*

şükela:  tümü | bugün
  • sucun ve cezanin sahsiligi ilkesi ceza hukukunun en onemli ilkelerinden biridir. suc kisiseldir, sucu isleyenden baskasini suclayamazsiniz ve ayni sekilde sucludan baskasini cezalandiramazsiniz. bu ilke suclunun anne babasi, kardesleri, akrabalari ya da kimlik aidiyetiyle bagli oldugu ucuncu kisileri cezalandirmanizi da engeller. bir kimligi, bir dini, bir ulusu, bir mezhebi, bir fraksiyonu vb, muntesiplerinden birinin isledigi suctan dolayi topluca suclayamaz cezalandiramazsiniz. aksi takdirde bugun olmasa bile gelecegin kusaklarindan "adi bir genelleme yapmissiniz canlar" ayariyla insanligin soylulari klasmanindan, at hirsizlarinin yer aldigi serefsizler ligine ucurulursunuz.

    bir insanda, yerde, kulturde ya da devlette soylu manasiyla hukuk inancinin egemen oldugunun en acik gostergelerinden biri bu ilkenin benimsenmis olmasidir. baris zamanlarinda ya da antipati beslemedigimiz topluluklar icin herkes bu ilkeyi benimseyebilir. boyle durumlarda icinizi bi hosluk kapliyorsa, kendinizi humanist sanmayin bunun hicbir onemi yoktur. onemli olan zor zamanlarda zor durumlarda da savunabilmektir. magdurken, haksizliga ugramisken de savunabilmektir. sana haksizlik yapanin mensubu oldugu topluma karsi da savunabilmektir. bunun hicbir istisnasi yoktur. bu ilkeyi papua yeni ginelilere uygulayalim ama yunanlilara(ornektir ha, yunan ve papuali arkadaslar alinmasin) uygulamak jeopolitik hatadir demek olmaz. insan kalmak icin olmaz. yoksa suclu olduruyorum deyip koylerin kentlerin ustune bomba yagdiran uniformali teroristlerle, yine bu zalimlige bir baska zalimlikle gidip masum sivillerin arasinda bomba patlatarak karsilik veren uniformasiz teroristlerle ayni safta buluruz kendimizi. insanliktan nasiplenmemislerin safinda... savas halini "gerekce" gibi kullanip bir agustos sicaginda hirosima'daki onbinlerce masumun, sivilin, cocugun tepesine agustos sicagi gibi uyusturan bi olumu birakanlarin safinda... saddamlarin, sharon'larin, bush'larin, ladinlerin, intihar bombacilarinin safinda buluruz kendimizi... karanligin, vahsetin, savaslarin ve silahin lordlarinin orkestrasinda mizika calarken buluruz kendimizi... boyle bir orkestra da kendimizi bulmamiz aslinda kendimizi(insanligimizi) kaybettigimizin resmidir...
  • vergi hukukunda da yeri olan ilkedir. şöyle örneklendirelim. bir kişinin ödenmemiş vergi borcu, cezaları vs olsun. bu kişi öldüğünde devlet mirasçılarından borcun aslını isteyebilir ama gecikme cezalarını isteyemez. çünkü cezaların şahsiliği prensibi vardır. geciktirme suçunu ölen kişi işlemiştir. mirasçının bunda bir kabahati yoktur. dolayısıyla borcun anaparası alınır. bu noktada hassas bir durum vardır ki o da "gecikme cezası- gecikme faizi" ayrımıdır.
  • bu ülkede olmayandır!
    (bkz: polisin tazminatını pkk'lının ailesine ödetmek)

    edit: neyse ki yargıtay'dan döndü. hah şimdi bunu hukuk kisvesinde doğru ilan edenler utansın? hani lan sen hukukçuydun biz değildik, ötüyorduk anca?
    http://www.radikal.com.tr/…20.06.2010&categoryid=77
  • bu ülkede fazlasıyla olandır!
    (bkz: #19104593)
    (bkz: #19105201)
  • ceza ile tazminatın farkını bilmeyenlerce bu ülkede olmadığı sanılmaktadır.
  • hukukçu olduğu halde, kanunu kendisine taş tapıncak etmiş aklı zedeli vicdan mahrumu öküzlere:

