şükela:  tümü | bugün
  • külliyatını incelemeye devam ettiğimiz süper yazardır.

    -the green mile * türkçeye seri kitap olarak çevrilmiş, daha sonra filminin başarısı üzerine birleştirilmiş nefis bir kitap. bir idam mahkumu ile hapishane müdürü ve gardiyanlar arasındaki gizemli ve sevgi dolu ilişkinin öyküsü. tek kelime ile bir başyapıttır. filmi de tom hanks'in oyunu ile tam bir başucu filmi haline gelmiştir. kesinlikle hem filmi hem romanı tavsiye ederim.

    -desperation * gizemli bir kasabaya yolu düşenlerin tüyler ürpertici hikayesi. kasaba şerifi ' ne de fazla bulaşmamak lazım derim ben. bir çırpıda okunacak karton kapaklı klasik bir gerilim romanı. okursunuz, zevk alırsınız ve daha sonra unutursunuz. eğlencelik ama keyifli. tv dizisi de yapıldı ama pek başarılı değil.

    -the regulators* richard bachman adıyla yazdığı romanlardan birisi ve desperation ile aynı dönem piyasaya çıkmış, desperation king etiket ile çıkarken bu bachman olarak çıkmış ama ortak bir hikayesi var. ama bu bağlantı, sırayla okumak gibi bir durumu getirmiyor. öyküleri bağımsız, temeli aynı diyelim. bu romanı şu an okumaktayım, king bachman mahlası ile yazarken pek karakter derinliğine inmemiş gibi görünüyor. bitirince düzenlerim yazıyı.

    -bag of bones * gizemli bir ev, karısını kaybetmiş bir yazar ve hezeyanları. fena değil ama kesinlikle en iyi king romanlarından birisi değil.

    -hearts in atlantis * 5 kısa öyküden oluşan nefis bir öykü kitabı. özellikle "sarı giyen adamlar" kara kule ile olan bağlantısı ve gizemli yabancısı ile nefis bir öyküdür. komik bir şekilde; bu kısa öykünün sinemaya uyarlanmış halinin adı bir başka öykü olan "hearts in atlantis"tir. adamlar kitabın adını kullanmış ama hikayenin adı bu değil. neyse; anthony hopkins'in oyunculuğu ile başarılı bir filmdir. kitap da king'in 98 yılında yeniden dirilişi gibi bir kitaptır.

    -storm of the century* bir adaya fırtına ile gelen kötü varlığın millete çektirdikleri ve kişilerin kendi iç hesaplaşmalarını çok başarılı bir şekilde yansıtan senaryo. evet bir senaryodur bu kitap ve tv filmi olarak 3-4 bölüm halinde yapılmıştır. kitabı okumadım açıkçası ama film fena değildi.

    -the girl who loved tom gordon * bir ormanda kaybolan kızın başından geçen hafif fantastik bir öykü. çok başarılı değil, ama o dönem 55 yaşında olan king'in bir kızın gözünden de başarıyla yazabileceğini göstermesi bakımından güzel bir roman olmuş. tavsiye sıralarımın altında bulunmakta.

    -the dreamcatcher * çocukluk arkadaşı olan bireylerin bir orman kulübesinde karlar altında av partisi düzenlerken başlarına gelen uzaylı istilası tecrübesini konu edinse de özünde arkadaşlık, dostluk ve sevginin verildiği başarılı bir yeni dönem king eseri. filme de alınmıştır. ancak romanı filmden daha iyidir. tavsiye ederim.

    -black house * the talisman'daki kahraman çocuk jack sawyer büyümüş ve dedektif olmuştur. psikolojik sıkıntıları bastırmış olsa da devam etmektedir. ancak bir gün tüm bu eski anılarını canlandıracak bir olayla karşılaşır ve gösterdiği tepki sonucu dedektiflikten atılır. arkadaşı ile birlikte bu olayı incelemeye başlar. ucu bucağı olmayan bir olaylar zincirinin içinde, eski kabusları ile yüzleşir bulacaktır kendini. peter straub ile birlikte the talisman' ın devamı olarak yazdığı bu kitapta king, sanatının doruklarına yaklaşmaktadır gerçekten. tek kelime ile nefis bir roman. ama önce tılsım* okunur ise ikisinin tadı damakta kalır. hatta 3. bir kitap ile seriye devam edileceği söylenmekte. yine bu kitap da kara kule ile bağlantılar içermektedir. 2010 a tarih verilmiş the talisman'ın devamı olarak yine ileride sinemalarda izleyeceğimizi söylemekte imdb sitesi.

