şükela:  tümü | bugün
  • doğrudan askeri birliklerin, tankların topların ` değil,:taktik bombardıman` fabrikalar, önemli yollar, köprüler, barajlar vs. gibi hedeflere yapılan, tabiri caizse "elini kolunu bağlamak" amacı güden bombardıman şekli.
  • üçe beşe bakılmadan cephanenin cömertçe harcandığı gazap şovu.

    bombalardan battaniye.

    kimsenin kaçacak yer bulamadığı, gökten gelen ölüm.

    silah tacirlerinin en sevdiği.

    .
  • dresden'in bombalanması bu kılıfa uydurulmuştur, ayrıca hiroşima da bu sınıflandırılmaya dahil edilebilir. nagazaki ise ibnelik başka birşey değil
  • savaşın kendisi üstteki yazarın deyişiyle “orospu çoçuğuca” olan bir eylemdir. geçmişte yaşandı, günümüzde yaşanıyor ve gelecekte çok daha korkunç boyutlarda yaşanacak. o yüzden her savaşa duygusal bakmayı bırakmalıyız artık. sevgi pıtırcığı olarak dolaşmak yerine halkımızın bu konuda bilgi sahibi olması görüşündeyim.

    çünkü savaş insandır, insan da savaş. savaşa duygusal olarak çocukların öldüğü, kadınların tecavüze uğradığı, insanların çok büyük acılar yaşadığı bir eylem olarak bakmak sizi sadece sanatçı yapacaktır. keza savaşları tasvip etmek insanlığa sığan bir şey değil, ancak dünyada savaşı seven bir tek insan evladı olmamasına rağmen neden savaşırlar? kuru duygusal söylemler yerine bunu araştırırdım ben. kısacası bir doğal afet, bir siyasi olay olarak bakmak ve işin edebiyatından çok mantığını kavramak daha doğrudur. neyse, merak eden okusun, savaş ayrı konu. bugün dünyada "anti-militarizm, savaş karşıtlığı" adı altında fikirler yayarak psikolojik harp yürüten ülkeler, aynı zamanda yıllık savunma bütçesi en yüksek, askeri harcamaları en üst seviyede olan ülkelerdir de. dünyada şu an fırlatılmayı bekleyen ve en azından şimdilik sadece caydırıcılık ve olası bir saldırıda misilleme olarak seçenekleri değerlendirilen binlerce nükleer silah, olası bir savaşı tetikleyecek 40'ı aşkın hot zone vardır. türkiye'de yetişen çöp nesli de göz önünde bulundurursak, olası bir savaşta bizi kurtaracak olanın anti-militarizm, "savaş karşıtlığı" adı altında yürütülen psikolojik harp değil, savaş hakkında olabildiğince bilgi sahibi olmak olduğu hatırlanmalıdır. düşman geldiğinde, silahla karşılık vermek yerine "barış için" gül atmak hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. "savaşlar keşke hiç var olmasaydı" demek kolaydır, benim ve herkesin naçizane paylaştığı görüş, savaş dediğimiz aşırı şiddet kullanımının sadece tarihte kalmasıdır. ancak gerçekçi olunca, savaşın insanın hayatının ve tarihinin bir parçası olduğu, insanın savaşları her daim yaşamak zorunda kalacağı gibi bir gerçek yerli yerinde durmaktadır.

    neyse,

    savaşta amaç, düşmanın iradesini kırmak veya onu kendi irademizi kabul etmeye zorlamaktır. düşmanın iradesini kırmanın yollarından bir tanesi de onun savaşa devam azmini, takatini ve gücünü kırmaktan geçer. stratejik bombardımanın konusu da budur.

    stratejik bombardıman genellikle düşmanın iktisadi anlamda üretim yapılan yerleri, mesela petrol rafinerilerini, fabrikaları, altyapı ve haberleşme sistemlerini, enerji santrallerini vurmak, bu bombardımanın ana hedefidir. adı üstünde, stratejik unsurlar düşmanın savaşa devam edememesi için vurulur. mesela bir ülkenin endüstrisini hava gücüyle imha edebilirseniz, uzun vadede o ülke savaşa devam gücünü kendisinde bulamayacak, isteyerek veya istemeyerek taktik olarak ne kadar zafer kazansa da, stratejik olarak kesinlikle mağlup olacaktır. robb stark'ın dediği gibi, "bütün muharebeleri kazandım, ama savaşı kaybediyorum." * en azından giulio douhet, stratejik bombardımanın etkisini bu paragrafta anlattığım gibi açıklıyordu.

