*

şükela:  tümü | bugün
  • hayatımın sonuna kadar içinde kalmak istediğim, sessizliğin, sakinliğin, huzurun hüküm sürdüğü, uçabileceğiniz, oturabileceğiniz, düşünebileceğiniz, yüzebileceğiniz muhteşem bir ortamdır... güzeldir... hüzünlüdür... her yanınızdan sarar sizi bırakmak istemez... bünyeye iyi gelir
  • super bir ortamdir. ozellikle batiklariyla daha da hos bir mekan olur. derine indikce renkler kaybolur, basinc artar ama yine de guzeldir.
  • insanın hiç çıkası gelmeyen ama maalesef çeşitli biyolojik nedenlerden dolayı kısa süreli olarak gezilebilen muhteşem bi ortam
  • bir kez girilmesi halinde bagimlilik yapan baska bir dunya..
    suya karisma aninin yasandigi yer..
  • her yerde bitisik olarak yazilmasina ragmen, tdk sozlugunde su alti olarak yazilmasi gerektigi belirtilen kelime(ler)
  • (bkz: sualti)
  • 6. hudut alayı 4. hudut tabur komutanlığına bağlı bir karakol. iran sınırında. windows xp kurulduğunda gelen standart temanın fotoğrafının çekildiği yer, ciddi diyorum, inanmıyorsanız gidin bakın.
  • sualtında unutuyor insan… suyun yüzeyinde kalan her şeyi.., özellikle de çirkin olanları, susuz kalmışları, kuru ve soğuk anıları, hiç olmamış olmasını dilediği yaşanmışlıkları..sonra bir şarkı tutturuyor içinden.. henüz derinlere bile inmemişken, kendi derinlerinden bir ses bir nota geçiyor. suyun içinden, su gibi! düşünmüyor bile hangi şarkının daha güzel, daha söylenesi, daha çok sevilmiş ya da en çok paylaşılmış olduğunu. yalnızca geçiyor insan, geçen ilk notayla birlikte kendinden… balıklar mı daha şaşkın bakıyor kendisi mi bilemiyor, neye şaşırdığını da… bunun çocukluğundan kaldığını fark edip gülümsüyor.. sualtında bilmeden de gülebiliyor insan, sonra yine bilmeden, düşünmeden ağlayıveriyor. balıklar aynı bakıyor ama insan hep, her zaman, inadına başkalaşıyor, sualtında kendi değişkenliğine tanık oluyor. minik bir bebeğin kirlenmemiş yüreğinden az önce düşüvermiş gibi suya, suyla tanışıyor.. su deviniyor, insan duruyor..sonra dünya deviniyor, su duruyor.
    sualtında konuşuyor insan, evrenle, bilmedikleriyle.. en çok da kendiyle.. sen bir yetimsin deniz de gönüllü anne…

    susuyor insan bir daha hiç konuşmayacakmış gibi… bir daha hiç duymayacak ve hiç duyulmayacakmış gibi.. aldığı nefesten başka hesap bilmiyor , yapılmış hesaplarınsa defterini dürüyor, matematik bilmiyor, coğrafyadan geçiyor..coğrafya senden, sen kendinden!
    sen denizin içinden, deniz gözlerinden.. sen derinlerden, derin senin teninden..
    bir denizyıldızı dans ediyor, bitkiler raks ediyor, bir vals başlıyor sonra, müzik tam içinden geçiyor..yanılmıyorsun o denizatı “sana” gülümsüyor. küçük kırmızı bir balık çıkıyor karşına, o balık oluyorsun , orhan veli geliyor aklına canın rakı çekiyor, özlediğin bütün coğrafyalar bir şişeye doluyor, yazdığın mektuplarıysa artık balıklar okuyor.. tonlarca mavisin şimdi, diğer renkler kör oluyor.. şarkı yarım kalıyor, başka tüm yarımlar tamamlanıyor.. az önce dokunduğun kayalıksın sen artık, yaşam sana çarpıp çarpıp dönüyor, sen de yaşama.. bir daha.. saçların iyot, özlemlerin anoson kokuyor..
  • renkler ve hissettirdikleri konulu çalışmalarda da sıklıkla karşılaşılan mavi ve yeşil tonlarının verdiği arınma ve huzur hislerini bütünüyle bünyeye aşılayan ortam. bunun yanında deniz canlılarıyla aranızda tarif edilmesi zor bağlar kurabilen bir büyücü.

    ses yok. nefesinin sesini ve yutkunma sesini duyabiliyorsun. zaten ses olsa da, gördüğün sonsuz ve muhteşem mavilikten sese odaklanamazsın muhtemelen. belki de ses vardır, dikkatimi çekmemiştir. ilintili bir din olsa, yeni bir ibadethane yapmak için efor sarfetmeye gerek olmayacak kadar büyüleyici her yer.

    balıklardan korkardım. ailemle didim'e tatile gittiğimizde, dizlerime kadar bile denize giremezdim. "ya balıklar ayaklarıma değerlerse ne olur?" der, korkardım. hem de babamla balık tutmaya gittiğimizde, yakaladığım balıkları oltadan çıkaramayacak kadar korkardım.

    çeyrek asırı devirmek üzereyken, şimdilerde bröveli bir dalgıcım. nasıl oldu bilmiyorum, sualtı benim için kaçış yeri oluverdi. korkmam gerekenin hep içinde bulunduğum yerler ve çevremdeki canlılar olduklarını farketmiş olacağım ki, bir şekilde eğitimleri tamamladım, sınavları geçtim, dalışlar yaptım, yapıyorum.

    balıklardan korkmayı bırakın, artık deniz canlılarını tanıyabiliyorum, izliyorum, takip ediyorum.

    çok kişice bilinen bir balık var, gün balığı. son dalışımda yine bir sürü gün balığı vardı dalış bölgesinde. birine epey yaklaştım ve yaklaşık bir dakika kadar aramızda yalnızca 10 cm uzaklıkla birbirimize baktık. çeyrek asırdan bahsetmiştim ya, onca zaman bu kadar güzel biriyle bakışmamıştım.

    bu ve bunun gibi yüzlerce hadiseyi sadece sualtında tecrübe edebiliyorum. sualtı temiz, huzur dolu.

    sualtının olumsuz yanı, çıktıktan sonra kaldığı yerden devam edecek olan hayatımı eskisi kadar sevemiyor oluşum.