    -everything s eventual * hakikatten karanlık 14 öykü içeren nefis kısa öykü kitaplarından birisi. tadı damakta kalıyor. hele kara kule serisi kahramanı roland' ın kısa bir macerasını anlatan the little sisters of eluria* filme bile çekilebilecek kadar yaratıcı ve büyüleyici.

    -from a buick 8* karakterlerin harika bir biçimde tasvir edildiği ve bir polis garajında 20 yıl yatan esrarengiz bir araba etrafında gelişen bir fantastik roman. yine diğer dünyalarla bir alakası var kitabın, çeşitli bağlantılar. keyifli bir çalışma ama pek hareketli değil.

    -cell * ülkemizde yayınlanan son king romanı. cep telefonlarından yayılan bir sinyalin kullanıcıları çıldırttığı bir dünyada hayatta kalanların savaşı. nefis bir roman, king eski tarzına daha olgun bir üslup ile dönmüş diyebilirim. 2009 a tarih verilmiş sinema uyarlaması için.

    -lisey s story* romantik gerilim, doğaüstü öğelerin gündelik hayattaki tezahürü ve büyük bir aşk ı anlatan son king kitabı. biraz temposuz. ikinci yarısı hareketleniyor ama ben nedense ısınamadım ve bitiremediğim bir king kitabı oldu! bir ara bitiririm.

    -the colorado kid*: 2005 te çıktı. bir polisiye gerilimmiş. alıp okuyunca editlerim. edit: gayet akıcı, kısa ve öz. gizem öğesi yerli yerinde, sıcak bir atmosferi var hikayenin. okunable!

    -duma key: 22 ocak 2008 de çıkmış bu romanın son dönem king eserlerinin en iyisi olduğunu düşünüyorum. geçirdiği ağır bir kazadan sonra resim çizme yeteneği kazanan ve bu resimlerde çizdiği şeylerin gerçeğe dönüştüğünü gören bir adamın hazin hikayesi. bu adam heroes'un ressamı isaac ve king'in eski romanı the dead zone daki karakterin melezi gibi görünse de yine de çok iyi roman olmuş bence ürpertiyor. okuduk gördük ki son 10 yılın en bomba king kitabı. cell ile birlikte bu ikili son dönem king eserlerinden en güzelleri. harika bir öykü. yer yer çok geriyor insanı, bilinmezlik ağı dolaşıyor insanın üstüne başına. finali de çok başarılı. king yine kırmış geçirmiş valla.

    - just after sunset : okumaya kıyamadığım için odamdaki rafta bana bakıp duran stephen king in son kitabı. uzun süre ara verdiği kısa hikayelere geri dönmüş...

    eveet; ve geldik bir fantezi efsanesi the dark tower' a. bizde 8, orjinalde 7 kitap halinde basılan ve 22 yıllık bir yazım serüveni. king'in diğer çoğu kitabı ile bağlantılar içeren binlerce sayfalık bir baş yapıt. king'in ve fantezi edebiyatının doruk noktası. burada fazlaca söz etmeye gerek yok. sadece kitapların bakınızlarını vererek yazımı noktalamak istiyorum konsepte aykırı düşmemek için. sadece şunu söyleyebilirim, bu seriyi okumayan king okudum veya fantezi okudum demesin. işte kitapları;

    the gunslinger*-1982
    the drawing of the tree*-1987
    the wastelands*-1991
    wizard and glass*- 1997
    wolves of the calla*- 2003
    song of susannah*-2004
    the dark tower*-2004

    peeh, ne göz kaldı ne bilek... hepsi el emeği göz nuru valla... ama değdi sanırım, en sevdiğim yazar olan stephen king amcama sevgilerimle, bu incelemeyi ona ithaf ediyorum...
    fin...
  • stephen king evreni

    stephen king, kendi de belirttiği gibi yazıma bağımlıdır. her sabah bir kaç saat yazı yazar. fakat bu onu tekrar etmeye götürdüğü için zamanında yazmayı bıraktığını söylemiş fakat sonra yeniden yazmaya devam etmişti.

