şükela:  tümü | bugün
  • kum,kireç,çimento karışımı dış duvar sıvası..
  • italyanca'da siva ya da alci. cam macunu anlamina da gelir.
  • ing. siva.
  • efenim, mermer veya benzeri bir efekt yaratan bir çeşit kaplama imiş bu (artık sıvanarak mı kaplanıyor orasını çıkaramadım).
    kaynak da göstereyim: meçhul bir dolmabahçe sarayı rehberi.
  • kanada'da türklerin tekelinde olan inşaat dallarından birisi.
  • italyanca ''sıva'' anlamına gelir. alçı bazlı bir süsleme malzemesidir. avrupa’da bir dönem çok sevilmiştir. kabartmalar veya panolar yapılacağı zaman genelde stuko yapılır. büyük formlu heykellerde stuko kullanılması pek mümkün değildir, küçük heykellerin kabartmaları veya mimari ögelerdeki kabartmalarda stuko yaygın bir kullanımdır. genelde dekoratif amaçla kullanılmaktadır
  • stucco süsleme samerra'da özellikle sarayların ve evlerin içerisinde büyük ölçüde yer almıştır. avlularda da bazen bu türden süslemeler görülmektedir fakat dış duvarlar asla süslenmemiştir. emevi yapılarının süslemeleri taş üzerine işlenmiş olduğu halde abbasilerin tuğla örgülü duvarları 1 metre yüksekliğe kadar kaplayan mermer tozu ile alçıdan yapılmış harca yani stükoya işlenmiştir. mezopotamya ve iran'da çok eskiden beri bilinen bu tekniği müslümanlar yeni bezeme üsluplarıyla birleştirerek ustaca kullanmışlardır.

    bu bezemeler 3 üsluba ayrılmıştır:

    a üslubu : bu üslubun ayırt edici öğesi daha önce kubbetü's sahra ve mşatta sarayı'nda görülmüş olan asma yaprağı motifidir. genel olarak 5 dilimli formunu koruyan asma yapraklarında bazı küçük değişiklikler olmuş; kabarık, yuvarlak konturların çevrelediği dilimler arasında 4 göz yer almıştır. diğer iki değişiklikten biri ise yaprağın sap ile birleştiği yerde üst üste yer alan üç üzüm salkımının artık görülmemesi, diğeri ise zeminin sık bir biçimde doldurulmasıdır. bazı mekanlarda oldukça gelişmiş olan bu üslupta süsleme stüko üzerine dikine derin olarak bıçakla kesilmiştir. kareler ve sekizgenler içine alınan öğeler henüz doğadan uzaklaşmış değildir ve motifleri tanımak mümkündür. bu üslup birçok unsuru ve yüzeyin oldukça sık işlenişi ile mşatta’nın süslemelerini anımsatır.

    b üslubu : bu üslupta bezemenin özelliği tomurcuklardan oluşan rozetlerle parmentlerin antinatüralist olmasıdır. bu bezemelerde kıvrımlar büyük rol oynar. sap hiç yoktur, bezeme sıktır. ancak üçüncü üslupta olduğu gibi kompozisyondaki yoğunluk son noktasına ulaşmamıştır. koyu gölgeli görünecek şekilde derin kesilmiş olan daire ve dilimli rozet şeklindeki motifler birinci üslupta olduğu gibi kareler ve sekizgenler içerisindedir. motiflerde yavaş yavaş doğadan uzaklaşma görülür.

    c üslubu : bu üslupta rölyef koyu gölge yapmayacak şekilde derinliği daha azdır. şişe şekillerinden, yoncalardan ve kıvrımlardan oluşan bezeme öğeleri geometrik çerçevelere girmeden üst üste, yan yana sıralanırlar ve tekrarlanırlar. birbirlerinden çizgilerle ayrılmış olan bu motifler soyut bir karakter gösterirler. bu üslupta teknik bakımdan göze çarpan en önemli özellik, motiflerin meyilli olarak kesilmiş olmasıdır. islam sanatında ilk defa görülen bu tarzın iskitlere ait tunç eserlerinden ve altay yöresindeki eski türk sanat eserlerinden samerra'ya türkler tarafından getirilmiş olduğu, oradan da tolunoğulları ile mısır'a geçtiği kabul edilmektedir.