şükela:  tümü | bugün
  • evlilik üzerine inanılmaz tespitleri olan yazardır aynı zamanda.

    (bkz: hayvan mezarlığı)
  • (bkz: hayaletin garip huyları)
    (bkz: mahşer)
    (bkz: bahçivan)
    (bkz: umacı)

    kitaplarını küçükken okuduğum için bir ara kendimi gölgemden korkar hale getiren yazar
  • korku edebiyatının en büyük isimlerinden birisidir ve aynı zamanda eserleri en çok filme ve dizilere uyarlanmış yazarlardan birisidir. 60'dan fazla kitabı yayınlanmıştır. özellikle 1982 yılında başlayıp, 2005 yılında sona eren dark tower serisi ile ünlüdür.
    ilk hikayelerini daha 16 yaşındayken yazmıştır ve daha sonra bu hikayeleri “starting mystery stories” kitabında toplayıp yayınlamıştır. bir süre iş bulamadığı için laboratuvarda da çalışmış ayrıca bir kolejde öğretmenlik yapmıştır. 1974 yılında ilk romanı “carrie” (göz) yayımlanmıştır. bu kitabını “shining” (medyum) ve “the stand” (mahşer) kitapları takip etmiştir. maddi durumu düzeldikten sonra ise kendisini tamamen yazın hayatına adamıştır.

    uyarlamalarla birlikte dizi ya da film haline getirilmiş öykülerinin sayısı 70’den fazladır. bunlar arasında en çok bilinenleri 1980 yılında stanley kubrick‘in yönettiği “shining”, 1990 yılında “misery”, 1994 yılında “the shawshank redemption”, 1999 yılında başrolünde tom hanks‘in oynadığı “green mile” (yeşil yol), 2004 yılında başrolünde johnny depp]’in oynadığı “secret window” (gizli pencere), 2007 yılında başrollerinde john cusack ve samuel jackson‘nın yer aldığı “1408” ve yine 2007 yılında vizyona giren “the mist”dir.

    stephen king kariyerinin en başından beri kitaplarının yanı sıra büyük ticari başarılara da imza atmış bir yazar. ilk romanı göz (carrie)’den bu yana geçen 40 yıl içinde, hepsi de dünya çapında en çok satanlar listesine giren 50’den fazla kitap yayımlamıştır. bugün king’in eserlerinden esinlenmiş 100’den fazla film ve televizyon programı bulunmakta. aslında bu durum da edebiyat çevrelerinde bir sorun yaratmıştır. king’in ciddi bir yazar olup olmadığı sorusu yıllarca, satılan kitap sayısı, film anlaşmaları, geliri ve kazandığı para üzerinden “hayır” şeklinde cevaplandı. ama stephen king tek başına aslında bir sektör, bir alan aynı zamanda tarz oluşturmuştur.oldukça akıcı bir dile sahip. usta bir hikayeci. doğru ve yanlışın, iyi ile kötünün iç içe geçtiği dünyalar yaratmıştır kitaplarında. bilindik aile krizlerini, bilinmezin verdiği korkuları, aidiyet duygusunu ele alıp ustaca işlemeyi başarmıştır.

    stephen king en başından beri korku-gerilim kitapları yazarı olarak görüldü. oysa çok çeşitli alanlara el atmıştır king. korku, bilim-kurgu ve fantezi romanların yanı sıra tarihsel roman, western ve kısa öyküler de yazmıştır. kahramanı, abd başkanı john f. kennedy’nin katilini öldürmek için zaman içinde yolculuk yapan 11/22/63 adlı kitabıyla king, los angeles times kitap ödülü almış ve new york times gazetesinin “yılın en iyi 10 kitabı” listesine girmiştir.

    king, eserlerine esin kaynağı olan ünlü edebiyatçıları açıklıkla dile getirmiştir. nathaniel hawthorne, edgar allen poe, hp lovecraft bunlar arasında yer alır.