    her zaman hikayenin, geri kalan her şeyden önemli olduğunu düşünmüştür. yazım şekli, karakterler vb. önemlidir ama asıl olan hikayedir stephen kng'e göre. ayrıca genellikle hikayelerini önceden çok fazla tasarlamaz. yazım sürecinde ortaya çıkmasını ister. sebebi ise önceden tasarlanan hikayelerin "kırıldığını" söyler.

    stephen king'in kitaplarındaki en önemli etmen sürekleyici yazımı ve hikayeyi ana hikaye haricinde farklı konulara sürüklemesidir. bu hikayelerini genellikle yazım sırasında ortaya çıkarmasından kaynaklanır. bu kadar çok satmasının sebeplerinden biri bu kadar akıcı yazabilmesidir. bu akıcılık sizi ilginç yerlerde farklı konularda hikayeye bağlayabilir. örneğin 11/22/63'te hikayeden bağımsız bir aşk hikayesine girebilirsiniz.

    genellikle kitapların sonları beğenilmez. bir çok kitabın sonunu açık bırakmak hoşuna gider ki bence çok güzel bir fikirdir. bazı kitaplarda ise sonu bir şekilde istenildiği gibi bağlanamaz ama hikaye yine de güzeldir.

    çok üretken bir yazar olduğu için korku türündeki tüm konular üzerine yazmış denebilir. hatta şöyle bir söz vardı. "yeni bir şey yazdığınızı sanırsınız fakat muhtemelen stephen king bunu daha önce yazmıştır." (tam olarak böyle olmasa da buna oldukça benzer) korku edebiyatındaki her konu üzerine yazmıştır.

    stephen king'e göre yazmak iki farklı fikrin bir araya gelmesidir. bunu yazma sanatında açıklar king.

    yukarıda verdiğim linkteki gibi hikayelerini bağlamayı sever. eğer stephen king'in söyleyişi ile sadık bir okuyucu iseniz muhtemelen başkalarının fark etmediği göndermeleri siz bazı kitaplarda fark edeceksinizdir. bu bağlamları ve devam hikayelerinin sebebi kendinin de hikayenin ne olacağını o karaktere ne olduğunu merak etmesidir. dediğim gibi stephen king öyküleri, yazım sürecinde ortaya çıkarır. bazı ön sözlerinde bu konuya değinmiştir. bazı devam hikayelerinde ise sadece kendi merakından dolayı hikayeyi yazdığını söylemiştir.

    ayrıca pek çok romancının aksine stephen king, öykü düşkünüdür. günümüzde giderek azalan öykücülüğü yazar olduğundan beri devam ettirir. her bir kaç kitabından biri öykü kitabıdır. bir kaç kitabında 2-4 hikaye bulunur (ki bunların bazıları kısa roman olabilirdi) bazılarında ise onlarca.
    bu kadar yazmasından dolayı sanırım bazı hikayelerini okuyup beğenmeyebilir, unutabilirsiniz.

    erken dönem eserlerinde gerçekten çok yaratıcı eserler bulunmakta. son dönem eserleri ise o ilk dönemlerdeki kadar yaratıcı eserler barındırmıyor. ben kitaplarının yaklaşık %80'nini okumuş biri olarak (kalanını bilerek okumuyor yılda bir kitap ile sınırlandırıyorum. yaşlandı ölecek :/) her ne kadar muhteşem diyebileceğimiz kitapları da olsa yazmasa da olur dediğim kitapları da bulunmakta. lütfen stephen king'in çok yazan bir yazar olduğunu dikkate alın. bunun bir takım sonuçları da oluyor elbette.

    genellikle filmleri veya kısa-filmleri (öykücülüğü gibi bir çok kısa filmi de bulunur. 3-4 kısa filmden oluşan pek çok filmi bulunmaktadır. ) çok iyi olmaz. tabi bazı istisnalar vardır. herkesin bildiği imdb 250'deki ilk film the shawshank redemption sadece bir kısa öyküdür. (ilk okuduğumda çok hoşuma gitmişti ve henüz filmi olduğunu bile bilmiyordum. çok sonra öğrendim filmi )

    en beğendiği hikayesi the dark tower tüm evreninin merkezinde yer alır. tüm olan olayların ortasında evrenin merkezinde kara kule vardır ve bu hikaye diğer pek çok hikayeye göndermelerle doludur. çünkü stephen king hikayelerini unutamaz. sonradan bu evrene bir muhteşem kitap daha ekleyerek yine yerinde duramamıştır.

