şükela:  tümü | bugün
  • günümüzün en iyi 'genç' vibrafonisti. ilk cümleyi bu kadar net söylememin nedeni bunu sadece benim değil, gary burton ve bobby hutcherson gibi iki büyük efsanenin de belirtmesi. vibrafonu bırakın hard bop'ın mumla arandığı doksanlarda, akustik enstrümanların birliğinin merakla beklendiği iki binlerde hard bop'tan post bop'a, modern cazdan modal caza; contemporary'den etnik etkilenimlere hemen her türde kaliteli eserler sunabilen, beste yeteneği de en az çalış tekniği kadar iyi olan üstat.

    yirmi iki yaşında manhattan school of music*'i dereceyle bitimiş, bir yıl sonra çıkardığı debutu a cloud of red dust ile "en başarılı genç caz müzisyeni" ödülünü almış, ron carter'ın yanında birkaç ay çalışıp eski toprağın tozunu yuttuktan sonra black action figure ve kindred ile kendini bulmuştur. açıkçası bobby hutcherson'ın bile genellikle double-mallet* kullandığı vibrafonu gary burton'dan başka quadruple-mallet kullanan kimse kalmamıştı özellikle doksanlara baktığımızda. harris ise inanılmaz tekniğiyle aynı anda vibrafon ve marimbayı (aynı parçada, ki benzer görünse de kesinlikle farklı çalgılar. vuruş düzenleri aykırı desem yeterli olacaktır.) q-mallet çalarak farklı akustiğiyle sivriliyor.

    evolution'a gelirsek, 2004'te çıkardığı -kanımca en başarılı- albümü olmasının yanı sıra harris'in hayatımdaki yerinin başlangıcıdır. message to mankind ve blackout ön plandaki parçalar. bir klasik olan until ve caz standardı olan summertime yorumları ise derin planda kalan leziz parçalar. harris'in 2006'da çıkardığı african tarantella ise post bop + etnik caz kombinasyonunun notalara en güzel dökülüşüne verilen ad olabilir. from the new orleans suite: bourbon street jingling jollies'i dinleyip bir parça haz almak pastanın en güzel diliminin size düştüğünü hissettirebilir.

    4 aralık editi: urbanus 'u çıkarmış, grammy adayı olmuş kendisi.