şükela:  tümü | bugün
  • öykücü ve romancı. ayrıca denemeleri de var. aynalar, vidalar, kiracı ve korugan en tanınmış kitapları. feci sevimli yazıyo adam. varlik yayınevinden çıkıyo kitapları.
  • teslim ol küçük adlı romanı gerçekten en iyi eseridir diye düşünüyorum. özel tv'lerin pörtlemesiyle dizi senaryolarına da imzasını atmıştır.
    (bkz: super baba)
    (bkz: ikinci bahar)
  • (bkz: korugan) (bkz: aynalar) (bkz: kirpi) (bkz: habisin seruvenleri) (bkz: teslim ol kucuk) (bkz: kiraci)
  • kara mizah denilen olgunun vucuda gelmis hali.
  • okuduğum ilk romanın* yazarı.
  • ozel tvlerin bir ara iyi somurdugu, sonra biraktigi yazar. duru, tertemiz bir dili vardir. cogu romaninda hayatindan ipuclari vardir. subaylik gecmisi vardir.
  • bizimkiler dizisinin de senaryosunu yazmistir
  • kurmay binbaşı iken, gemi inşaatı mühendisi olarak 70 lerde harp okulunda gemi inşaatı dersine giren günümüz tiyatro ve drama yazarı.
  • çok tatlı bi kızı olan ve çok sade yazan, beğendiğim bi yazar.
  • insan ara sıra kendisini haşa allah ü tealanın dengi, muhatabı gibi hissediyor (ne haşası be). bazen öyle oluyor ki bir yazarı, bir sanatçıyı, bir o dallartdan, o tellerden birini gördüğümde, bir eserine, bir sunumuna denk geldiğimde, önü alınamaz bir acıma duygusuna kapılıyorum. kendi kendime diyorum ki

    "allahım şu adama kim gaz verdi de, kim abi süpper yazıyorsun helal sana dedi, tüm hayatını bu becermediği sanattan kazanmak ihtiyacı hissetti? şimdi şu herif/kadın bugün şansı yaver gitmiş şu ürünüyle karşımıza çıkmış, yarın o da olmayınca şu kazmatore skilaççi haliyle ne yiyecek ne içececek? o gazı sen mi verdin? niye veriyorsun? günah değil mi?". o insanın o aczi, o kifayetsizliği içime dert oluyor. evine para pul götüremeyeceğini düşündükçe, "keşke bankacı olsaydı, keşke halde kabzımal olsaydı" diyerek kendi kendime dert ediniyorum.

    ama asıl orostopolluk o noktadan sonra başlıyor. o acıdığım, o "vah vah" dediğim adam ne oluyor, nasıl oluyor da oluyor, paranın amına, kendi alanında şöhretin götüne koymaya başlıyor. sanki ben bunu allaha diyorum, allah da "dur sen bana bunu dedin, ben de şu düdüğü kral edeyim, sör edeyim de al ayarı" diyor, hileye hurdaya başvuruyor. yani allah ın ya da ismi ne ise evreni yaratan gücün, hakiminin işi gücü bırakıp beni ciddiye alıp, böyle girişimlerde bulunmasını anlamıyorum.

    misal allahım hani daha geçen gün bir selin dilmen filminde müptezel ibne rolünde maymun olmuşluğunu gördüğümüz cem özer tamam, anladık, ama sulhi dölek be allahım? mizahi seviyesi yer yer zaman zaman yalvaç ural ın dahi gerisinde kalabilen sulhi dölek nasıl olurda, ilkokulda bedavaya kitabını (teslim olun çocuklar mı neydi) dağıttırıken (ya da dağıtılırken), üniversite yıllarında "aranılan dizi senaristi" oluverir?

    bu sulhi dölek değil miydi o içi geçmiş parodileri yazarak zeki-metin çiftini bile en saltanatlı günlerinde türk halkına maymun eden?

    ya şöhret yıllarına ne demeli? süper bir atılım mı yapabilmişti? orjinal öyküleriyle, konularıyla, karakterleriyle başlı başına bir ekol mü olabilmişti? "haçan uyy muyyy" diyen dedeler, birbirine süper sıkı dostluklar içinde birbirine sarılan perihan abla dizisinden emekli kuzguncuk halkını konu etmemiş miydi? bu herif değil miydi süper babanın oğluna yolda karate hocasına denk getirtip, sonra da karate dersi verdirtip de karate kid remake i yapan, bu herif değil miydi offff be öğürecek gibi oldum.

    tanrım, senin için aptalı sever diyorlar, o kadarını sevdin beni de sev be. bak adam olmaz dediğimiz, içimiz burul burul olan adamlar sör oldu. benden ala aptal olur mu? ben de yazacağum kuzguncuklu esnaflarla örgülü hikayeler, ben de koyacam güneydoğulu alişan ı, laz dedeyi. neyse borcum diyiver, arayı açma.