    ayrıca stephen king'in görsel romanlarım dediği iki yapıt bulunmaktadır : rose red , storm of the century (bana istediğimi verin gideyim). ayrıca aynı şekilde çekilen the stand ve kubrick'in filmini beğenmeyip yeniden çektiği the shining vardır. fakat bunların hepsi bir kaç bölümlük dizidir. günümüzde lars von trier nasıl roman tadındaki filmi nymphomaniac'ı ikiye böldüyse stephen king'te bu hikayeleri parçalara bölmek zorunda kalmıştır.

    ayrıca altın kitapların ilk stephen king baskılarında (aslında genel olarak o zamanki kitaplarda) türkiye'deki bir ressam tarafından hazırlanan kapaklar bulunuyordu :) genellikle güzel kapaklar olurdu.

    hikayelerinde çocukları korkutan bir palyaçoya, sizi takip eden bir arabaya, tüm dünyanın sonlarına, bir çingene büyüsüne, telepatik güçleri olan insanlara, uzaylılara, yaratıklara, hayaletlere, size paranız olmasa da istediğiniz ürünü veren bir dükkan sahibine ve pek çok şeye rastlayabilirsiniz.

    son olarak rüyalar ve karabasanların tanıtım yazısını koyuyorum :)
    "'bir on sentliğin bir treni raydan çıkaracağına inanıyorum.

    new york kanalizasyonunda timsahlar ve midilliler kadar büyük fareler olduğuna inanıyorum.

    bir çelik çubukla bir insanın gölgesinin kopartılacağım inanıyorum.

    bir noel baba olduğuna ve noel zamanında sokakta gördüğüm o kırmızı elbiseli insanların onun yardımcıları olduğuna inanıyorum.

    çevremizde gözle görülmeyen bir dünya olduğuna inanıyorum.

    golf toplarının içinde zehirli gaz olduğuna ve ikiye kestiğiniz takdirde çıkan gazın insanı öldüreceğine inanıyorum.

    her şeyden çok da hayaletlere inanıyorum.

    tamam mı? hazır mısınız? iyi. işte elim. şimdi içeri giriyoruz. ben yolu biliyorum. sizin bütün yapmanız gereken şey elimi sıkıca tutmak ve inanmak olacaktır.'

    stephen king "
  • edebi yönü zayıf ve sadece korku yazıyor diye itham edilen ancak gerçekte daha farklı bir yazardır. türkçemize çevrilmiş olan kitaplarının bir listesi ve yorumlarını size sunmaktan şeref duyarım: bu kitaplar daha ayrıntılı olarak kendi başlıklarında illa ki verilecektir ama stephen king' in bibliografyası da anca kendi isminin başlığında bir bütün olarak incelenebilir ki adamın ne tip ve nasıl yazdığı belli olsun. ama tabi genel bilgi vererek üstünkörü geçeceğim roman incelemelerini burada, umarım kitap seçerken faydasını görürsünüz: sizden istediğim bir şey var; bu adamı okumadan "aa s. king mii? bırak ya ben edebiyat seviyorum o ne öyleee" demeyiniz. buyrun başlayalım uzun yolculuğumuza:

    -carrie * carrietta white adlı bir ergen kızın, koyu dinci annesinin baskıları ile ve okulunda yaşadığı soyutlanma ile birlikte telekinetik güçlerinin açığa çıkması ve kızın etrafında dönen olayların klasik king üslubuyla anlatıldığı ve king' i üne kavuşturan ilk basılmış romanıdır.

    -salem s lot * kendi halinde bir yazarın salem's lot adlı kasabaya gelmesi ile birlikte oradaki gizemli ve zengin bir adamın kötü şeyler yaptığından şüphelenmesi sonucu aralarında geçen klasik bir vampir-rahip savaşı. yalnız bu romandaki kasvet duygusu mükemmele yakındır ve king'in en başarılı eserlerinden birisidir. yalın dili ve akıcılığı ile 2 günde bitirirsiniz. tv filmi olarak da bir kaç bölüm çekilmiştir ve gayet başarılıdır. romanda peder callaghan tiplemesine dikkat diyorum.