    stratejik bombardıman fikri havacılığın ilk zamanlarında meşhur command of the air eserinin yazarı giulio douhet'ten çıkmıştı. douhet'e göre bir ülkenin savaşa devam azmini kırmak için hem psikolojik hem de endüstriyel olarak salt hava gücüyle bu sağlanabilirdi. daha basit bir tabirle, bir ülkeyi teslim olana kadar bombalayabilirdiniz veya bir ülke bombalanarak teslim olmak zorunda kalabilirdi.

    bu fikrin destekçileri ikinci dünya savaşı esnasında isimleri katliam derecesinde bombardımanlarla anılan jimmy doolittle, curtiss lemay, arthur harris, carl a. spaatz, henry h. arnold, gibi havacı subaylar ve aynı zamanda ilk bombardıman pilotlarıydı.

    ne var ki hitler'in denizaslanı harekatı için britanya muharebesinde, britanya halkının bombardıman esnasında şahit olduğu it dalaşları, almanların vurduğu londra evleri, ilk başta stratejik bombardıman yanlısı arthur harris gibi generallerin, fikirlerini denemek için uygun bir ortam hazırladı. çünkü ingilizler bombardımanı yaşamıştı ve almanların da aynı şeye maruz kalmalarını istiyorlardı.

    ondan öncesinde stratejik bombardımanlar, varşova'nın luftwaffe tarafından 1 eylül 1939'da, savaşın başladığı tarihte, sivil-asker ayrımı gözetmeksizin yaptığı bir hava taarruzuyla başlamıştı. daha sonra fransa, belçika ve hollanda'nın almanlar tarafından istilasında almanların stratejik bombardımanları devam etti. bunlardan en meşhuru alman savaş suçlarından da bir tanesi sayılan rotterdam bombardımanıdır.

    devam edecek olursak, ingilizler britanya muharebesinden önce etkisiz ve ciddiye alınmayacak şekilde stratejik sayılabilecek bombardımanlar başlatmıştı. wilhemshaven, kiel, lübeck gibi alman kentlerinde kriegsmarine'nin tersanelerini ve rıhtımlarını vurmuştu.

    britanya muharebesinin sonuçsuz kalmasından sonra ingiliz kamuoyunun da baskısıyla arthur harris öncülüğünde ilk stratejik bombardımanlar, essen, hamburg, münih gibi şehirlere yapıldı. atılan bombalar, alman şehirlerine düşen ilk ingiliz bombalarıydı ve ciddi bir ekonomik zarar veremese de, alman halkı üzerindeki psikolojik etkileri inanılmaz oldu. öyle ki, savaştan sonra kızıl ordu askerlerinin berlin ve doğu prusya'da karıştığı bazı tecavüz olaylarından sonra bir alman kadın stratejik bombardımanları kastederek, "tepemde bir amerikalı olmasındansa, karnımda bir rus olmasını tercih ederim!" demişti. az sonra geleceğimiz üzere, psikolojik etkileri inanılmaz olsa da stratejik bombardımanlar yine de istenilen etkiyi doğurmayacaktı.

    22 haziran 1941'de almanlar rusya'yı işgal edince (bkz: barbarossa harekatı), sovyet hava kuvvetlerinin büyük çoğunluğunu yerdeyken imha etmişlerdi. bu da luftwaffe'ye karşı smolensk, moskova, leningrad ve daha sonraları stalingrad gibi şehirleri uçaksavarlar haricinde savunmasız şehirler haline getirdi ve stratejik bombardımanlar aynı psikolojik etkiyle rusya'da da sürdü.

    japonya 7 aralık 1941'de pearl harbor'u vurduktan sonra bütün dünyada süren bu dalgaya abd'de de katıldı. albay jimmy doolittle sadece psikolojik etkileri göz önünde bulundurarak, yorktown ve hornet uçak gemilerinden tarihte bir ilki gerçekleştirerek bombardıman uçaklarını kaldırdı ve tokyo'yu vurdu. bu uçaklar ciddi bir zarar veremedikten ve bombalarını boşalttıktan sonra kısa sürede japonlar tarafından düşürüldü. ancak hayatında ilk defa bomba gören tokyo halkı için bu da ciddi bir psikolojik etki yaratmıştı ve 1945'deki büyük tokyo bombardımanı ve atom bombası saldırılarının yanında hiçbir şeydi.

