şükela:  tümü | bugün
  • öğrecilerin yapabileceği ve ancak bazı nadir öğrenci evlerinde görülebilecek eylemdir. tanık olmuşluğum var ve düşüncem çay keyfinin bokunu çıkarması yönündedir. başka söze gerek yok. çayı iki paralık ediyor hem de insan çaydan zevk alamıyor.
  • genelde küçük, salaş çay bahçalerinde duble çay isteyince su bardağında getiriyorlar. belki limonata için de kullandıkları su bardaklarını kullanarak tasarruf etmek içindir.
  • simit sarayında filan yapılan şey.
  • çocukken bizim de sıkça yaptığımız şeydi kahvaltılarda. evimizde çay fincanı falan yoktu sanırım. varsa da hatırlamıyorum, vitrinde durup sergileniyordu belki de. ama günümüzde cup ya da mug denen şeyler de yoktu diye hatırlıyorum ki 25-30 yıl öncesinden bahsediyorum. daha kenan evren cumhurbaşkanı, özal-calp çekişiyor, trt-2 açılmamış, yılbaşı ikramiyesi yeni 1 milyar olmuş.

    belki tüm bu araçlar vardı da biz fakirdik ya da gustomuz yeterli değildi. ilk kez, nescafe içen alamancı yengeden gördük belki de mug'ı. ondan sonra ufkumuz genişledi, vizyoner olmaya başladık falan. ne gelişmişiz ama.

    ha bir de bizim su bardaklarımız genelde içindeki şokella bittikten sonra bardağa dönüşenlerdendi. palaks alacak kadar bile paramız yokmuş demek, nerde paşabahçe!.. üzüldüm şimdi çocukluğuma. getto'dan çıktım ama artık ekşi sözlük kullanıcısıyım. büyük ilerleme kaydettiğim için kendimle gurur duyuyorum. kariyer.net başarı hikayelerine yazsam yayınlarlar, o derece.
  • 5 yıldızlı otellerde mecburiyetten katlanılan bir eziyet. sanki babaları ingiliz soylusu da çayı hep fincanla içiyorlarmış. çay, ince belli cam bardakla içilir.
  • çayın hangi tür bardakla içileceğine dair resmi bir açıklama veya kanun hükmünde bir kararname olduğunu hatırlamayan ve bu hususta resmi bir açıklama ya da kanun hükmünde kararname olsa dahi, resmi evrakları pek umursayacak biri olmadığımdan, içtiğim çaya bakarım efendiler!

    çocukken yapmaktan haz aldığım bir hadiseydi, ama birkaç ay önce tekrardan bir akşam üstü aniden denedim ve gördüm ki özlemişim. gerçekten de, su bardağını iki elimle tutmuş yudumlar arası mola verdiğim bir sırada, avcumda tutmakta olduğum çayın sıcaklığını ve sıcaklığında somutlaşan varlığını tekrar hissetmek bana çok iyi geldi. zamanın milyarda bir parçası olan o küçük anı daha net ve daha güzel hissettiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. su bardağında içilen çayın, mutlulukla mı bilemem, ama zamanın duyumsanışına dair bir şeylerle ilgisi var. kanunlardan ve salak saçma sabit fikirlerden beslenen kurallardan öte şeylerle. çocukluk denen yitik cennetle misal.
  • demliği alsaydın daha iyi değil miydi? sorusu sordurur. hem ayrıca çay dediğin içine konulan/katılan kabın şeklini alan değil kendi başına ayrı bir sıvıdır. kendine has karakteri vardır, isteyen kase ile bile içebilir. (bir defa porselen hoşaf kasesiyle içmişliğim var, fena olmuyor.. denemek lazım)
  • ince belli, 90-60-90 çay bardağının ya da çay fincanının olmadığı durumlarda, yapılabilecek mantıklı bir hareket gibi görünse de, oldukça mantık dışı bir harekettir. çayın tortuları, su bardağının dibinde moonwalk yaparken oluşan ahenk dışı görüntü esnasında, tatlı kaşığıyla şekerleri karıştırmaya çalışmak bile başlı başına absürt bir olaydır. herşeyin bir adabı vardır. çay bardağıyla su içersin ama su bardağıyla çay içemezsin.

    bonus: çay ince belli bardakta içilir
  • babam yapardı bunu. eli nası yanmıyo diye hayret ederdim. gerçi kırk yılın başı çay içince iplemiyo da olabilir. kahve sevmemin nedeni genlerimden belli lan.
  • bisküviyi çaya banmak için olabilir..ki ince bellilere bisküvi sığmıyor, özellikle pötibörler..

    çok çay içen birinin ikide bir çay doldurma zahmetinden kurtulmak için bulduğu bir çözüm de olabilir..ayrıca mantıken kupada çay içmekle su bardağında çay içmek arasında fark yok, 'estetik' görüntü, çayın rengini görme ve soğuma süresini saymazsak tabii..

    yine, zannımca genelde çayı keyif olarak içen tiryakilerin zorda kalmadan uygulamayacağı eylem..ki çayın keyfi çok fazla soğumadan içilen, rengi görülen ince belli bardakta çıkar..