şükela:  tümü | bugün
  • feci derecede ninja turtles kokan dizi. ninja turtles sevdiğimizden seyrederiz.

    aziz bey = splinter usta
    şubat = ninjaların hepsi
    yağmur = april
    deli = shreder
  • gerçek olamayacak kadar güzel... hayal olamayacak kadar gerçek... muthiş bişi. en güzel bişi. fani gözlerimin görüp görebileceği mükemmel dizi. her satırının altı çizilerek okunan bir kitap gibi şubat. her sahnesini hafızama kazıyabilecek bir zihnimin olmasını isterdim. bana yaşattığı her duygunun kalıcı olabilmesini isterdim. şubat izlediğim anlar gibi yaşayabilmek isterdim hayatı. yerli ya da yabancı bir çok diziyi övdüm şu sözlükte, methiyeler dizdim haklarında. ama bu dizi hakkında konuşabilmek hiç de kolay değil. şimdiye kadar gördüğüm her şeyi unutturuyor bana. bitmesinden korkuyorum, hayatımdaki her güzel şey gibi kursağımda kalmasından öyle çok korkuyorum ki. alıntıladığım bir kaç vurucu cümlesini yazayım şimdi ve yazmaya takatim yettiği zamanlarda ekleyeyim yenilerini izledikçe.

    --- spoiler ---

    aşıklar telef olur, kaçamaz.

    ne yani, aşkından öldürücen mi kendini? yok, hayvanlar ölür, aşıklar ölmez.

    ifrit teferruatta mahfuzdur.

    dervişe sabır, deliye ateş gerek.

    illa öleceksen, aşk için öleceksin.

    akılla idare edilen aşktan hayır gelmez.

    maşuklar telef olmaz, aşık telef olur.

    sen bu candan çoksun, cihandan çoksun.

    ibrahim, gönlünü put sanıp kıran kim?

    "umut etmek bir insanın başına gelebilecek en kötü şeydir. çünkü acıyı arttırır." diyenler yanlış söylemişler. umut acıyı arttırmaz, çünkü umut etmek son noktadır. zaten o kadar çok acı çekiyorsundur ki, yaşamak için elinde kalan tek şey umut etmektir.

    umut etmeyi aşağılayanlar yeniden başlayamaz. onlar yeniden başlamaya cesaret edemeyen korkaklardır. onlar dünyada iyiliğin bittiğini zannederler.

    beklediğinin gelmeme ihtimalini göze alma pahasına umut etmeye devam etmek; işte bu yüzden hem bıçaktır, hem yaradır umut etmek. bıçağınla kendi yaranı deşersin, eğer cesaretin varsa. peki yarana bakmaya cesaretin var mı?

    ibrahim, güneşi evine sokan kim?

    --- spoiler ---
  • asaf halet çelebi'nin ibrahim'inden alıntı mırıldandı deli son bölümde..

    deli -ki adı ibrahim-:
    "ibrahim. gönlümü put sanıp kıran kim?"

    off of.. lost'un oraya buraya atıflarını kalem kalem yazarsınız.. şu dizinin kıymetini bi bilemediniz sözlük camiası... kırgınım size..
  • trailer'ından anladığım kdarıyla bir ninja kaplumbağalar uyarlaması olan trt yeni dizisi.
  • her hafta mükemmel bölümleri oynasa da, harika oyunculuklar şapka çıkartırsa da, çaldıkları şarkılarla takdir kazansa da sözlük tarafından yeterince fark edilememiş dizidir. an itibariyle oynamayan işler güçler'in bile 20 küsür entrysi varken yayın saati olduğu halde buralarda yaprak kıpırdamamasının başka açıklaması yoktur sanırım.
  • şiir gibi dizi. duble karakterinden şiir gibi bir oyunculuk. 17. bölüm'de yoğun bir şekilde ölüm mevzusu işlenmiştir, onur ünlü'nün kayıtsız kalamadığı bir konu malumun ilânı olmuş.

