şükela:  tümü | bugün
  • mülkiye'nin cana yakın insanı, ıhlamur çayının tadını başka hiçbir yerde bulmanın mümkün olmadığı insan. sigara mı istiyor canınız, tak sulhi abi çıkarsın versin bi tane. her sabah erkenden gelir okulu açar, her akşam en son o çıkar okuldan, tiyatro grubundakilere çay yapar getirir. kuşaklar boyu mülkiyede çalışmış bi ailenin işinden gurur duyan insanıdır.
  • mülkiyenin atom karıncası... başka söze gerek yok
  • okulda tanımadıgım halde sevdigim ender insanlardan biri..
  • bir yüksel koç yalkın klasiğinin başrol oyuncusu. yuksel hoca blok olaraktan yaptığı dersine başlar, takribi 20-25. dakikada zat-ı şahaneleri içeri çotank! efektiyle bir giriş yapar, çatık kaşlarıya hocanın kursusunu kerteriz alarak ortasında buyuk ıhlamur fincanı bulunan feneri ile yururken tullabın bulunduğu tarafa ufak kesikler atıp, haylazlık yapan lise ogrencisi gulusunu de ekler buna elbet tullab da karşılık verir. o anda yuksel hoca hafif mutebessim notlarını gozden gecirmektedir. fincanı kursuye bıraktıktan sonra aynı ciddiyetle doner, tekrar kendisini saskinlik, hayret veya gulerek takip eden tullaba hafif selamını çakar ve kapıyı kapatır...
  • mülkiye'de okuyup sülhi abi'yi yeteri kadar tanımamak büyük bir şanssızlıktır. sulhi abi'nin sizi her gördüğü yerde yanınızda başka öğrenciler varken sadece size selam çakması ise hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar büyük bir ayrıcalıktır.
  • onur karahanogulları ile bir derste..

    karahanogullari: mesela sulhi abiyi bu okuldan atabilir misiniz?
    ogrenci: atabiliriz hocam..
    karahanogullari: nah atarsiniz! o mulkiye ineginden sonra bu okulun ikinci sembolu!
  • hayatımda bu kadar güzel türk kahvesi içmedim hissini onun yaptığı türk kahvesiyle yaşayabileceğiniz güzel insan.
  • yıllar geçse de hiçbir şeyi unutmayan ve ne olursa olsun nerde olduğunu ne yaptığını bilen insanmış..çalışılan kurumda tez yazma aşamasına geçilmiş, kaynak taraması için okula gidilmiştir.. eski alışkanlık sulhi abinin yanına çıkılır bir çay içilir..arada geçen konuşmalar
    -sulhi abi hatırladın mı beni
    -(şöyle bi süzer tek kaş yukarıda klasik olarak) aa naber ya, nasıl gidiyo
    -yok sen hatırlamadın beni
    - hatırlamaz mıyım ya sen şurda çalışmıyon mu
    -evet, hatırladın tamam
    -şimdi tez için kaynak bulmaya mı geldin,tez yazma zamanın gelmiştir..
    -evet..???
    -sizin orda şu hocanın da kardeşi var tanıyo musun
    -evet???
    -geçen senin eskisi geldi
    - o kim sulhi abi
    - ya var ya şu galatasaraylı zibidi senin eskisi
    -ee(eski sevgilimden bahsediyo kendisi)
    - o da şurda işe girmiş
    - ha, iyi abi
    -senin kardeş de geliyo arada bi(ki kardeş de siyasal da okumaktadır), seviyorum o çocuğu
    şeklinde devam ederken recep amcanın sulhi şu çayları götür demesiyle konuşma son bulur, babasına ters ters bakan sulhi abi çayları çoktan yüklenmiştir.
  • siyasalı siyasal yapan karakterlerdendir. yıllığımda benden daha çok ismi geçer kendisinin. okulu özleme sebeplerindendir. okulun kantini ile asla geçinemez. elinizde kantin bardaklarını görürse, kendinizi "sevgilisine yakalanan ürkek ceylan" gibi hissedersiniz, öyle bir gönül bağı kurar insanlarla.. bir de sevimli oğlu vardı bir zamanlar, küçük olanı. kızlardan korkar kaçardı, biz de derdik "sen 18 yaşına gelince kızlar kaçacak senden" diye.. adı aklıma gelmiyor şimdi..
  • siyasalın çay ocağını işletenlerden güleç olanı. çatık kaşlı babası için

    (bkz: recep amca)