şükela:  tümü | bugün
  • bu müzisyen tipi, hayatını ağırlıklı olarak stüdyolarda çalarak kazanır. entsrümanına hakim olmalıdır; çünkü stüdyoda geçen her saat para olduğu için, çalması gereken partiyi ne kadar kısa sürede çalıp bitirirse o kadar tercih edilen bir müzisyen olur. türkiyede bu iş ağırlıklı olarak alaylıların elindedir. türkiye'de en çok rastlanan isimler için;
    (bkz: şenyaylar yaylı grubu)
    (bkz: erdem sökmen)
    (bkz: ercan ırmak)
    (bkz: ismail soyberk)
    (bkz: erdinç şenyaylar)
    (bkz: volkan öktem)
  • bir stüdyo müzisyeninin kazandığı para, bugünün parasıyla yaklaşık olarak parça başına 50-300 milyon tl. arasında değişir.
  • nota bilmeyen stüdyo müzisyeni olmaz. daha doğrusu;
    (bkz: olmaz olsun)
  • toto grubunun elemanları, her biri tek tek çok iyi enstrümanist oldukları için, stüdyo müzisyenleridir. kendilerinden başka bir çok grubun-sanatçının albümlerinde müzisyenlik yapmışlardır.
  • bu adamlar önemli adamlardır zira stüdyoda çalmak, zor iştir. normal şartlarda çok rahat çalabileceğiniz bir şeyi stüdyoda kayda girdikten sonra, o klik sesini duyduğunuz anda işin rengi birden değişir; çalamaz olursunuz. stüdyo kaydı deneyim ister, konsantrasyon ister; çünkü en ufak hata bile çok göze *batar.
  • gelmi$ gecmi$ en iyi studyo muzisyenlerinden ikisi jimmy page ile john paul jones'tur. bu yuzden bazi albumlerinin kayitlari 15-20 saatte bitmi$tir. j. page yillarca studyolarda calmasi nedeniyle bir cok gitaristin cali$ teknigini kopyalama gibi ozel bir yetenege sahip olmu$tur.
  • bu adamlardan hızlı adaptasyon, mükemmel deşifre, süper entonasyon ve sağlam ritm duygusu beklenir. ayrıca enstümanının sound'u konusunda da geniş bir seçenekler silsilesi olmalıdır.
  • stüdyo alışkanlığı olan ve hayatını bu yoldan kazanan müzisyenler olup, nasıl ki performans müzisyenleri stüdyoda sıkıntı çekerse, bunlar da performansta büyük sıkıntı yaşarlar ve konsantrasyon eksikliği hissederler.
  • muzisyenligin orospulari. parayi veren herkese calarlar. ciguli'den dss'nin murat celik'ine kadar genis bir yelpazeye calarlar. caldiklari insanin, sarki'nin, sesin, kalitenin hicbir onemi yoktur. siz bir kaset yapin, parasini verin neyse size de calarlar, kizilirmaktan , ibrahim tatlises'e kadar uzanan bir kitle dusunun. hatta ciguli'den ajda pekkandan nerdeyse bir iki marjinal disinda herkese. samimyietsiz gelir bana da. muzigin asaletini yere sererler, muzisyenligin ruhuna aykiri gelir, hep erkan ogur gibi bir tipoloji cizerim lakin, erkan ogur'un dunyanin en buyuk 3-4 muziysenlerinden biri dedigi bulent ortacgil in dahi paraya verene otturdugu dudugu gorunce, gecimini saglayan ve buna muhtac olan insanlarda nitelik ve secici olmasini beklemek abes kaciyor artik. profosyonelliklerine, caldigi alete ve hakkini ne kadar verdigine asla ve asla tek bir sozum yoktur, bilirim erdem sokmen'in nazan oncel-goc albumunu, erdinc senyaylar'in ahmet kaya-ayriligin hediyesi 'giris solosu' , ismail soyberkin mazlum cimen in cimen turkuleri albumunun tamaminda yaptigi sov'u. tarzim disinda ki muzikleri dinlememi saglayacak, kasetlerini aldirtan insanlardir da ayni zamanda.

    ne kadar dogrudur bilemem lakin erdem sokmenin hikayesi vardir, her turlu teklife hayir diyen ustad'in cocugunun hastalanmasi uzerine son gelen sezen aksu'nun teklifini kabul edip hastane masraflarini karsilamistir ve 'tukenecegiz' le adim atmistir studyo muzisyenligine..

    kim bilir, bir bikmislik, bir küsmü$lük, anlasilamamazlik sonucu gelen duyarsizlik cokmustur iclerine. hepsinin, baslangic noktasinda idealist oldugunu gorebiliyorum, yargilamamak gerekir bu 'ozel' insanlari lakin kabullenemiyor da insan. bu yeteneklerin paranin pesinde palyaco olmasi ve duygusuzlugu.
  • (bkz: glenn gould)