    kitapları :
    – kubbenin altında (under the dome)
    – kim bulduysa onundur (finders keepers)
    – jericho tepesi savaşı
    – anahtar deliğinden esen rüzgar
    – kara kule 1 – silahşor
    – kara kule gilead’ın düşüşü
    – kara kule – ihanet (çizgi roman 3. cilt)
    – kara kule – eve giden yol (çizgi roman 2. cilt)
    – kara kule – silahşorun doğuşu
    – kara kule 2 – üç’ün çekilişi
    – kara kule 5 – calla’nın kurtları
    – kara kule 6 – susannah’nın şarkısı
    – kara kule 7 – kule
    – göz (carrie)
    – korku ağı (salem’s lot)
    – medyum (the shining)
    – mahşer (the stand)
    – çağrı (the dead zone)
    – tepki (firestarter)
    – kujo (cujo)
    – christine
    – hayvan mezarlığı (pet sematary)
    – ceset (the body)
    – tılsım (the talisman) (peter straub ile)
    – ejderhanın gözleri (the eyes of the dragon)
    – sadist (misery)
    – şeffaf (the tommyknockers)
    – hayatı emen karanlık (the dark half)
    – ruhlar dükkanı (needful things)
    – oyun (gerald’s game)
    – dolores claiborne
    – uykusuzluk (ınsomnia)
    – falcı (thinner)
    – çılgınlığın ötesi (rose madder)
    – yeşil yol (the green mile)
    – yaratık (desperation)
    – kemik torbası (bag of bones)
    – maça kızı (heart ın atlantis)
    – yüzyılın fırtınası (storm of the century)
    – tom gordon’a aşık olan kız (the girl who loved tom gordon)
    – rüya avcısı (the dreamcatcher)
    – kara ev (black house) (peter straub ile)
    – buick 8 (from a buick 8)
    – cep (cell)
    – bir aşk hikayesi (lisey’s story)
    – duma adası (duma key)
    – düzenleyiciler (the regulators)
    – yazma sanatı (on writing)
    – yüzyılın suçlusu (blaze)
    – colorado kid
    – ihanet (the dark tower treachery)
    – kubbe’nin altında (under the dome)
    – ateş yolu (roadwork)
    – azrail koşuyor (the running man)
    – gece yarısını 2 geçe (four past midnight)
    – gece yarısını 4 geçe (four past midnight)
    – o (ıt)
    – sis (skeleton crew)
    – coffey yeşil yolda (the green mile, part 6: coffey on the mile)
    – coffey’in elleri (the green mile, part 3: coffey’s hands)
    – gece yolcuları (the green mile, part 5: night journey)
    – iki ölü kız (the green mile, part 1: the two dead girls)
    – kurtadam’ın döngüsü (cycle of the werewolf)
    – ölüm hücresindeki fare (the green mile, part 2: the mouse on the mile)
    – ölümün en kötüsü (the green mile, part 4: the bad death of eduard delacroix)
    – 22/11/63 (11/22/63)
    – eğlence parkı (joyland)
    – doktor uyku (doctor sleep)
    – bay mercedes (mr mercedes)
    – diriliş (revival)
    – finders keepers br>
    – the bazaar of bad dreams

    senaryo :
    2015 – cell (sinema filmi)
    2014 – big driver (tv filmi)
    2013 – the boogeyman (sinema filmi)
    2013 – carrie: günah tohumu (sinema filmi)
    2007 – öldüren sis (sinema filmi)
    2006 – yaratık (sinema filmi)
    2004 – ölüm yolu (sinema filmi)
    2004 – lanetli ev(tv dizisi)
    2004 – gizli pencere (sinema filmi)
    2003 – hayaletin günlüğü (sinema filmi)
    2003 – düş kapanı (sinema filmi)
    2002 – rose red konağı (tv filmi)
    2001 – gizemli yabancı (sinema filmi)
    2001 – children of the corn: revelati… (sinema filmi)
    1999 – yeşil yol (sinema filmi)
    1999 – stephen king yüzyılın fırtınas… (sinema filmi)
    1999 – günah tohumu 2 (sinema filmi)
    1999 – children of the corn 666: ısaa… (sinema filmi)
    1998 – ölümcül sır (sinema filmi)
    1998 – geri döndüler 3 (sinema filmi)
    1998 – children of the corn v: fields… (sinema filmi)
    1997 – quicksilver highway (tv filmi)
    1997 – kamyonlar (tv filmi)
    1997 – ghosts (kısa film)
    1997 – gece katili (sinema filmi)
    1997 – cinnet (tv dizisi)
    1996 – thinner (sinema filmi)
    1996 – sometimes they come back… ag… (sinema filmi)
    1995 – the langoliers (tv filmi)
    1995 – dolores claiborne (sinema filmi)
    1994 – esaretin bedeli (sinema filmi)
    1993 – the tommyknockers (tv filmi)
    1993 – the dark half (sinema filmi)
    1992 – dönüşüm (sinema filmi)
    1992 – bahçıvan (sinema filmi)
    1991 – geri döndüler (sinema filmi)
    1990 – ölüm kitabı (sinema filmi)
    1990 – o (tv filmi)
    1990 – mezarlık devriyesi (sinema filmi)
    1989 – stephen king hayvan mezarlığı (sinema filmi)
    1987 – koşan adam (sinema filmi)
    1987 – korku şovu 2 (sinema filmi)
    1987 – a return to salem’s lot (sinema filmi)
    1986 – maximum overdrive (sinema filmi)
    1986 – benimle kal (sinema filmi)
    1985 – silver bullet (sinema filmi)
    1985 – kedinin gözleri (sinema filmi)
    1984 – firestarter (sinema filmi)
    1984 – children of the corn (sinema filmi)
    1983 – the dead zone (sinema filmi)
    1983 – cujo (sinema filmi)
    1983 – christine (sinema filmi)
    1982 – creepshow (sinema filmi)
    1980 – cinnet (sinema filmi)
    1979 – salem’s lot (sinema filmi)
    1976 – günah tohumu (sinema filmi)