    ''kuvvetinde adalet olmayınca zalimlerden olursun, gerçek kuvvet merhamettir.''
  • diğer aylardan farklı olarak 30 veya 31 gün değil de, artık yıllarda 29 diğer yıllarda ise 28 gün çeken en kısa ömürlü ay.

    sebebine gelince,
    çok eskilerde takvimlerde yılbaşı şimdiki mart ayından başlarmış.
    (çok eskiler dediğim, milattan önceki zamanlardan başlayıp yaklaşık m.s. 15-16. yüzyıllara kadar olan ikibin yıl kadar bir zaman dilimi)

    işte o zamanların içinde bir gün, roma imparatorluğu döneminde julius caesar (jül sezar), roma'da geçirdiği (savaş meydanlarında bulunmadığı) ömrünün son yıllarında * kendisini devlet işlerini düzenlemeye adamış (bkz: ıslahatçılık).

    bu süreçte karşılaştığı problemlerden biri olan karmaşık takvim sistemini düzenlemek için astronomi bilgini iskenderiyeli sosigenes ile çalışarak yine kendi adının verildiği (bkz: jülyen takvim) bir takvim sistemi geliştirmiş. buna göre bir yılı 365.25 gün olarak hesaplayıp, çeyrek günleri ise dört yılda bir, bir güne tamamlayarak (bkz: artık yıl) o yılı 366 gün sayıyorlarmış.

    işte bu 366 gün sayılan artık yılları 12 aya bölerken bir ay 31 diğer ay 30 olacak şekilde bir sıralama yapılmış.
    mr 31, ns 30, my 31, hz 30, tm 31, ağ 30 ey 31, ek 30, ks 31, ar 30, oc 31, şb 30 * şeklinde.

    365 gün olan ise yıllarda eksik gün o zamanki takvimde son ay olan şubattan düşülüyormuş, böylece şubat üç yıl 29 - bir yıl 30 gün çekiyormuş.

    sezar, bu düzenlemeyi yaptırdıktan sonra takvimdeki ilk dört ay adı daha önceden başkalarına adanmış olduğu için, özel bir isim verilmemiş olan beşinci aya (bkz: quintilis) kendi adını vermiş: julius (ya da iulius) diğer ay adları ise (6-10 arası) sayı ile devam etmiş.

    (martius, aprilis, maius, junius, quintilis* -> julius, sextilis*, septembris*, octobris*, novembris*, decembris*, ianuarius, februarius)

    bu düzenlemeden 38 yıl sonra o zamanın imparatoru augustus uygulama hatasından kaynaklanan kaymaları düzelten bir revizyon yaptırmış, o da düzenlemesine istinaden özel isim almamış olan sıradaki altıncı aya (sextilis -> augustus) kendi adını verdirmiş.

    sezarın düzenlemesinden sonra, normalde aylar sırası ile 31 ve 30 gün şeklinde giderken sadece son ay olan şubat (4 yılda 3 kez) 29 gün oluyormuş. ama augustus altıncı aya (şimdiki ağustos) kendi adını verdirince bir bakmışlar ki temmuz (sezar'ın ayı) 31 gün iken ağustos 30 gün olacakmış. tabi augustus sezar'ın altında kalamayacağı için o ayı da 31 gün yapmaya karar vermişler, ihtiyaç olan ekstra günü de yine son ay olan şubattan çalmışlar.. böylece ağustostan sonraki ayların uzunluklarında da kayma olurken, ocak ayına dokunulmamış şubat ise 29/28 olacak şekilde bir gün daha kaybetmiştir.

    ceasar ...: mr 31, ns 30, my 31, hz 30, tm 31, ağ 30 ey 31, ek 30, ks 31, ar 30, oc 31, şb 29 / 30
    augustus: mr 31, ns 30, my 31, hz 30, tm 31, ağ 31 ey 30, ek 31, ks 30, ar 31, oc 31, şb 28 / 29

    işbu entry, çok sevdiğim ve saydığım badim polly jean'e * ithaf edilir

    edit: @qazedcsrfvtyhngujmkol'un sorusu üzerine iki eksiklik giderildi. ocak ve şubat aylarının lâtincesi eklendi, ayrıca ay isimlerinin anlamları (beşinci ay, altıncı ay vs.) eklendi.

    aynı edit: aklıma gelenler, bazı notlar;
    yılbaşının mart ayından ocak ayına alınmasının sezar'ın düzenlemesinden sonra gerçekleştiğini de okudum bir yerlerde, hangisi kaynak ne kadar doğrudur bilemiyorum, daha ileri araştırma yapacak vaktim de yok ;)

    yine eski zamanlarda (romulus takviminde) bir yıl on ay'dan oluşuyormuş, mart'ta (bkz: martius) başlayıp aralık'ta (bkz: decembris) bitiyormuş. aradaki dönemi ise takvimde ay ismi verilmemiş kış dönemi olarak kabul ediyorlarmış. numa pompilius döneminde kış dönemi için takvime iki yeni ay eklenmiş: ianuarius ve februarius.
    ocak ve şubat'a onbirinci ve onikinci ay denmemesinin sebebi muhtemelen sonradan isimlendirilmiş olmalarıdır.
  • yarayla alay etmeyenlerin dizisi.

