şükela:  tümü | bugün
  • kodum hep içime akar kodlanırım
    neo için her gun her gun ağlarım

    diye de bir dizesi vardır..
  • bir tek seni kodlamadım, gerisi yalan. diye devam eder.
  • matrix'in mêtriks şeklinde okunduğuna delalet eden post-modern güzelleme
  • "şu matrix'in önü
    bir uzun alan
    mavi hapı yuttum
    gerisi yalan

    şu sentinellerdir
    zion'a dolan
    deldiler tavanı
    ettiler talan

    kurşundan kaçarım, kaşık bükerim
    senin için hergün kurabiye yerim
    ajan demem smith demem çok pis dalarım
    tüm sisteme birden selam salarım"

    neo - 2199 (olması lazım)
  • en az bir kişi tarafından gerçek olduğuna inanılmış türkü.

    malesef bu kişi benim.

    sahiden de sene 2003'tü..
    hayatımda ilk kez ''türkü baar'' denen ve hayalimdeki kadar da gorkunç olan yerlerden birine gittim. daha doğrusu zorla götürüldüm..
    zaten son gidişim olma nedeni de yaptığım gaf değildi. ilk ve son olmasının nedeni için (bkz: türkü bar)

    etrafımdaki herkes yarı aralık gözler, sırıtan aralık dudaklar ve mest olmuş yüzlerle bir yandan türkülere eşlik ederlerken, bir yandan da zorla götürmüş olmalarının verdiği tedirginlikle çaktırmadan beni kesiyorlardı.. ''haydi sen de katıl bu coşku kervanına ''

    bense aralarına zorla iliştirilmiş şaşkın bir danimarkalı turist kadar eğreti duruyordum orda.
    üzülmelerini istemediğim için onlar gibi davranmaya karar verdim.(bkz: sürü psikolojisi)

    önce fırtınalı havada salınan vapurdaki, deniz tutmuş yolcu kafası gibi sağa sola salındırmaya başladım başımı. (bkz: müzik türlerine göre kafa hareketleri)
    (bkz: aptallıktan kafası sallanan adam)
    bunun gibi değil karıştırılmasın (bkz: emine erdoğan)

    ve her başlayan türküde ilgileniyormuş görünmek için heyecanla soruyordum türkünün adını. zaten ses çok yüksek olduğu için cevapları tam duyamıyor, duyduklarıma da sanki biliyormuşum gibi hııııı.. oooo.. gibi yorumlar yapıyordum coşkuyla.*

    sonra o talihsiz gafı yaptım..
    sıradaki türkü başlarken masadaki herkesin ''oooo metriks türküsü'' dediklerine emindim.

    ilk kez ortak bir noktada birleştiğimizi hissetmenin verdiği hazla, ilk kez içten bir ilgi, kocaman bir gülümseme ve sadece bizim masadan değil, tüm bardan duyulacak yükseklikte bir şaşkınlık çığlığı ile sordum.

    ''matrix'in türküsünü mü yapmışlar?''

    (bkz: ölüm sessizliği) (bkz: hiç mi yok) (bkz: sandalyeye gömülmek)

    ilginç not: o akşamdan sonra masadakilerden 3 ü benimle çıkmak istediğini söyledi. (yok aynı anda değil) sanırım bu derece salaksa belki bir umut?! (bkz: aptal sarışın cazibesi)