    1941'den sonra avrupa'da alman şehirlerine yapılan hava taarruzlarına amerikan uçakları da katıldı. ancak luftwaffe'ın en etkili olduğu dönemlerde yapılan hava taarruzları ingiliz ve amerikalılar açısından da önemli zayiatlarla sonuçlanıyordu. amerikalıların buna bulduğu çözüm ise bombardıman uçaklarının yanına eskort uçakları verip bir görev grubu oluşturmak oldu. böylece stratejik bombardımanlar esnasında gökyüzü hem dev gibi b-29, lanchaster ve hallifax gibi uçakların yere attığı çok kuvvetli patlayıcılara, yerden atılan flak 88 atışlarına ve alman, ingiliz, amerikan uçaklarının havadaki it dalaşlarına sahne oluyordu.

    stratejik bombardımanlar ve bombardıman esnasında yaşanan hava muharebeleri almanların uçak kaldıramayacak kadar büyük yakıt sorununa düştüğü savaşın son zamanlarına kadar artarak sürdü. ancak ülkeler bir şey fark etmişti, stratejik bombardımanın düşmanı tamamen teslime zorlayacağı gibi bir askeri teori ütopyaydı ve tam tersine psikolojik açıdan etkili olsa da, düşman bunu propaganda malzemesi haline getirip stratejik bombardımanın psikolojik etkilerini tam tersine çevirebiliyordu. yani düşman teslim olmaktansa bombalandıkça daha fazla nefret doluyor ve savaşa devam etme isteği de artıyordu.

    avrupa'da bunlar olurken, amerikalılar pasifikte filipin denizi muharebesi veya büyük mariana hindi avı olarak anılacak muharebede japon imparatorluk donanmasına ölümcül bir darbe vurdu ve japon hava kuvvetlerinin tamamına yakınını imha etti. hemen ardından kuzey mariana adaları'nda bulunan saipan ve tinian adalarına amfibik harekatlar düzenleyip, japonların işgal ettiği guam adasını geri aldı. şubat-mart 1945'de ise iwo jima adasını ele geçirdi. japonlar uçak gemilerinin önemini midway'de ağır kayıplarla ve filipin denizi muharebesinde kesin bir mağlubiyetle ödedikten sonra, japon yüksek komutasında bulunan kurmay subaylar, japon donanmasının doktrininin ne derece yanlış olduğunu anlamıştı. japonlar yıllar boyunca devasa muharebe gemileri inşa etmelerine ve savaşın başında, pearl harbor'da amerikalıların muharebe gemilerinin büyük çoğunluğunu batırmalarına rağmen, amerikalılar uçak gemileriyle japon donanmasını perişan etmişti. ne var ki japonlar o dönemin en büyük iki zırhlısı olan yamato ve musashi'yi leyte körfezi muharebesinde yendiler. yamato daha sonra ten-go harekatında uçaklar tarafından batırılacaktı. ancak ondan önce musashi zırhlısı leyte körfezi'nde neredeyse bir varlık gösteremeden batırıldı.

    neydi peki bunun önemi?

    japonların galibiyet umudu geri gelmemek üzere sönmüştü. ancak saipan, tinian ve guam olmak üzere kuzey mariana adaları'nın amerikalılarca işgali, japon anakarasını stratejik bombardıman uçaklarının menziline sokmuştu. filipinler'de yapılan muharebeler, palau adalarının işgali ise japonya'nın istilası için bir önayak sağlamıştı amerikalılara ki, abd, ilk defa bu andan sonra japonya'nın karadan istilası için operation downfall üzerinde çalışmaya başlayacaktı.

    general curtiss lemay öncülüğünde ikinci dünya savaşının en büyük stratejik bombardımanlarından biri mart 1945'de tokyo'ya yapıldı. ancak lemay, japon evlerinin kağıttan yapıldığını ve yanmaya çok müsait olduğunu biliyordu. ingilizler de avrupa'da termit ve napalm gibi yangın bombalarını kullanmışlardı, ancak alman evleri japonlar gibi kağıttan ve ahşaptan yapılmıyordu.

    mart 1945'de saipan adasından kalkan b-29'lar tokyo kentine napalm bombalarını attılar. 1944'ten mart 45'e kadar amerikalılar tokyo'ya 106 ayrı hava taarruzu düzenlemişti, ancak bu en büyüğüydü. napalm bombaları lemay'ın beklediği gibi ahşap japon evlerini benzini yakar gibi yakmıştı. 100.000 kişi yanarak öldü ve bir o kadarı da aşırı ısıdan dolayı açık havada oksijensiz kalarak boğularak can verdi. tokyo bombardımanı japonya'da şimdiye kadar "büyük tokyo hava hücum günü" olarak yas günüdür.

