şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tam hali : "sülün osman vs selçuk parsadan vs fadıl akgündüz vs mehmet aydın" olacaktı.

    her konuda geçmişe özlem duyulduğu gibi, dolandırıcılar konusunda da geçmişe bir özlem var.
    geçmişten bugüne, ülkede her anlamda kalite düştüğü gibi, dolandırıcılar konusunda da maalesef kalite yerlerdedir efendim.
  • hiçbirini bir kenan şeranoğlu hey hey'ine değişmem.
  • finalde kenan a.k.a titan şeranoğlu ve jet fadıl akgündüz kapışır.
  • selçuk parsadan'ı ayrı tuttuğum gurup. diğerleri vatandaşı, selçuk parsadan ise devleti tokatlamıştır. sonuç değişiyor mu? hayır ama birinden para direkt diğerinden ise doğrudan cebinden çıkıyor.
    yine de bir karşılaştırma yapmak gerekirse eğer, başlıkta ismi olmayan çok saygı değer büyüğümüz rocky (bkz: güney zobu) abimizi tercih ederim. zira kendisi fakir fukarayı değil zengini tokatlayıp, gariban halka yardım ederdi.
  • tüm sahtekarlara hükmedecek tek bir sahtekar söyleyin bu iş huzur içinde çözülsün.
  • devlet büyüklerini dolandırmasıyla, selçuk parsadan kafadan bire yazılır. sayesinde örtülü ödenek kavramı ile tanıştık.

    ikinci sıraya ise 30 yıldır aynı kitleyi tokatlamaya doyamayan fadıl akgündüz'ü yazarım. her ne kadar iptal edilse de siirt'te seçim bile kazandı adam.

    üçüncü sıraya sülün osman'ı yazarım. dolandırıcılık sanatını halk ile tanıştırmış, hikayeleri efsane haline gelmiştir.

    son olarak mehmet aydın'ı yazarım ama kendisine sıra gelene kadar bu başlığa konu olmayan nice müthiş dolandırıcılar var. fakat mehmet aydın, geleneksel yöntemleri teknoloji ile kararak çok özgün bir tokatlama yöntemi bulduğundan bu şık hareketi sayesinde en azından bu isimler arasında anılmayı hakediyor.
  • cem uzan hepsini toplar, paketler ve birbirine çakar.
  • bunlara kyani denen saçmalığı türkiye'ye musallat eden hakan dalkılıç da eklenebilir. adamın suratından ne olduğu belli olur mu? oluyor amk.
  • sülün osman'ın bir anısı;

    "benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. on tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. kuyumcunun kapısındayız. ve dükkân kapalı. karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan. hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın...

    adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor. o arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. telaşlanıyor adam kazanç imkânı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri, be de kayboluyorum ortalıktan. adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor. ben aranıyorum. demiyorlar ki ona, be adam 1000 liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı, diye. gayet açık ki, beni dolandırmayı planlamıştı. ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım."
  • hiç biri bi izzet ayna değildir.