ı alan ondskan filmi gibi çok başarılı bulduğum film.
  • farklı ve etkileyici bir baba-oğul draması. ortamları az buçuk bildiğimden oldukça gerçek geldi. tek sevmediğim tarafı delikanlının bir ingilizden ziyade rus'a benzemesi. film boyunca manyak gibi buna takıldım anasını satayım.

    dramada ingiliz, sanat'ta rus, tarihi'de çin, aksiyon'da amerikan, porno'da alman, yerli'de türk filmi seven orta yaş bayanlar eqlesin.
  • çok beğendim.
  • bir insan, hunger filmini izleyip üstüne bronson cilalarsa starred up biraz yavan kalır.
    -izleyin yorulmazsınız.
  • mesaj kaygısız, müziksiz, saf hapishane filmi.
    --- spoiler ---

    asi bebenin normalleşmesi ile baba oğul ilişkisi beraber gitmekte.
    jack o'connellda, babası rolündeki ben mendelsohn da gayet iyi oynuyor
    her hapishane filminde olduğu gibi duş, spor salonu ve ibnelik sekansları unutulmamış
    bu arada anladık ki ingiliz hapishaneleri pek de sıkı değilmiş. mahkumlar departmanlar arasında sikini sallaya sallaya geziyor
    --- spoiler ---
  • sarılmanın bu boyutunu görmemiştim.. dramaların kralını yapabilen bu britişler yine hiç müzik olmadan, hiç kadın olmadan ve hiç çiçek olmadan nasıl insanı bu derece hüzünlendirebildiklerini hala anlayabilmiş değilim. lakin, sarılmanın bu boyutunu hiç görmemiştim. bu nasıl bir finaldir! ah amına koyayım senin sözlük gibi:(

    lucy ile konuşuyoruz işte, ''izlerken'' nedir dedim ya.. yani sürekli ön pati tırnağı bilemeler, nedir dedim. yani kaşar peyniri yememeler, nedir dedim yani..

    gol yok dedi.

    nasıl dedim ya! nasıl gol yok!!

    yani, her şey tamam dedi.. maça çıkıyorum dedi. orta sahadan alıyorum topu gerekirse dedi. yetmiş metre gidiyorum kalenin ağzına kadar dedi. uzun paslar atıyorum, derin paslar atıyorum, ofsayttan kaçıyorum, sıfıra iniyorum.. her şey tamam dedi. topa basıyorum, her şey tamam dedi, her şey tamam!!!

    ama gol yok dedi.. nasıl ya dedim. öyle dedi.. peki dedim lucy, yani ön pati tırnağı bilemektense tamam yani güzel maç çıkartıyorum bisürü asist yapıyorum çok güzel derin paslar, çok zekice defans arkasına uzun toplar atıyorum, yetmiş metreden olsun, elli metreden olsun, otuz metreden olsun.. seyirci ayakta, herkes beğeniyor seni diye düşünmüyo musun? bu seni tatmin etmiyo mu?.. dedim.
    ya.. son vuruşlara çalışmam lazım. dedi.. boşver dedi! bırak dedi ya! anlatma bana! dedi.. golü atan hatırlanıyo dedi..

    o yuzden hak verdim.

    öyle yani.. biz az mı çalıştık zamanında.. ne toplarımız çıktı, sanki kaleciyi nişanladık her seferinde.. ne direkten dönen toplarımız oldu.. benim ilk golüm hakeme çarptı girdi ya o derece...

    --- spoiler ---

    seninle gurur duyuyorum.
    --- spoiler ---
  • kahveyi sade içemeyecek kadar sert bir adamın hikayesi. filmi yumuşatan tek şey süt tozu...