şükela:  tümü | bugün
  • güney afrikalı futbol ikonu. evet, belki de birçoklarınıza uzak bir isim mokone lakin futbolun içinde var olmayı başarabilmiş belki de ilk güney afrikalı. oynadığı günlerin üzerinden nerdeyse elli sene geçyise de, mesele mahiyeti ile tahkik istiyor.
    1932 yılında doğdu. futbol topuyla büyüdü adeta. babası yeteneklerinin farkındaydı lakin oğlunun avukat olmasını istiyordu. bizimkisi onaltısında güney afrika formasını giymiş, seyredenleri hayaran bırakmıştı. yurtdışından teklifler geliyordu, baba hayır çekiyordu. en sonunda coventry'nin ısrarları mokone'nin bavullarını hazırlamasıyla sonuçlandı. tabii bavul yapmak zor iştir, hele güney afrika'da çok daha zor işti vakt-i zamanında. apartheid fırtınasının güç topladığı güney afrika'da pasaport alması uzun sürmüştü mokonme'nin.
    kalamazoo ilk defa coventry formasını giydiğinde pek şüpheyle karşılanmıştı takım arkadaşları tarafından. çıktı antrenmanda bir penaltı attı. kaleci bir köşedeydi, top ayrı köşede. bir daha tekrarladı numarasını, bir daha, bir daha... bu kara çocuk, bir günde yıldız oldu coventry'de. fakat anında peşine başkaları düşmüştü. hollanda'dan heracles, ispanya'dan valencia çok istiyorlardı bu çocuğu kadrolarına katmayı. faas wilkes'in profesyonelliğin temellerini attığı devirde, çocuk kimin olacaktı?
    adada çok da mutlu olamadı. ingilizlerin oynadığı oyunu çok da beğenmemişti kendisi. sevmedi adayı. hocası tarafından, hafif müstehzi bir tavırla eleştirildi, arka planında ırkçı yorumlar barındıran: "müteşekkir olmalıydı, o bu şansa sahip olduğu için." hayır müteşekkir değildi zira oyunu beğenmemişti.
    hollanda'nın heracles'i sonunda kala'yı ikna etti. almelo'da iklim değişmişti adeta. mokone coşmuş, şehir ayağa kalkmıştı. heracles'in kendisi gelse, bu küçük şehirde onu tutmak imkânsızdı.
    1959 yılında katalanların devi barcelona imza attırdı bu afrikalı adama. herkesler merak ediyordu bu çocuğu. yalnız yabancı kısıtlaması nedeniyle forma giymesi zordu. kiralanması gündeme geldi. marsilya, ihaleyi kaptı. birçokları peşindeydi bu kara renkli ismin. bir futbol tarihçisinden alıntılayacağım müsaadenizle: "eğer pele, futbolcuların rolls royce'u ise, stanley matthews mercedes benz'idir, alfredo di stefano cadillac. kala, maserati'dir."
    maserati, rolls royce ile bir kere kapışmış o maçı rolls royce'un santos'u 5-2 kazanmıştı. rolls royce'un abisi sayılacak didi'nin botafago'suna 3-0 yenilmiş bir karmada oynamşlığı da vardı. lakin brezilyalılar bu afrikalıya hayran olmuşlardı.
    arada rodezya'ya, oradan zimbabwe'ye transfer oldu. 1961 yılında torinoluydu artık. torino'ya geçmesin diye olympique marseille her türlü katakuliyi yaptıysa da, 4 mayıs 1949 sonrası superga'ya çakılmaya devam eden tornio'nun ümidi oldu. ilk maçında tam beş gol attı. bir rusya turnesinde dinamo kiev'e üç adet atınca, ruslar hakkında "biz böyle bir şey görmedik" demişlerdi. avustralya ve kanada'da futbol elçiliğine soyunduktan sonra amerika'ya taşındı. hayır futbol oynamaya değil arkadaşlar, okumaya, ilim irfan sahibi olmaya. rutgers university'de doktora yaptı, university of rochester'da hocalık.
    amsterdam'da adına sokak olan, üzerine yazılan kitap sonradan filmleştirilen isim, bir kredi kartı suçlamasıyla baş başa kalıp karısına saldırmaktan dokuz sene içeride yatmıştı. her zaman suçsuzluğunu iddia eden isim, hapisten çıktıktan sonra da futbolla ilgili değişik idarî görevler almıştı.
    futbolun kara adamlarından biri mokone. kara kıtanın üzerine en fazla kafa patlatılan belki de futbol oyuncusu. maserati miydi bilmem ama sanki kırk sene sonra doğsa kırk maserati'si olurdu.