şükela:  tümü | bugün
  • pir sultan abdala ait.
    pir sultan dostlari 2* adli albumde oguz boran tarafindan enfes seslendirilmistir.

    sozleri:

    su kanlı zalimin ettigi isler
    garip bulbul gibi zar eyler beni
    yagmur gibi yagar basıma taslar
    ille dostun bir fiskesi yaralar beni

    dar günümde dost düsmanım belli oldu
    bir derdim varsa simdi elli oldu
    ecel fermanı boynuma takıldı
    gerek asa, gerek vuralar beni

    pir sultan abdal'ım can göge almaz
    haktan emr'olmazsa ırahmet yagmaz
    su ellerin tası bana hiç degmez
    ille dostun bir tek gülü yaralar beni
  • 21 temmuz 2012 grup yorum harbiye konseri' nde seslendirilmiştir.

    http://www.youtube.com/watch?v=ikbkd9j_wjw
  • ilk pir sultan abdal'a ait değildir. 600 yıllık süreç içerisinde pir sultan abdal mahlasını kullanan 7 ayrı kişiden birine aittir ama sözleri de bestesi de muhteşemdir, pir sultan abdal denilince ilk akla gelen avazlardandır. ilk pir sultan abdal'ın bazı eserleri için;

    (bkz: karşıda görünen ne güzel yayla)
    (bkz: bir güzelin aşığıyım erenler)
    (bkz: bu yıl bu dağların karı erimez)
    (bkz: gelin canlar bir olalım)
  • her dinleyişte yüreği parça parça eden, gözlerden oluk oluk yaş akıtan eşsiz türkü.

    ...

    "dostun bir fiskesi yaralar beni"

    ...
  • şu ellerin tası bana hiç degmez
    ille dostun bir tek gülü yaralar beni

    alevi değilim ama şu alevi deyişleri ve türkülerine hayran olmamak elde değil. gerçekten bu dille hem de en duru haliyle anca bu kadar güzel sözler yazılabilir, bu kadar güzel ezgiler kulakları şenlendirebilir. her daim alevi kardeşlerime büyük saygı duyacağım bu güzellikleri, bu kaliteyi çok büyük sıkıntılarla uğraşmalarına rağmen bu güne taşıyabildikleri için...

    buyrun ahmet aslan'dan yakın bi tane:
    https://m.youtube.com/watch?v=qv5pt7qw01c
  • şu sıralar daha da sık dinlediğim parçadır.

    halk deyişlerini muazzam yorumlayan ahmet aslan'dan dinlemek ise başka bir keyif. anadolu'nun can özünden kopup düşmüşüz bu kurak büyük şehirlere azizim. gecesi gündüzü pek afili lakin insanı kurak bu alengirli şehirlerin. nasıl bir gen taşıyorsak artık mütemadiyen unutulmuş diyarların ayazına, semarkant'ın hanlarına, tengri dağının ötelerine sürüklüyor beni. bir bakıyorum ki kalenderî'nin yanı başında bektaşî otağındayım...

    binlerce yıllık dost bağında nereden biter bu yabani otlar bilmem lakin ne de çok yandı türkülerin bağrı, talan oldu sazların mızrabı teli...
  • ne zaman dinlesem aklıma bir arkadaşım gelir.

    belki yedi yaşındaydım ya da altı. bir şey oldu da bir arkadaşım adını da vereyim çağlar. yalnız bırakıverdi beni bir gün ( allah bilir neden). bir yere gidecektik de gelmedi mi. onun yüzünden birilerinden dayak mı yedim küfür mü yedim bilemiyorum. eve bir geliş gelmişim sadece çağlara kızıyorum. kızma da değil ilk defa hissettiğim bir acı sıkıntı. peder avukatacam uyanmış hafta sonu zahir gündüzleyin. yaz olmalı bir de. sakalları vardı babamın. o yazları sakallı olurdu. dedim çağlar böyle böyle yaptı ben. babam ve annem o gün bana pir sultan abdalı ve bu türkünün hikayesini anlattılar. hissettiğim yenilgi değildi. dostum tarafından yalnız bırakılmaktı. sabırla anlattı babam. sabırla anlattı çünkü pirin adını duyar duymaz neden aptal diyorlar ona dedim. her şeyi açıkladı. sonra sadık gürbüzün kasedi vardı evde. pir sultan abdal 1. ben nasıl çok küçükken dünya haritasını gerzenin haritası sanıyorsam ondan bir kaç derece büyümüşüm o zaman. çünkü kasedin üzerindeki çizimi gerçekten pir sultanın sanıyordum. bandın etrafındaki çerçeve kırılmış dinlenmiyordu sarıp duruyordu. ben on bir yaşımda değildim bunlar olduğunda. çünkü babam vardı o gün çağlar yoktu. çağlardı o kızdığım çünkü çocukken en çok onu severdim. canım çağlar yıllardır görmedim ama çok özledim. attığın gülün yarası da çoktan kapandı. babamın aramızdan ayrıldığı günün akşam üstünde seninle beraber gerze'nin sokaklarında bir aşağı bir yukarı gezdiğimiz gün iyileşti. ben on bir yaşımdayken babam yoktu çağlar ise yanımda duruyordu.
  • ahmet aslan'ın yorumuyla dert sahibi olabileceğiniz pir sultan abdal'a ait şiir, türkü.

    bir de hikayesi vardır, okumuştum.
    hızır paşa bir gün pir sultan abdal’ı huzuruna çağırtır. pir sultan o sırada dergâhta halkla sohbet etmektedir. askerler köye gelmeden onların geleceğini anlar. allah tarafından kendisine ayan olur. dergâhtakilere:
    - onlar gelmeden, ben gideyim, der.
    musahibi ali baba da:
    - pirim sen kal, ben giderim. sen gidersen köyümüz dağılır, der. pir sultan abdal ise, ali baba’ya:
    - sen hızır’ın zulmüne dayanamazsın, der. ali baba, yine de gider. ali baba giderken köyün girişinde askerlerle karşılaşır. askerlere:
    - kimi arıyorsunuz? niçin geldiniz? diye sorar. askerler de:
    - pir sultan abdal’ı almaya geldik, der. ali baba bunun üzerine:
    - pir sultan abdal benim. hızır beni niçin istemiş?
    diye sorar. askerler, ali baba’ya şu cevabı verir:
    - bunu bilmeyecek ne var? ya asacak ya zindana atacaktır, derler. bunları duyan ali baba, kendisinin pir sultan olmadığını, pir sultan’ın köyde olduğunu söyler. askerler köye girip pir sultan abdal’ı köyden alırlar ve yola koyulurlar.
    hızır paşa, pir sultan’ı darağacına gönderirken, çevrede biriken halka zorla pir sultan’ı taşlattırır. pir sultan’ın musahibi ali baba, taş atmaya kıyamadığı için yolda topladığı kır çiçeklerini pirine atar. ali baba’nın bu davranışı pir sultan’ı yürekten yaralar. bunun üzerine aşağıdaki deyişi söyler:

    "pir sultan abdal’ım can göğe ağmaz
    hakk’tan emr olmazsa irahmet yağmaz
    şu ellerin taşı bana hiç değmez
    ille de dostun bir tek gülü yaralar beni"

    şu kanlı zalimin ettiği işler