şükela:  tümü | bugün
  • bazı felsefecilerin karaltı, gölge, bir nesnenin temsili anlamında image kelimesi yerine kullandıklarını gördüğüm kelime. gerçekten de türkmence'de bu anlama geliyormuş. belki dayandıkları başka bir nokta da vardır da ben bilmiyorumdur. pek alakası yok ama bir de şu var (bkz: soudure). bu, ingilizce'deki solder oluyor sanırım.
  • (bkz: sudur etmek)

    ayrıca (bkz: yeni platonculuk)
    ve (bkz: plotinus)

    hatta (bkz: herakleitos)
    ve hatta (bkz: georg wilhelm friedrich hegel)

    islam filozoflarının, tanrı'nın yaratma eylemi ile ilgili olarak karşılaştıkları bir kaç mantıki problemin izahı olarak kullandıkları fiil.
    problemler kabaca; alemin tanrı'dan ayrı bir varlık olarak var olmasının yaratacağı ikilik ve alemin tanrı'dan dolaylı var olmasının yaratacağı şirktir denilebilir.

    sudur teorisine göre alem, tanrı'dan bir nevi "taşma" yoluyla yaratılmış olup, bu fiil tanrı'nın özünde bir eksilme yahut ondan bir ayrılmaya yol açmayacak şekildedir.
    zamanla sudur teorisi, biraz daha ileri boyuta taşınıp vahdet-i vücud'a, daha da ileri götürülüp enel hak'a zemin hazırlar. bu haliyle tasavvuf düşüncesinin rasyonel izahında temel unsurdur.

    bu fikrin, islam filozofları tarafından kullanılan hali doğrudan plotinus'tan alınmadır ve aslında batıda yeni platonculuk adıyla isa sonrası ilk beşyüz yılda yaygın bir ekoldür. bu ekole göre, her şey "mutlak bir"den türemiştir ve ona doğru bir hareket halindedir, yine ona dönüşecektir. "mutlak bir"den ilk ayrılış da yukarıda "sudur" olarak bahsettiğimiz şekildedir, ki dönüşümün makul bir izahı olabilsin.

    adına "sudur" deyip burada islam felsefesi kapsamında anlattığımız bu fikrin daha orijinal bir halini herakleitos'da bulmak, daha karmaşık bir halini hegel'de görmek mümkündür.
  • islam felsefesi dersi, sınav sorusu:
    "sudur nedir? açıklayınız."

    cevap muazzam:
    "thales' e göre varlığın kaynağı su' dur. sudur, işte budur."
  • bu terimin ingilizcesi emanation'dur. eğer bu konularda okuduğunuz kitaplar ingilizceyse emanation kelimesi ile sık sık karşılaşır, sözlüğe baktığınızda daha çok fışkırma, çıkma kelimesini görürsünüz karşılık olarak. oysa gerçek ifadesi sudûr'dur. daha da türkçeleştirmek isterseniz, tek bir noktadan yayılma diye ifade edebilirsiniz diye düşünüyorum ben. plotinus felsefenin ve belki tümden yaratımın en önemli kelimesi budur.
  • bask dilinde burun.
  • olma, meydana gelme. sâdır olma.
    (sadr. c.) göğüsler, sadırlar.
  • (bkz: südur), emanation
  • yapıldığında kendinden azaltmayan (eksiltmeyen) yapılan bağış.
  • sözlükte “doğmak, meydana çıkmak, sâdır olmak, zuhur etmek” anlamında masdar olan sudûr kelimesi felsefe terimi olarak kâinatın meydana gelişini yorumlamak üzere tasarlanan, yoktan ve hiçten yaratma (halk) inancından farklı olduğu ileri sürülen teoriyi ifade eder. (islam ansiklopedisi)

    semavî dinler tarafından evrenin allah’ın mutlak irade ve kudretiyle sonradan ve yoktan yaratıldığına dair verilen bilgilerin birtakım mantıkî açmazlara sebep olduğu gerekçesiyle (bkz: fârâbî) ve (bkz: ibn sînâ) gibi filozoflar, evrenin ortaya çıkışını çelişkilerden uzak ve daha anlaşılabilir bir sistemle açıklamak üzere kaynağını (bkz: platon) ’dan alan sudûr teorisini benimsemişler.

    teoriyi sistemli hale getiren ise 8. yy.'da yaşayan farabi'nin kendisi. farabi teoriyle birlikte peygamberlere gelen vahyin mahiyetine ilişkin bir takım şeylerde söylüyor. peygamberlerin vahiy almadıklarını, hayal gücü yuksek kişiler olduğunu söylemek gibi.

    (bkz: gazali) ise farabi ve ibn sina'nın düşüncelerini 17 madde yada mesele ile sırayarak "(bkz: tehâfütü’l-felâsife) " isimli kitabı yayınlıyor. işte, gazali'nin islam dünyasında düşüncenin ve felsefi üretimin sonunu getirdiği kitap olan "tehâfütü’l-felâsife" türkçe'ye "(bkz: filozofların tutarsızlığı) " adı ile çevrilen bu kitabıdır. özetle, gazali bey bu kitabında 17 meselede filozofları küfre düşüp din ile ilişkisinin kalmadığını söylüyor.

    batıya geldiğimizde; 17. yy. filozofu (bkz: spinoza) 'da "(bkz: tractatus theologico politicus) " 'unda -ki (bkz: veysel ataman) tarafından "(bkz: peygamberlik hakkında ilahiyat yazılarından seçmeler) " ve "(bkz: teolojik politik inceleme) " adları ile türkçe'ye çevrilmiş- farabi yada batıda bilinen adıyla "(bkz: apharabius) " dan etkilenmiş olacak ki tıpkı o'nun gibi "peygamberlerin hayal gücü kuvvetli insanlar olduğu..." ve daha bir sürü şeyi söylemiş. (bkz: spinoza) bey'de haliyle bu kitabından dolayı kilisenin gazabına uğramış. kitabı, tanrı'ya hakaret ettiği ve "zararlı" bulundugu gerekçesiyle kilise heyetlerince yasaklanmaya çalışılmış, "dönme bir yahudi tarafından, cehennemde şeytanın işbirliğiyle imal edilmiş bir eser" olarak anılmıştır.

    kilise, spinoza için böyle dese de "17.yüzyılın kaosu ve din savaşları içerisinde, spinoza'nın din üzerine önerisi aslında oldukça basittir. ona göre bütün dinlerin temeli ve amacı aynıdır. hemcinsini (insanı) sevmek ve yardımseverlik. bu yüzden de din, bir başka ifadeyle teoloji evrenseldir." demek istiyor.

    platon ---- farabi-----ibn sina----spinoza .... liste böyle uzayıp gidiyor. ama, islam dünyasında da hristiyan dünyada da düşünceye yönelik tepkiler ve eleştiriler neredeyse aynı ve aynı kaynaktan çıkıyor. özetle; düşününce çemberin dışına çıkarılıyorsunuz...