şükela   tümü | bugün
  • bir sait faik hikayesi
  • adada diğer çocukları kıskandıracak kadar güzel bir oyuncak gemi yapan ve bu geminin kıskançlığına nasıl kurban gittiğini anlatan öyküdür. sait faik'in diğer öykülerinden en önemli farkı burada anlatıcı çocuğun duygularını kelimelere dökmek yerine geminin yaşadığı trajik batma olayı ile bizim anlamamızı sağlar...

    öyküyü okuduğumdan beri oyuncak bir gemim olmasını hayal ederim...
  • sait faik'in thomas more'un ütopyasıyla karşılaştırılması gereken öyküsü. semaver'de yer alır. murathan mungan da kırk oda'da aynı adlı bir öykü yayınlamıştır, this has been done before tadında.
  • kişisel bir değerlendirmeyle en iyi sait faik hikayesi olma ihtimali yüksek olan hikaye. bittiğinde, toplu hikayelerin bulunduğu kitap bir kenara bırakılır; uzun uzun düşünülür; sonra tekrar okumasanız çıldıracak gibi olursunuz; stelyanos hrisopulos gemisi, hepimizin çocukluk ütopyaları olarak varolur ve öyle de batar gider.
  • (bkz: trifon)
  • ''hiç mavi gözlü sahici kızlar trifon'u severler miydi?..''
  • okuduğum en güzel hikayelerden biridir. bu öyküdeki naiflik bana biraz da j. d. salinger'ın a perfect day for bananafish öyküsünü çağrıştırdı.
  • el emegi goz nuru, emek, caba, arzu, ustune dusunulen her guzel seyin, zararsizca eyleme konulan her ufak muzipligin, her seyini yitirmis olanlarin mutlu olmak gayesidir o gemi. adadan ayrilma umududur. ozgur olma umududur. kendi yaginda kavrulup kendi cabasiyla biseyler basarma mutlulugudur. her kosesini kendi dokucugu, temizledigi (yelkeni beyazlatmak icin gunlerce kezzaba yatirir kaba bir kumasi), parlattigi, demir dokup civayla ovaladigi tahta geminin, marketten alinma motorlu gemileriyle yetinmeyen zibidi simarik kotucul veletlerce mahvedilmesidir. ah ulan!

    o cocuklari bi elime gecirsem var ya!
  • "trifon toprağı sevmez, ona hürmet ederdi. çünkü birçok sevdikleri orada, onun altında, aklın durduğu bir yerde yaşıyorlardı. "