    -the shining * bir ailenin sahip olduğu dağ başındaki bir motelin ölü sezonundaki yalnızlık hikayesi. psikolojik sorunları olan bir baba ve psişik oğlunun hüzünlü ve bir o kadar da gizemli hikayesi. kanımca psikolojik gerilim türüne çok başarılı bir katkı. jack nicholson, aynı adla filme çekilen bu eser ile oscar ödülüne uzanmıştır ayrıca. 6.his filmindeki "i see dead people" geyiğinin sinemayla ilk buluştuğu romandır belki de.

    -the stand * dünyaya yayılan bir biyolojik savaş ürünü grip virüsünün bilinen uygarlığı yok etmesi ile birlikte kalanların uygarlığı yeniden inşa etme çabalarının destansı anlatımı. türkçe çevirisi resmen kuş edilmiştir, orjinali 1100 sayfalık bir destanken türkçeye sadece 400 sayfası çevrilmiştir. olay örgüleri ve psikolojik faktörler bu kitabın en başarılı yönüdür. kesinlikle tavsiye ederim.

    -the dead zone * kaza geçirip 5 yıl komada kaldıktan sonra ayılan bir öğretmenin kendindeki "ölü bölge" yi keşfetmesinin ardından yaşadığı psişik ve psikolojik olayları konu alır. başarılı ve iç karartıcı bir gerilimdir. daha sonra film, tv dizisi şeklinde de görüntülü sanata adapte edilmiştir.

    -firestarter * pirokineziye sahip bir küçük çocuğun ailesiyle birlikte cia' den kaçmasını anlatır. güzel bir romandır. devlet bu çocuğu araştırmalarda kullanmak ister vs. vs. fazla anlatmayayım.

    -cujo * fazla söze gerek yok. bir korku klasiği, kuduz bir st. bernard köpeğinin 2 aileye yaşattığı dehşet. mükemmel bir roman, yalnız kuduz korkusu salabilir bünyelere, benden söylemesi. olaylar kısa bir süre içinde ve hızlıca gelişmektedir.

    -christine* doğaüstü güçlerin ele geçirdiği bir eski otomobilin macerası. çok kereler filme de çekilmiş bir klasik. okuyalı çok uzun süre geçtiği için aklımda fazla bir özelliği kalmadı.

    -pet sematary * öldükten sonra mistik bir kızılderili mezarlığına gömülen bir kedinin dirilmesi sonucu ailenin yaşadığı gerilimin trajedik ve gizemli bir biçimde anlatılmasıdır. filme de çekilmiştir. ama romanı daha başarılıdır. mükemmel bir akıcılığı vardır ve karanlık atmosferi ile okuyanı gerçekten sarar.

    devamı bir yerlerde...
  • piyasaya ilk çıktığı zaman var olan "bir yazar bir yılda birden fazla roman yazarsa dandiktir" inancı yüzünden ilk yıllarında richard bachman adıyla romanlar yazmıştır. hatta richard bachman'ın bir romanı olan thinner'ın yüz küsuruncu sayfasında karakterlerden birisi "bu olaylar da iyice stephen king romanı gibi oldu" demektedir. daha sonra bir kitapçıdaki tezgahtarın bağlantıyı fark etmesi üzerine richard bachman öldü ilan edilmiş, ölümünden birkaç sene sonra da richard yeni bir kitap piyasaya sürmüştür. buna da "eski eşi notlar arasında bu kitabı bulmuş" denilmiştir. bachman'ın kitaplarının üzerinde bulunan fotoğraf ise king'in sigorta temsilcisinden başka biri değildir.

    king işi iyice taşağa vurmak istemiş olacak ki the dark half isimli kitabında yazarın rumuz olarak kullandığı isminin asıl yazarı ele geçirmesini işlemiştir. roman yazayım derken roman olmak da böyle bir şey olsa gerek. üşüyoruz reis.
  • yaklaşık 35-40 kitabını okuduğum bu adam yazarlığıyla, insanlığıyla soyadının hakkını sonuna kadar veren büyük bir insandır. stephen king okumaya bir kere başlamışsanız zehir kanınıza girmiştir vazgeçilmez. öyle bir abidir ki benim gibi türkiye sınırları dışına çıkmamış birinin bile maine eyaletini avucunun içi gibi bilmesine vesile olmuştur. shining, hayvan mezarlığı ve kubbenin altında (iğrenç çevirisine rağmen) favorilerimdendir.

    ayrıca kendisine olan sevgim, hayranlığım bi arkadaşımın 'hiç görmediğin, konuşmadığın, tanımadığın kim ölse ağlardın?' sorusuna cevap olarak hiç düşünmeden kendisinin ismini söyleyecek kadar büyüktür.
  • ceset adlı kitabının özsözü , etkileyicidir, dokunaklıdır ve ne kadar da gerçektir.

