şükela:  tümü | bugün
  • belcika-ruanda kökenli 24 yasindaki (bkz: migrant). adi stro-maij hecesiyle okunan müzisyen, fransiz müzik listelerini saladiktan sonra simdi almanya listesine 3. siradan giris yapti.
    elektro-house stilindeki hitiyle avrupada listelerin basina yerlesti.
    sound programlari-efektleri ile arasi iyi olan bilgisayar müzik jenerasyonundan bir eleman.
    parcasinda günümüzün stresli bol sorunlu hayatini islemis.
    birak dans edelim nakaratindan önce isinden , esinden, cevresinden yedigi kaziklara karsilik gel dans edelim derken sanki hicte cekiniyormus gibi durmuyor bu arkadas .! kendini bir anda barda buluyor israrla dayanamayip iciyor sonra hop kendini sehnede sarki söylerken filan buluyor, peki canimcim niye bu kadar dertlendin ki simdi ?? diye soruyorum kendsisine.
    neyse müzik klibini gecip yeni calismasinin mart ortalarinda cikacagi duyurulmus stomae'e basarilar dliyorum ...
  • allors on dance adlı şarkının üreticisi ilkkez fransızca bi şarkıya hasta oldum.
  • gerçek adı paul van haver olan belçika-ruanda kökenli müzisyen. 85'liymiş bir de.
  • bu yeni dans cocugunun bir diger calismasida : up saw iz 'dir. gecelere akanlar icin birebirdir.
    icelim, dagitalimcilara gelsin...

    http://www.youtube.com/watch?v=bd40dwsg6m8
  • pasif agresif kişilik ikinci singlete quiero için tek planda klip çekmiş.

    http://www.dailymotion.com/…ceci-n-est-pas-un_music
  • house 'llelujah parçasına klaas'ın yaptığı mix tutacak.

    http://www.youtube.com/watch?v=nxm25j80rjm

    edit: tutmadı.*
  • (bkz: up saw liz)
  • sahne adı 'verlan' koduyladır. maestro kelimesindeki harfleri yer değiştirerek yani.
  • bana yeniden kezban paris'te hayalleri kurduran adam.

    şimdi böyle üstümde mini vintage bi elbise, ayağımda çok şık çok tarz ayakkabılarım, lady gaga ceketimi de unutmamışım elbette, kankam stromae ile paris sokaklarının altını üstüne getiriyoruz, deli gibi şarkı söyleyip dans ediyoruz. o bar senin bu bar benim felan. sağdan soldan laf atan abazanlar kesinlikle yok. sonsuz eğleniyoruz. fotoğraflar, videolar çekiyoruz abuk subuk. deli gibi gülüyoruz sonra, mutluyuz yani. yorulup kaldırıma oturuyoruz, konuşuyoruz ordan burdan, evrenden, kâinattan, hayattan, insanlardan, kitaplardan, filmlerden, müziklerden, aşktan ve çok saçma şeylerden elbette. çat pat fransızcamla ona eşlik ediyorum. bana öğretiyor hem. hiç de kızmıyor. sabah da müthiş bi fransız kahvaltısı yapacakmışız, fransız ekmeği de olacak elbette. babamın gençliğine benziyorsun diyorum, gülüyor. sonra işte la la la la la la la la alors on dance..