*

  1. bana, herkesin çıkardığı ilk anlamını çağrıştırmayan emrullah efendi açıklaması..
    şu mektepler olmasa'daki mektep genel anlamıyla okul demek değil bence bu cümlede.. atatürk'ün okul çağına geldiği zaman, zübeyde hanım ile ali rıza efendi arasındaki çatışmayı anımsayalım.. anne, mustafa'yı mahalle mektebine göndermek istiyor, dini eğitim alsın diye; baba ise ilköğretim okuluna göndermek istiyor, çağın gerektirdiği eğitimi alsın diye.. yani o dönemde birbirinden farklı eğitim veren iki kurum var. mahalle mektepleri ve okullar..
    emrullah efendi de, reform denir mi denmez mi bilmiyorum ama, eğitimdeki kimi önemli, yenilikçi adımlarından dolayı, mahalle mekteplerine karşıdır. ilköğretimde fransa modelini örnek alır. genel anlamda okulu kastetmemektedir "şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim" derken. "dini eğitimi destekleyen, iki başlılık yaratan bu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim." der..
  2. yazın öğrenciler evine gidip fakülte boşalınca derse hazırlanma, ders, sınav kağıdı okuma,danışmanlık, ders seçtirme, gözetmenlik yapma, mazeret, öğrenme çıktısı, yan dal-ikinci anadal intibak listesi hazırlama vesaire gibi dertlerden kurtulup makaleye, projeye, analize anca geri dönen akademisyenin söylediği "öğrenci yokken okulu o kadar çok seviyorum ki" cümlesiye kısmen benzerlik gösteren ifade. kınadılar beni ama pişman değilim, yine olsa yine derim. her ne kadar öğrencileri çok sevse ve bir süre sonra insan derse girmeyi özlese de, öğrenciler yokken okul çok güzel, çok güzel, çok güüüzeeeel. sabahtan akşama kadar sadece okumak, düşünmek ve yazmak çok güzel, harika birşey.