    savaşın sonlarına doğru avrupa'da ise ingiliz ve amerikalılar, stratejik bombardımanın tekniğini çözmüş ve bu askeri stratejinin ekonomik, endüstriyel hedeflerden çok, sivillerin ve düşman ülke halkının psikolojisi üzerinde etkili olduğunu çok çabuk kavramıştı. bu yüzden stratejik bombardıman artık "psikolojik" bir bombardıman şeklini almıştı. ingilizler meşhur dresden bombardımanında dresden şehrini haritadan silecek kadar devasa bir harekata giriştiler. bombardıman özellikle sivillere karşı tasarlanmıştı ki, işin psikolojik kısmı da buydu. daha sonra stratejik bombardıman git gide katliamın savaştan ayrılmasını zorlaştıracak bir nitelik kazandı.

    ve avrupa'da 30 nisan 1945'de hitler intihar etti, 2 mayıs'ta general helmuth weidling berlin'in kızıl ordu'ya teslim olduğunu duyurdu. 8 mayıs'ta ise müttefiklerin ve kızıl ordu temsilcilerinin katıldığı bir müzakerede mareşal wilhelm keitel almanya'nın teslimiyet belgesini resmen imzaladı. stratejik bombardımanlar nihayet son bulsa da, 4 sene boyunca sistematik bir şekilde süren hava taarruzlarında ortada almanya diye bir şey kalmamıştı.

    ve ikinci dünya savaşının son stratejik bombardımanı da yaklaşmaktaydı.

    pasifik'te amerikalılar okinawa'yı almış ve japonya'nın istilası için artık önde bir engel kalmamıştı. tokyo'dan sonra hiroşima, nagoya, kyoto, kanagawa, susaki ve nagazaki'deki hedefler de amerikalılar tarafından bombalandı. ancak stratejik bombardıman ile bir ülkeye diz çöktürülemeyeceği, stratejik bombardımanın bilhassa (psikolojik olarak) nefret uyandırdığı ve buna bağlı bir şekilde düşmanın psikolojik açıdan savaşma azmini kırmaktan çok daha da alevlendirdiği artık bilinen bir gerçekti. douhet yanılmıştı, ama kısmen. esasen stratejik bombardımanların psikolojik sonuçları çok etkiliydi, ama düşmanı tam olarak teslimiyete itecek kadar değildi.

    bu yüzden amerikalılar istemeye istemeye operation downfall için hazırlıklar yapıyorlardı. japon toplumunun geldiği nokta, propaganda, aşırı milliyetçilik ve japon fanatizmi şimdiden japonya işgalinin amerikalılar için çok ağır kayıplarla sonuçlanacağının haberini veriyordu.

    ancak sam amca'nın oynamadığı son bir kozu vardı ki, stratejik bombardıman türlerinin en yıkıcısı ve en etkilisiydi : atom bombası. eklemekte fayda var, psikolojik açıdan stratejik bombardıman japon toplumunu savaş ve barış yanlıları olarak ikiye bölmüştü. esasen bombardımanlar japonlarda amerikan nefretini oldukça alevlendirse de, japonya tereddüt içindeydi.

    amerikalılar karar vermelerine yardımcı oldu ve stratejik bombardımanların en ağırı olan atom bombasını 6 ağustos'ta hiroşima ; 9 ağustos'ta nagazaki'ye atarak japonya'yı teslim olmaya zorladı. douhet bu sefer haklı çıkmış ve donanması ile hava kuvvetleri imha edilen, 4 senedir açlıktan kırılan, savaş endüstrisi tamamen yok edilmiş, doğal kaynakları kesilmiş olan japonya'yı teslim olmaya iki tane atom bombası, yani stratejik bombardıman ikna etmişti...

    ikinci dünya savaşından sonra, soğuk savaşta ise amerikalılar ve ruslar stratejik bombardıman uçağı projelerine önem verdiler. b-52, tupolev tu-16, tu-95, b-1 lancer gibi projeleri sürdü.

    daha sonra ise vietnam savaşında amerikalılar, vietnam'daki her tarım alanını napalm gibi kimyasal sayılabilecek yangın silahlarıyla ve zirai zehirlerle tahrip etti. ancak bu da ikinci dünya savaşında olduğu gibi istenilen etkiyi getirmedi ve vietnam'a ikinci dünya savaşında atılan bütün bombaların 8 katı, japonya'dan daha küçük bir ülkeye atıldı. amerikalılar vietkong gerillalarına karşı vietnam'ın verimli arazilerine yok etmelerine rağmen vietnam savaşını kaybetmişlerdi.