    https://www.biyografi.net.tr/stephen-king-kimdir/
    https://tr.wikipedia.org/wiki/stephen_king
  • en cok begendigi 22 film .
  • türkçe olarak yayınlanmış her kitabına zamanla sahip olduğum müthiş yazar. iyi oyuncular ve iyi yönetmenlerle eserlerinden harika filmler çıkıyor. (gizli pencere , yeşil yol vs )
    hikayeleri güzel, romanları ayrı güzeldir. bütün kitaplarını okuyun efendim.
    basımı tükenmiş kitapları çok yüksek fiyatlara satılıyor.
    edit:imla
  • trump'a feci takmış durumda olan yazar . ruh sağlığı bozulacak diye korkuyorum. her türlü korkutuyor zaten, bir de bundan korkmayalım. tamam adam kaybetti, biraz sakin üstad.
  • ölüm dansı adlı kitabında -edebiyat ve sinemada korku incelemeleri yaptığı- fobik basınç noktalarından bahsediyor; insanı gerçekten korkutabilmenin püf noktasının bu noktalara temas etmek olduğunu söylüyor. ancak bu noktaların da fazla bireysel olduğunu; kimisinin ağzından salyaları akan dev bir köpeğe nazaran kapalı bir kutuda hapis kalmayı çok daha dehşet verici bulduğunu anlatıyor.

    bu duruma bizzat canlı bir kanıtım ben örneğin. çocukluğumdan beri kesilen parmaklara bakamıyorum; bayılacak gibi oluyorum. kendi parmağımda aynısı olmuyor; avuç içinden ya da bilekten de o kadar etkilenmiyorum. ancak kesilen bir parmak göreyim, derhal kalbim hızlıca atmaya ve başım dönmeye başlıyor; iç organlarım yer değiştiriyor sanki. altında ne yatıyor bilmiyorum, sanırım çocukluğumda gizli bir travma bu, kaynağını hatırlayamadığım.

    stephen king'in the moving finger diye bir öyküsü var; lavabodan çıkan bir parmakla ilgili. çoğu kişinin fazla absürd bulup kenara atacağı türde, kısa bir korku hikayesi.. ben ise okurken şekilden şekle girdim; mide bulantılarından uzunca bir süre bitiremedim. bittiğinde de yakamı bırakmadı üstelik; ara ara rüyalarıma girdi ve uzunca bir süre parmaklara bakmamaya çalıştım aklıma girmesin tekrar diye.. sanırım kesik parmak benim fobik basınç noktamdı ve yazar bu noktaya temas etmişti. benim için manyakça bir deneyim; yazar içinse tarifsiz bir başarı..

    peki ben gerizekalı mıyım da bu kadar canımı sıkacak bir içeriği zorla bünyeme soktum sonuç olarak?