    " ben onun yoluna toprak oldum, o beni ezip geçti"
  • yok gerçekçi değil, yok o kapaklar nasıl kapanır öyle sessiz sedasız gibi 'gerçekten' aptalca sebeplerle eleştirilen bir dizi. ulan dizinin daha ilk bölümünü izledik. bir de memlekette yayınlanan diğer dizilere bir bakın. farklı olarak sayabileceğiniz kaç dizi var? suskunlar, leyla ile mecnun, behzat ç. başka?

    o zaman ben de şöyle bir eleştiri yapayım da milletin sıçtığını sıvayayım. klinik diye kullanılan mekan çapa anadolu öğretmen lisesi'nin binası. ben şimdi orayı bildiğimden hiç gerçekçi gelmedi. star wars ile karşılaştırdığımı sanmayın ama onu da mı böyle izliyorsunuz amına koyayım. illa ekranın köşesinde fox ibaresi falan olacak, ya da dizi başlarken j. j. abrams yazısını okuyacaksınız. olmazsa olmaz.

    gemici mantığıyla dizi izliyorsunuz yemin ederim. hastane çatısından atlarken de kesin "bunlar hep film hilesi eh eh" diye tepki de vermişsinizdir.

    götümüzün düşerek izlediğimiz lost, prison break, fringe vs. ne kadar gerçekçi sizin için? "onların kendi içinde bir mantığı var ama!" gibi aptalca savunmalar da kabulümüz.

    neyse efendim anlayacağınız üzere ümit vaad eden bir dizi ilk bölüm itibariyle. izleyelim görelim.

    sağlıcakla.

    edit: dahi anlamındaki -de ayrı yazılır!
  • içinde duble'nin diyalog görünümlü mükemmel bir monoloğu bulunan güzel dizi.şurdan

    --- spoiler ---

    -bana ihanet etti. beni bırakıp gitti. ben onun yoluna toprak oldum, o beni ezip geçti.

    -lan oğlum kendine gel kendine, kendine gel. hatırla kendini. kaç kişi senin gözüne bakıyor lan?

    -çok kişi.

    -çok kişi. o kadar adam senin lafına bakarak yan yana uyuduğu arkadaşını canlı canlı toprağın altına gömmedi mi oğlum, ha? duble, çok şeysin sen çok. o kahpenin önünde eğilmeyecek kadar çok şeysin. dublesin lan sen.

    -senin kavanoz iyice gitmiş oğlum, aklın gitmiş senin.

    -benim babam var babam, babam.

    -senin baban orospu çocuğunun tekiydi.

    -avcıydı benim babam.

    -zalimdi oğlum senin baban.

    -babam var. adam gibi adamdı. ibrahim abimle beni ava götürürdü. kuş vururdu. böyle yine gittiğimiz bir gün elinde tüfeği vardı. tam böyle kumruya nişan aldı, o sırada kumrunun erkeği çıkageldi. ateş etti. dişi kumru düştü, öldü. öyle yatıyordu yerde. ben öyle bakakaldım ona. sonra erkek kumru gözden kayboldu, çok çaresizdi. babam gözden kaybolana kadar takip etti onu, sonra vazgeçti vurmaktan, öldürmedi onu, indirdiği tüfeğini.

    -noldu lan senin aşık kumru kaçmış.

    -yok aşıklar telef olur, kaçamaz. sonra erkek kumru kapadı böyle kanatlarını vazgeçti uçmaktan. sapladı kendini yere. paramparça oldu, öldü. ben öyle ona bakakaldım.

    -ne yani aşkından öldürecen mi kendini?

    -yok hayvanlar ölür aşıklar ölmez.
    --- spoiler ---