    daha sonra soğuk savaştan sonra amerikalıların yaptığı bazı harekatlar, operation ıraqi freedom (ırak'ı özgürleştirme operasyonu), operation desert storm (çöl fırtınası harekatı) gibi harekatlarda amerikalıların bağdat'ı bombalamaları stratejik bombardımanı bir kez daha gündeme getirdi ve artık modern bir dünyadaydık. özellikle amerika'nın bağdat'ı bombalaması dünya kamuoyunda çok büyük tepki uyandırmıştı.

    daha sonraları ikinci dünya savaşından sonra en büyük bombardımanlardan biri de 1999'da yugoslavya'ya gerçekleştirildi.

    bu arada stratejik bombardıman için gelişen teknoloji, artık pgm dediğimiz, yani hassas güdümlü mühimmatı mümkün kılıyordu. işte bağdat ve yugoslavya'ya yapılan hava taarruzları sırasında kullanılan bombalar bu tarz mühimmatlardı. bu durum özellikle ikinci dünya savaşı sırasında yapılan area bombing/alan bombardımanı gibi teknikleri tarihe gömmüştü.

    bununla birlikte hassas güdümlü mühimmat, stratejik bombardıman uçaklarının tahtına da gölge düşürmüştü. çünkü özellikle f-16, f-15 gibi taktik kabul edilen uçakların hassas güdümlü mühimmat sayesinde stratejik bombardıman gibi görevlerde de kullanılması, ülkelerin stratejik bombardıman uçağı projelerinden bazılarını rafa kaldırmalarına sebep oldu. keza artık akıllı cephaneler sayesinde f-16, f-15 ve türevi uçaklar da stratejik bombardımanda bulunabilmektedir.

    stratejik bombardıman lahey ve cenevre protokollerinde savaş hukuku kapsamında sınırlandırılmış olsa da, taktiriniz ki kimsenin siklemediği bir sınırlandırmadır bu. keza bu protokollerde "hava harekatlarının insancıl değerlere uygun olması gerektiği" gibi bir ibare geçer ki, genellikle bu "insancıl değerler" sivil hedeflerin vurulmaması, bombardımanda kullanılan mühimmatın tipi, (napalm, termit gibi yangın silahları ; kbrn sınıfına giren bazı kitle imha silahlarına dahil mühimmatlar) vb. ile alakalıdır. ancak dediğimiz gibi, iplenmiyordur ve iplenmeyecektir efendim. (bkz: gazze bombardımanı) (bkz: hama katliamı) (bkz: operation ıraqi freedom) vs vs.

    buna rağmen stratejik bombardıman gibi bir askeri stratejiye uygun, yani gavurcasıyla "strategic bomber" tipi uçaklardan soğuk savaşta oldukça fazla üretilmiştir ve bunların arasında, en ağır stratejik bombardıman olan atom bombası için "atomic bomber" denilen uçaklar da vardır.

    bazı projeler rafa kalkmış olsa da dünyanın bütün hava kuvvetleri tam anlamıyla stratejik bombardıman uçaklarını silmemişlerdir. keza f-16 gibi uçaklar da bu görevi yerine getirebilmesine karşın salt stratejik bombardıman için uçak projeleri hala sürmektedir.

    tarih boyunca stratejik bombardımanın sebep olduğu sivil kayıplar için şuraya

    (bkz: b-2)
    (bkz: tupolev tu-160)
    (bkz: high level bombing)
    (bkz: next-generation bomber)
    (bkz: long range strike bomber program)
    (bkz: tupolev pak da)
  • savaşın gerçeklerinden bahsetmek, sivil ölümleri, tecavüzler ve birçoklarından bahsetmek kişiyi sadece sanatçı yaparmış.
    o zaman, sanatçı bombardımanı olsun da görün, bunlar oluyor mu?
    tamam, iyi güzel tanım yapacaksın da, ne diye araya böyle saçma sapan şeyler sıkıştırılır ki? bildiğini yaz, militarizm, anti-militarist söylem, yok insanın özü, doğanın vahşeti, bunlari bırak başkaları yazsın. askerlik konusunda yazacaksın tamam, okuyalım. ama buna militarist propaganda derler. herşeyi genelleme kolaylığıyla, her türk asler doğar, de kestirmeden.

    tanım: savaşın stratejik bombardımanı yerine, sivil hayatın sanatçı bombardımanı tercih edilmesi gerekendir.