    evet.
    teşekkürler.
  • ilk parasını annesinden kazanıyor, dört hikaye yazıyor. karşılığında her hikayeye bir çeyreklik veriyor annesi. abisi dave tarafından hep ilginç ve trajikomik olaylar başına geliyor, bunlardan biri bir gün abisi ile gezerken tuvaletinin gelmesi ve tuvaletini yaptıktan sonra silemeyeceğini söylemesi ama abisinin yap işte yaprakla silersin kovboylar ve kızılderililer öyle yapıyor diyerek onu gaza getirmesiyle bağırsaklarını boşaltması. eh tabi steven bu başına ne geliyor? zehirli sarmaşıklara silmiş kıçını. testisleri trafik lambası gibi yanıyormuş. kıçı kaburgalarına kadar kaşınırken annesi ve abisi ona baktıkça gülüp duruyorlarmış. yayımlanan ilk hikayesi alabama, birmingham'da mike garrett'ın çıkardığı bir korku dergisinde olmuş. adı dehşetin yarım dünyası ama steven kendi başlığını daha çok seviyormuş; ben genç bir mezar hırsızıyım. lisbon lisesi için spor makalesi yazmış, lisbon falls'taki worumba dokuma fabrikasında çalışmış. tabitha spruce isimli yengemize hem zekasından, hem kahkahasından, hem de fabrika işçisi gibi küfür edişinden etkilenerek aşık olmuş ve evlenmiş. ve tabi ki hala aynı kadını seviyor... tabitha'da yaşadıkları herşeye rağmen stephen'a deliler gibi aşık. durum böyle olunca doğru düzgün iş bulması lazım stephen'ın; uma'daki eğitim fakültesine giriyor ve öğretmen diplomasını eline alıyor. bir kızı ve bir oğlu oluyor. parasızlığı had safhada. bir gün kızı ateşler içinde yanıyor hastalıktan...naomi ateşler içinde yanarken stephen'a bir posta geliyor, stephen umarım bu beş parasız günlerimizde başka bir fatura değildir diyor açıyor ve dugent yayıncılık'tan hayaletin garip huyları için beş yüz dolarlık çek geldiğini görüyor. kızına ilaç alıyor, doktora gidiyor ve üzerine güzel bir akşam yemeği bile yiyorlar.
    göz romanını yazarken aynı zamanda hampden kasabasında ingilizce öğretmenliği yapmaya devam ediyor. göz baskıya alınır mı alınırsa ne kadar verirler diye hayaller kuruyorlar karı- koca. tabi hayaller fakir hayalleri. 60 bin dolar falan verirler diye tahmin ediyor zavallı stephen. sonra bill thompson arıyor ve bir yere otur diyor... oturuyor musun diye soruyor stephen hayır diyor. telefonları mutfak duvarına monte edilmiş şekilde. (ah lanet olası amerikan film sahnesi gibi) ve göz'ün ciltsiz baskı hakları dört yüz bin dolara signet books'a satıldı diyor. eh gerisini siz düşünün... stephen'a milli piyango vurmuş gibi oluyor. (yamulmuyorsam 200'ünü sözleşme gereği bill alıyor) stephen eşine ve çocuklarına ulaşamıyor o an eşi tabby annesinde ve tamda annesinin evinden çıkmış. stephen deli gibi evin içinde bir o yana bir bu yana dolaşıyor...çarşıya gidiyor bangor'un ana caddesinde açık tek dükkan laverdiere. oraya girip tabby'e saç kurutma makinesi alıyor.
    1985'te alkol problemlerine - uyuşturucuyuda ekleyen stephen ayık olmayı unuttuğunu söylüyor...çocukluğunda kıçını zehirli sarmaşıklara bilmeden süren stephen şimdi bile isteye körü körüne zehirli sarmaşıkları tüm bünyesine salıyor. 1975'te medyum'u yazarken 1986 da sadist'i yazarken, 1986 baharında şeffaf'ı yazarken burnundaki kokainin neden olduğu kanamaları kesmek için burnunda pamuklarla gece yarılarına kadar arı gibi çalışıyor. bir gecede bir kasa ellilik içerken yazdığı kujo hakkında o kitabı çok severim. keşke sayfalara aktarırken güzel yerlerinin tadını çıkardığımı hatırlayabilseydim diyor.
    o kadar dağıtmış ki kendini, karısı , ailesi , arkadaşları ona karşı bir müdahale grubu kurmuş. karısı kendisinin ve çocuklarının onu çok sevdiğini ama gözlerinin önünde intihar ediyor oluşuna şahitlik etmek istemediklerini söylüyor.
    stephen'ı stephen yapan bugün nedir dersek bence çok iyi ve ona inanan bir eşinin olması. her zaman ona destek , parasızken, yazdıkları red işareti ile geri geldiğinde hiçbir zaman desteğini esirgemiyor. bırak şu yazmayı da para kazandığın işlere zaman ayır demiyor. ona her zaman inanıyor hatta yazdıklarından beğenmediklerini çöpe buruşturarak attıklarını bile alıp okumuş ve bunun üzerine devam etmelisin stephen iyi bir nokta yakalamışsın diyerek ona fikirler vermiş. ikinci olarak gerçekten yetenekli bir adam. alkol - uyuşturucu kafası muhakkak ki katkı sağlamıştır ama onları kullanmadan önce de gayet iyi yazdığı hikayeler olmuş. ailesinin - özellikle de çılgın abisinin katkıları da var. abisinin okulda çıkardığı dergiyi, dergi yapan adam bile o.
    bunları nerden mi biliyorum?
    sizi şuraya alayım, detaylardan mahrum kalmayın.
    (bkz: yazma sanatı)
    (bkz: on writing)