    mahkeme öncelikle reddimiras vakti geçtikten sonra sonuçlanarak, aileyi reddimiras hakkını kullanamayacağı bir durumda yakalamıştır. yani adalet geciktirilmesi suretiyle lehinde sonuçlara vardırmak bu ülkede devletin öncelikli taktiklerindendir! elbette ailenin bunu bir üst mahkemeye götürmesi ve gecikmeden ötürü zarar görmemek gibi savlarını kullanacağı adalet yolları vardır! yalnız bu ülkede geçmişimiz gösteriyor ki mahkemelerde süründürmek bizzat devletin yöntemidir! yıldırma ve psikolojik bir aşağılama olarak itibarsızlaştırma yoludur bu. yine de tekrarlıyorum! tazminatını kanunu boş vererek: bu ülkede suçun bireyselliği her zaman çiğnenmektedir! hodri meydan!
    sonrasında zaten daha acı olan bir durum şudur, devlet iki yüzlü hukukunu işletmiştir çünkü ölen militanlara tazminat ödemek konusunda direnmektedir. bir de şunu aklımızda tutalım: mesleki tazminatla cinayetten gelen tazminatı birbirine denk görmek nasıl bir mantıktır. polislerin zaten mesleki olarak hakkı olan tazminatlarını adi bir cinayet gibi ihale etmek de ne oluyor? haaa doğru kürdistan'da savaş yoktu, sadece terör vardı!

    bundan sonrası zaten, mülkiyet ve mirası reddeden, devletsiz bir dünya düşleyen yazar olarak yazıyorum:

    hangi aklı başında adam 18 yaşını geçmiş birisinin yaptıklarının sonuçlarını ailesine çektirilmesi karşısında bu kadar hukukçu kalabiliyor? helal olsun size vallaha!
    bu öldürülen militanlar tazminatı canlarıyla ödemiş olmasın? hani çatışma, polisler kendilerini savunuyorlar hayhay, ama sanki tazminat ödetilmiş? bu militanlar daha sonra merdivende ayakları kayıp ölmedi di mi?
  • tüzel kişilik nedir bilmeyenler veya bilmezlikten gelenler suçun ve cezanın şahsiliği kavramını öne sürüp şike davasında "kişilere ceza verilsin, kuluplere verilmesin. ne var 3-5 sene de avrupuya gitmeyiz en fazla" gibi ucube fikirler üretirler.

    okusunlar öğrensinler: (bkz: tüzel kişilik)
  • kişi ancak kendisinin işlediği fiiller nedeniyle sorumlu tutulabilir, başkasının işlediği fillere iştirak etmedikçe sorumlu tutulamaz.

    http://i.hizliresim.com/j6v03q.jpg
  • yazmak istemiyordum ama artik duramadim basima ne gelirse gelsin yazacam. olay su fetullahin okullarininda hala okumakta olan ogrenciler fetullahin okullari kapatilmaya baslandigi icin okulsuz kaldi. okulsuz kaldi cunki hicbir okul bu öğrencileri kabul etmiyormus.

    bir suc kisiseldir bu bir. yani kocan, kaynin, baban feullahci olabilir. ama bu seni suclu yapmaz.

    ıkincisi bir insan fetocu olabilir ama darbeci olmayabilir ( acikcasi bu darbe olayla da ilgili kafamda cok soru isaretti var bu da not olsun)

    ucuncusu yok kulak keselim yok dershanede okuyari fisleyelim. bu ise ayrica bir manyaklik.

    olen insanlarin ailelerine allah sabir versin. ancak lutfen gotumuzden element uydurup bu uc kurusluk demokrasimize daha fazla zarar vermeyelim.

    not; yazı biraz dagnik oldu farkindayim.