şükela:  tümü | bugün
  • grim reaper yapımı bir nwobhm klasiği. şarkı nasıl dersen yala ve gör derim.
  • 6 haziran'da piyasaya çıkması planlanan arctic monkeys grubunun dördüncü stüdyo albümü.

    albümün çıkış parçası olarak brick by brick parçasını seçmiş olmalılar. şuradan klibine bakılabilir :

    http://www.youtube.com/…ayer_embedded&v=riv77wofcbw
  • arctic monkeys'in albüm kapağını gördüğümde benim de aklıma ilk gelen soru oldu ki yorumlarda da vardı: artwork? hani bunun neresi artwork hiçbir özelliği yok diye. ancak albüm ismiyle paralel olmuş albüm kapağı. iyice dinleyin görün lan işte siktir edin kapağı haline gelmiş olay anlaşılan. ancak bunu yapan adamın albüme çok güveniyor olması lazım. bakalım artık o kapağın altından ne çıkacak. şimdiye kadar çıkanlar öyle olağanüstü bir heyecan yaratmış değil ne yazık ki. merakla beklenen arctic monkeys albümü.
  • cüretkâr davranıp, evvelki işlerine çok güvenerek ve bunun yarattığı tahminî göt kalkıklığıyla çok kötü bir hataya düşmüş arctic monkeys bu albümde. uzun uzun yazmak dahi istemiyorum, öyle moralim bozuldu. o kadar çok şey beklerken bu albümden, elimde aynı ritimde kötü bir şekilde işlenmiş gitar riff'lerinden ve onun arkasında kaybolan ortalama vokallerden başka bir şey kalmadı. bu sefer gerçekten hiç mi, hiç olmamış. hiç bir şeyle kıyaslamıyorum. zaten bir şeyle kıyaslanacak bir durum da yok. bu senenin en büyük hayal kırıklığı olur, listelere de böyle girer. acımasız davranmak dahi değil bu, gerçekten elde avuçta bir şey yok. sözlerde arctic monkeys'e dair hiç bir şey yok, gitar tonlarının sıradan bir nme destekli gruptan hiç bir farkı yok, bass'larda bir şey yok.

    bu kadar güzel bir geçmişi olan bir grubun bu denli niteliksiz ve en iyi tabirle içi boş bir albüme imza atmış olması beni ziyadesiyle üzdü. bu sene hayal kırıklıklarının yılı oluyor şüphesiz. arada çıkan güzel albümlerle avunmak durumundayız ve uzun bir süre daha öyle olacağız sanırım. sadece alex turner'ın vokalleriyle bu işin yürümeyeceğini görürler ve bu onlara bir ders olur umarım. ismin arkasına sığınmak gibi bir hata yapıp, albümlerini bu çizgiden devam ettirmezler diye umut ediyorum. değişikliğe giderken elinde olanı kaybetmeye büyük bir örnek bu albüm.
  • humbug 2.

    albüm iyice hazmedildikten sonra detaylı edit yiyecek sonra bu entry.
  • jamie cook'un fena sıçtığı albüm olmuştur. tek elle tutulur şarkısı she's thunderstorms'dur o da alex turner sayesinde. halbuki alex'in solo ep'si submarine ne kadar çok ümit vermişti. hatta bir an belki the last shodow puppets'a benzer bi tarz tuttururlar diye düşünmüştüm ama olmadı.
    yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam, bu haftanın lucky strike'tan sonra ikinci büyük kazığı.
  • humbug'dan buçuk yıldız daha üstün (humbug neydi öyle allahını seversen ya... bu adamlar benim yaşıtım mı 30larında mı belli değil) amma velakin ilk iki albümden tabii ki koca birer yıldız daha aşağıda bir albüm. humbug'da yaşadığım hayal kırıklığını bir kez daha yaşamadım en azından bunu dinlerken. bir de şarkı ismi için bu kadar manyakça isimler bulmak zorundalar mı onu merak ediyorum: "iskemlene oturma çünkü az önce çektim*" ne demek yani... "tuvalete s*çtım, sifonu çeksene" diye bir şarkı yapsalar şaşırmayacağım. zira yaratıcılıkta sınırları yok (şaka bir yana bayağı yaratıcılar isim konusunda).

    şunu da eklemeden edemeyeceğim: anladık dance punk yapmak istemiyorsunuz da bu garage denilen rock türüne de ne kadar katlanabilirim bilmiyorum sevgili maymunlar. sizi fake tales of san francisco ile sevdim, do me a favour ile devam ettim. amma velakin cornerstone ile falan hiç aynı tadı alamadım. sırf sözleri için şarkıları dinleyebiliriz elbette ama müzik dinlemekteki amaç bu değil ki... ben o dalgacı havanızı sevmiştim. neyse bu ağlak cümlelerime de burada son vererek şunu diyorum: bu albümü dinleyeceğime açar miles kane'in yeni albümü colour of the trap'i dinlerim. en azından onun çizgisi belli.

    10 ay sonra gelen edit: işbu entry'i girerken o zamanlar arctic monkeys çizgisini değiştirdiği için çok mutlu olmadığımı belirtmem gerekiyor. şu anda ise o zamanki ile aynı duygulara sahip değilim. çünkü ben değiştim, zaman geçti, sevmeye başladım, alışmaya başladım.

    her grubun/müzisyenin icra ettiği müzikte kendine illa bir eşik belirlediğini biliyoruz. ağzımıza bir parmak bal çalıp sonra garip garip şarkılar yaptıklarını da biliyoruz. humbug bence maymunların geçiş albümüydü. yani onların eşiği humbug'dı. suck it and see ise artık "biz yaptık, tarzımızı değiştirdik" diye bağıran maymunların albümü. şimdi ben bunları neden yazma gereği duydum? geçen günlerde çıkardıkları "r u mine" isimli single'ları yüzünden. çıktığı zaman şöyle bir üstünkörü dinlediğim suck it and see'yi yeniden dinlemeye başladım, bu yüzden. humbug'ı da sevmiyor değilim, sadece isyankâr gençlerin bir anda "çoğromantih" olarak adlandırabileceğim şarkılar yapmaları garip gelmişti. sonuçta "do me a favour and break my nose" diye çemkiren, sevgilisinden ayrılan alex, bu sefer "she was close, and she held me very tightly till i asked awfully politely, please can i call you her name" diyen melankolinin dibine vurmuş alex'e "dönüşmüştü". ben arctic monkeys ile yatıp kalkan sırf onları dinleyen bir hayran değilim ama müziklerinin beni etkilediği de yadsınamaz bir gerçek. tek beni etkilediğini de zannetmiyorum çünkü çok sayıda insan onların günümüzün genç "beatle"ları olduklarını düşünüyor/görüyor.
  • tamamı soundcloud üzerinden sunulan arctic monkeys'in dördüncü stüdyo albümü. delikanlı çocuklar vesselam.

    http://soundcloud.com/…ctic-monkeys-suck-it-and-see