şükela:  tümü | bugün
  • güney kaliforniya üniversitesi uygulamali dilbilimci.ikinci dil edenimi konusunda bircok calisma ve teorisi vardir.ingiliz dili egitimi almis herkesin yakindan tanidigi zat.
  • özellikle monitor theory ve comprehensible input (i+1) fikirleriyle ikinci dil edinimi alanına müthiş katkılarda bulunmuş dilbilimci.
  • geçtiğimiz cumartesi bir konferans vesilesiyle istanbul'da bulunmuş dilbilimci. teknolojiyle arasının iyi olmadığını dile getiren bu nevi şahsına münhasır insan, yine de "sdkrashen.com'a girin bak muhakkak" demekten de geri duramamış, "bilimsel bilgi ücretsiz olmalıdır" diyerek e-mail ya da twitter yoluyla paylaştığı her şeyi telif hakkı olmadan başkalarının da paylaşabileceğini söylemiştir. tüm dilbilimciler gibi onun da idolü hala chomsky'miş ve amerika'da, başarılı olmak için kullanılan çeşitli yöntemler arasında no.1. ısrarla rüşvetmiş.
  • bahçeşehir üniversitesi'ndeki konferans performansı büyüleyiciydi. free voluntary reading savunuldu genelde. doğumgünü olduğu için pasta bile kesildi. ama kokteylde adam resim çektirmekten bayılacak gibiydi.

    he bir de unutmadan; it must be compelling.
  • birkaç ay önce ön ayak olduğu "room to read" projesiyle feci kafayı bozmuş insan. "herkes okuyacak, her yerde kütüphane kurulacak" düşüncesinde temellenen projenin meyvelerini de topluyor galiba:

    http://www.nytimes.com/…?_r=2&src=ismr_ap_lo_mst_fb
  • ortaya attığı 5 hipotez ile dil edinimi dünyasında önemli değişimlere neden olmuş dilbilimci.

    1- acquisition-learning hypothesis *: edinimin farkında olmadan, öğrenmenin ise bilinçli olduğunu savunur.

    2- monitor hypothesis: daha önce oluşturulmuş bilgi sistemi, süregelen dil kullanımından sorumludur. monitor sistemi, bu sistem üzerinde küçük değişiklikler yapar, cila çeker.

    3- natural order hypothesis: hedef dili öğrenme yolunda, dışarıdan gözlemlenebilir ve tahmin edilebilir bir yol izlenir.

    4- input hypothesis: input'u daha iyi yapan koşulların, öğrencinin bilgisel seviyesinden biraz daha yüksek bir seviyede eğitime maruz bırakılmasıyla oluşacağını savunur.

    5- affective filter hypothesis: öğrenmeyi negatif bir şekilde etkileyen psikolojik bariyerlerin olduğunu savunur. bu hipotez, hümanizm kavramına ön ayak olmuştur.

    krashen'in hipotezleri, community language teaching ve communication based approach gibi yaklaşımların ortaya çıkmasına ön ayak olmuştur.
  • her sene türkiye'de bir konferansa katılan dilbilimci. bugün de siyah montuyla ytü'deydi.
  • özellikle doğal sıra hipotezi (natural order hypothesis) ile “adam haklı” dememe yol açmış dilbilimci. bu hipotez ile bilhassa gramer kurallarının tahmin edilebilir bir sırayla edinildiğini öne sürer. ingilizce’den örnek verecek olursak; geniş zaman eki olan “-s” takısının şimdiki zaman eki “-ing” den daha geç öğrenildiğini iddia eder kendileri. dahası, bunun sadece ana dil için değil, yabancı dil olarak ingilizce öğrenenler için de geçerli olduğunu savunur. yapılan bir çok çalışma neticesinde, ingilizce öğrenenlerin benzer süreçlerden geçtikleri görülmüştür. bu bize hem ana dil hem de yabancı dil öğrenimi hakkında bilgi verirken, hem de çocuklara dil öğretirken ne yapmalı ya da yapmalı sorularına da yanıt olabilir. mesela, biz ne kadar uğraşırsak uğraşalım, çocuğa “-s “ takısı kullanımını daha az karmaşık olan “-ing” takısından önce öğretemeyiz. ezberletiriz belki, ama bilinçaltında yer edindiremeyiz. ilk fırsatta hata yapar. yani krashen “çok zorlamayın kendinizi, ne yaparsanız yapın çocuk zamanı geldiğinde bu yapıları kendiliğinden edinecek zaten” diyor. e bize de beklemek düşüyor.
  • dil edinimi ile ilgili teorilerinde haklılık payı olduğunu düşündüğüm, ancak, araştırmalarının temelini öğrenme ve edinim gibi esasında parametrik bir test ile ölçemeyeceğimiz olguların oluşturması sebebiyle de biraz temkinle yaklaşırım. zaten kendisi de bir müddet sonra bu alanlarda yeni araştırma yapmayı bırakmış ve başka alanlarla ilgilenmeye başlamıştır.

    ancak şu anki konu o değil. kendisi blogunda bir yazı yazmış ve akademik dergilerdeki makalelerin çok daha kısa olması gerektiğini, okuyucaların zaten çok da ilgilenmediği literatür taraması bölümünün olabildiğince kısaltılması gerektiğini öne sürmüştür. kendisine dibine kadar katılıyor, yazının tamamını (ingilizce) merak edenleri de şuraya yönlendiriyorum: http://skrashen.blogspot.com/…-that-we-need-to.html