    `en önemli şeyler, söylemesi en zor olan şeylerdir. bunları söylerken utanırsınız. çünkü kelimeler küçültür onları. kafanızın içindeyken sonsuz gibi, kocaman görünen şeyleri kelimeler hayat boyutuna indirger.
    ama hepsi bu kadarla da kalmıyor değil mi ? en önemli şeyler, gizli yüreğiniz nereye gömüldüyse oraya pek fazla yakındır. düşmanlarınızın çalmaya can attığı bir hazinenin işaret taşları gibi.
    sırrınızı açıklamak size pahalıya mal olurken karşınızdaki insanlar size garip garip bakarlar, ne dediğinizi hiç anlamazlar yada bunun nesini bu kadar önemli bulup yarı ağlar gibi söylediğinize de bir anlam veremezler.
    en kötüsü bu bence. sırrınızın kilitli kalması, söyleyen bulunmadığından değil de, anlayışlı bir kulak bulunmadığından olunca...`
  • entellerin,gerçekten de hakkında atıp tuttuğu yazar.
    adamın ticari yaratıcılığı mucize düzeyindedir ve bu hiç de küçümsenecek bişi değildir.
    ama asıl önemli olan, eline bi kitap alıp doğru açıdan bakmayı beceren her insan bilir, ki stephen king hakiki bir edebiyat cambazıdır. hem de o accaip edebi kurgularının içine öyle bi kara mizah sokar ki insanın aklı oynar...
    yani ben şimdi kalkıp, hayatında 1000 sayfa yazmış güzel yazar j.d.salinger, stephen king den daha iyidir diyemiyorum...
  • en son bi minibus carpmisti bu guzel abiye.
  • külliyat incelemesine devam ettiğimiz yazarkasa...

    -the talisman * peter straub ile birlikte kaleme aldığı bu mükemmel fantastik romanında king; hasta annesini iyileştirmek için 12 yaşında başka bir boyuta geçen jack sawyer'ın hikayesi. insancıl, fantastik öğeleri çok güzel kurgulanmış bir kitaptır. 2010 yılında sinemalarda da görebileceğiz belki büyük bir prodüksiyonla.

    -skeleton crew * tek kelime ile harika ve gizemli bir öykü derlemesi. özellikle sis adlı öykü başlı başına bir "eser". diğerleri de ondan aşağı değil. fazla söze gerek yok, bu türü sevenlerin okuması lazım.

    -thinner * richard bachman mahlasıyla yazdığı bir romandır bu king'in. obez bir avukat olan kahramanımızın bir çingene laneti ile sürekli kilo vermesini anlatır. kahramanımız acaba bu lanetten kurtulabilecek midir? keyifli bir roman ama bir başyapıt değil.

    -different seasons * bir öykü kitabı. içerisinden "rita hayworth and the shawshank redemption" adlı bir hikayeyi sinemaya bol ödüllü olarak veren değerli bir kitaptır. filmin adı "the shawshank redemption"dur ve morgan freeman ile tim robbins'in nefis oyuculuklarıyla tüm zamanların en iyi filmlerindendir. bunda king'in katkısı yadsınamaz.

    -night shift * kısa ve gizemli-doğaüstü hikayelerle bezeli süper bir öykü kitabı. tek atımlık, bir gecede biter kasılırsa biraz. king üslubu denen tarzın en belirgin olduğu ilk dönem kitaplarındandır. yeri ayrıdır.

    -four past midnight * iki kitap halinde basılmış orta karar bir gerilim-korku kitabı. öykülerden oluşmuştur. the langoliers ve secret window secret garden adlı kısa öyküleri film olmuş başarılı öykülerdir.

    -nightmares and dreamscapes * 24 kısa öyküden oluşan tüyler ürpertici bir kitap. 90 sonrası en başarılı king eserlerinden. hikayelerde karamsarlık ve çaresizlik ana öğe olarak işlenmiş.

