şükela:  tümü | bugün soru sor
  • unutulan, 3 -4 yıldır hatırlatılmaya çalışılan yazar. '60lı yıllarda yazdığı kara kitap ve aksaraydan bir perihan adlı romanları yeniden yayınlandı.
    (not: bayan ve kemal derviş ile bir akrabalığı yok)
  • fosforlu cevriye romanının yazarıdır kendisi. kocası reşat fuat baraner de "yeni edebiyat" adlı toplumcu gerçekçi edebiyat dergisinde bu isimle* roman eleştirileri ve yazılar yayınlamıştır
  • nazim hikmetin platonik olarak asik oldugu, ona ithafen yazdigi golgesi baslikli siirde egemedim o kadinin basini dedigi yazar
  • yegeni erdem buridir
  • 1905'te istanbul'da doğdu. 24 temmuz 1972'de öldü. bir süre berlin üniversitesi edebiyat fakültesi'nde okudu. son posta, vatan, cumhuriyet, gece postası vb. gazetelerde yayımlanan rörörtajları ve romanlarıyla tanındı. toplumcu gerçekçiliğin ülkemizde ilk organlarından biri sayılan yeni edebiyat gazetesini çıkardı. suat derviş'in kara kitapı oğlak yayıncılık tarafından yeniden basılmıştır.
  • 1905’te veya resmi kayıtlara göre 1319’da istanbul küçük çamlıca’da bizans manastırı’nın temelleri üzerine yapılmış bir köşkte doğmuştur.
    suat derviş, her şeyden önce bir yazar ve gazeteciydi. bir köşkte başlayan mutlu çocukluk günlerinden yalnızlık içinde öldüğü ve cenazesini komşularının kaldırdığı feriköy mezarlığında biten yaşamına şiirler, romanlar, hikayeler, gazete makaleleri ile birlikte sıcak dostluklar, kardeşlikler ve hiç birinden pişman olmayacağı aşklar sığdırdı.
    nazım hikmet’in “ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını; bir kere eğemedim bu kadının başını” diye şiirler yazdığı bu mağrur kadın, reşat fuat baraner’in karısı olarak tanıtıldığında hiddetle ayağa fırlayıp “ben, yazar suat derviş’im! kimsenin karısı olarak yâd edilemem!” diyecek kadar kendisinin farkındaydı. bu yüzden, aristokrat tarihi ile barış ve kardeşlik içinde yaşama isteğini en iyi ifade edebildiği kesimi hiçbir zaman barıştıramadı. belki de “ben suat derviş’im” dediği için, bugüne kadar kimse onu hatırlamak istemedi ve adı unutturulmaya çalışıldı. ama imzasını kullanamadığı için yazdığı masallardan izini süremeyen çocuklar, çok başka bir yerde; cinsiyetlerinden dolayı birilerinin eşleri, kızları veya kardeşleri olarak tanınmak istenmedikleri, sadece kendileri olarak var olmanın mücadelesini verdikleri bir yerde, bir zaman diliminde ona tekrar rastladılar ve onu tanıdılar...
  • (bkz: golgesi)
  • simdi pencerenin kenarindan görünen yildiza bakinca aklima geldi suat derviş. türkiye'nin virginia woolf ayarinda en önemli kadin romancisi olduğunu düsünüyorum onun artik kimin umurundaysa. ilk romani kara kitap, 1920 yilinda basildi suat dervis'in. yani henüz 16 yasindayken. (yakin çevresine ilk romanini 6 yasinda yazdiğini söylediğini de hatirliyorum hayal meyal hangi kapanmiş edebiyat dergisinde bilmiyorum). 1943'de yayinlanan fosforlu cevriye'de "bir yildizdan düştüğünü hayal eden" bir roman kahramani yarattiği için de ayrica hürmet ediyoruz kendisine.
  • ilk yazisi ileri gazetesinde yayinlanmistir.

    nazim hikmet bir gun kendisine sormadan, masasinda biraktigi bir yaziyi alir ve ileri gazetesine getirir, kimse o yaziyi genc bir kadinin yazdigina ilk basta inanmaz.. suat dervis nazim hikmet'e yazisini izinsiz gazeteye goturdugu icin kizsa bile suat dervis gazetede fikralarini yayinlamaya devam eder.

    uzun yillar sonra turkiyeye geri donecegi gun resat fuat baraner'in heyecani ve sevinci dillere destandir...
  • "gazeteci-yazar. 1905’te istanbul’da doğdu. yazarlığı yanında politik faaliyetleri de ünlüdür. 1930’da serbest cumhuriyet fırkası’na bağlı kadın varlığı adlı derneğin kurulması için çalıştı. yerel seçimlerde partinin beyazıt’tan adayı oldu. çıkarttığı yeni edebiyat dergisi 15 kasım 1941’de kapatıldı. sol görüşlerinden dolayı tutuklandı. mahkum edilmedi ama bab-ı ali onun imzasına kapatıldı. çeşitli takma isimlerde yazılar yazdı. eşi reşat fuat baraner’in 1953’te tutuklanmasından sonra yurt dışına çıktı. on yıl süreyle fransa’da ve diğer avrupa ülkelerinde yaşadı. 1970’de türkiye devrimci kadınlar derneği’nin kurulmasında çalıştı. 1972 yılında öldüğünde, romanları çeşitli dillere çevrildiği halde, türkiye’de tanınması çok sonra oldu. fosforlu cevriye ve ankara mahpusu en önemli romanları arasındadır."

    http://www.petrol-is.org.tr/…tml/sayi5/tarihten.htm