    edit;
    azrail koşuyor kitabını 1 haftada yazmıştır. günde on sayfa yazdığını söylüyor, yani 2000 kelime. bu da üç aylık sürenin sonunda 180.000 kelime eder. seri üretimin en büyük yardımcısı huzurlu ortam diyor stephen. başarısının sırrını soranlara ; fiziksel olarak sağlıklıyım ve evliyim diyor (evet çoğunuzun aksine evlilikten memnun olan bir insan)
    yazarken ac/dc, guns'n roses ve metallica gibi hard rock grupları dinlemeyi seviyor. gerçekten sevdiği ve planlayarak yazdığı kitabı çağrı , zorlama ve ruhsuz olan romanlarınınsa uykusuzluk ve çılgınlığın ötesinde olduğunu dile getiriyor.
    en iyi yazdığı saatler sabah saatleriymiş. yılda genellikle 70-80 kitap okuyormuş.
  • *bir gün stephen’ın kardeşi david, aile evinin tavan arasını araştırırken babasına ait olan bir kutu bulur. stephen’ı çağırır, birlikte kutuyu açarlar ve bütün kutunun korku hikâyeleriyle dolu olduğunu görürler. king’in kutudan çıkardığı ilk kitap h.p. lovecraft tarafından yazılan the thing from the tomb’dur. bu eser yazarın korku hikâyelerine yönelmesini sağlayan ilk kıvılcım olmuştur.

    *king yedi tane romanını “richard bachman” mahlasıyla yayımlamıştır.

    *stephen king eserlerini yazarken hard rock dinler. en sevdiği iki grup ac/dc ve the ramones’tir. ayrıca eşi tabitha ile birlikte maine’de zone radio isimli çoğunlukla rock müzik çalan bir radyo kanalının da sahibidir.

    *king çok hızlı ve üretken bir yazardır. 304 sayfalık kitabı koşan adam’ı sadece 10 gün içerisinde tamamlamıştır. gençlik günlerinde üç dört saat içerisinde 2,000-3,000 kelime ya da altı sayfa yazabilen yazar, şu sıralar günde 1,000 kelime yazabiliyor.

    *kitaplarının uyarlamasını izlemek için sinemaya gittiğinde bu uyarlamanın kitabına tamamen sadık kalmasını beklemediğini söyleyen yazar, “biliyorum ki filmin seveceğim bir fikri var. sonuçta bu fikir benden çıktı ve hayatımın bir ya da bir buçuk yılını bunu üzerinde çalışmakla harcadım.” demiştir. çoğu uyarlamalar hoşuna gitmesine rağmen stephen king, stanley kubrick’in the shining’ini beğenmediğini söylemiştir. filmdeki karakterlerden wendy torrance’ın canlı bir karakter olmaktan ziyade sadece çığlık attığını ve istediği duyguyu vermediğini hissettiğini söylemiş. ayrıca ünlü oyuncu jack nicholson’ın jack torrance performansından da mutlu olmamış. rolling stone dergisi sorduğu zaman, “filmin bu kadar büyük bir hayran kitlesine sahip oluşunu anlayamıyorum,” demiştir.

    *stephen king’in kişisel kütüphanesinde 17,000’in üzerinde kitap bulunmaktadır. yeni çıkanlar hariç bu kitapların hepsini okumuştur.

    stephen king hakkında bilmiyor olabileceğiniz 30 gerçek
hesabın var mı? giriş yap