    -it* çocukluk dönemlerinde gizemli ve kötü bir olay yaşayan bir grup arkadaşın, gördükleri hayaller sonucu tekrar buluşması ve gizemli bir palyaço ile yaşadıkları karanlık hikaye, geri-dönüşlerle birlikte harika anlatılmış. ergenlik döneminin başlarında okutulmaması tavsiye olunur, hakkaten mükemmel bir romandır. filmi de yapılmış ama romanın büyüsünü yansıtmaktan çok uzak kalmıştır.

    -the eyes of the dragon * tatlı bir çocuk masalı gibi, ama büyükler için. king bu romanı kızı henüz küçükken onun isteği ile yazmış. kansız ve melodrama yakın senaryosu ile king' in en yumuşak romanı. kara kule serisi ile ciddi bağlantılar içerir. açıkcası çok başarılı bulmadım.

    -misery* ücra bir yerde ciddi bir trafik kazası geçiren bir yazarın, hayranı olan bir kadın tarafından kurtarılması ve... işte o ve kısmını allah kimsenin başına getirmesin . kesinlikle kahramanla birlikte soluk soluğa kalacaksınız. muhteşem bir gerilim.

    -the tommyknockers * bir gün bir kasabaya bir şey düşer. daha sonra kasaba halkı yavaş yavaş değişmeye ve garip davranışlar sergilemeye başlar, kahramanımız da bu olayların peşinden gider. klasik king vurdumduymazlığı ile kaleme alınmış nefis bir roman daha. fazla hareket beklemeyin ama "merak" ve "gerilme" duygularını yaşayacağınızı garanti edebilirim.

    -the dark half * theddeaous beaumont adlı bir yazar şiddetli baş ağrıları çekmeye başlar, hastane kontrollerinde milyonda bir görülecek bir rahatsızlığı olduğu ortaya çıkar. evet, beaumont bir yamyam ikiz vakası ile karşı karşıyadır. gerisini anlatmayayım siz okuyun. finali göz kamaştırıcıdır diyebilirim. ama romanın geneli biraz sıkıcı.

    -needful things * bir kasabaya yabancı ve gizemli bir adam gelip bir tuhafiye dükkanı açar, o dükkanda bulunan sizin için özel şeylere sahip olmak için çok çabalamanız gerekmektedir ancak. gizemli ancak biraz durağan bir kitap, ama yine de başarılı. sinemeya da uyarlanmış ve gizemli yabancıyı donald sutherland canlandırmıştır. fena değildir.

    -gerald s game * bir adamla bir kadın dağ başında bir kulübede romantik bir kaçamak yaparlar, kadını fantezi olsun diye yatağa kelepçeleyen gerald abimiz sevgilisinin panik olup tekmelemesiyle kalp krizi geçirip hakkın rahmetine kavuşur. kadıncağız da olayın şoku ile eve bir köpeğin geldiğini görür, aç bir köpek ve gerald'ı yemeye başlar, daha sonra olaylar gelişir. bana en sıkıcı gelmiş king romanıdır diyebilirim. olay örgüsü düz görünüyor ama karışık ve pek sürükleyici değil. yine de psikolojik gerilim sevenler bir baksın derim.

    -dolores claiborne* roman kahramanı doloresin ağzından yazılmış bir anı kitabı gibi. inanılmaz sıkılmıştım ve king'in bitiremeden yarım bıraktığım iki kitaptan birisi. seveni de çok, filmi de yapıldı ama ben sevmedim, bırakalım seven anlatsın. gerald's game ile bağlantılar içermekte olduğunu da söylemeliyim.

    -insomnia * çok fazla uykusuzluk çeken ralph adlı bir dedenin hafif şizofrenik gibi duran macerası. bir sevgi romanı tadındadır. içinde metafizik öğeler de barındıran bir roman. şiir gibi akıyor diyebilirim, keyifle okunacak bir kitap. kurgusu çok başarılı. ve kara kule ile diğer romanlardan karakterleri de içinde görürseniz şaşırmayın derim.

    -rose madder * kocasından kaçan bir kadının hafif kaçık öyküsü. beni pek sarmadı ama sizi belki sarabilir. yavan bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
  • kendisini stephen king yapan rabbimdir. imana gel stephen!!!