*

şükela:  tümü | bugün
  • distopik bir kumsal şiiri.
    deniz imgesi ise bir kova suya indirgenmiş olsa da,
    hayatın ve kadının anlamı üzerine sürreal cimnastik yaptıran bir film bu.
    yabancı bir eleştirmen, izlemediyseniz japon filmleri üzerine konuşmayın demiş
    miş zamanında...
  • suna no onna. 1962 yılında kobo abe'nin ya da abe kobo'nun -japon isimlerinin yazılışında yaşanan bir sorunla karşı karşıyayız, aile ismi kimi zaman önce yazılıyor, kimi zaman sonra, aslında ben bizdeki gibi sonra yazılanını tercih ederim, ama sözlükteki ilk referans bana ters- kumların kadını yayımlanır. romanda haftasonu izninde japonyanın kumluk bir bölgesinde böcek toplamaya giden bir böcekbilimci adamın geceyi kalmak durumunda kaldığı köylü bir kadının evinde bir nevi alıkoyulup hayatı boyunca evi kaplayan kumlarla yaptığı bitimsiz mücadele anlatılmaktadır. aynı zamanda kadın-erkek arasındaki iktidar ilişkileri konusunda önemli bir deney alanı oluşturmuştur abe romanında.
    1964 yılındaysa hiroshi teshigahara romanı filme aktarır. müziğini toru takemitsu'nun yaptığı filmin başrollerini eiji okada ve kyoko kishida oynar. aynı yıl cannes film festivalinde jüri özel ödülünü alır, iki de oscar adaylığı kapar.
    beckettvari pösteki sayma metinlerinden biri olan kumların kadını, modern edebiyatın önemli eserlerinden biridir.
  • japan sinemasının en önemli yaratılarından biri olan bu film, yönetmen hiroshi teshigahara'nın sıkışık mekanda karanlık bir film çekerken, filmin her iki karakterinin de yaşadığı çaresizliği çok iyi bir şekilde hissettirmesiyle oldukça etkileyici olmayı başarmıştır.
  • japonya'nın en saygın edebiyat ödüllerinden yomiuru ödülü'nü kazanmıştır.
    hroşi teşigahara'nın filme aktardığı yapıt cannes'da jüri özel ödülüyle taçlandırılmıştır.
    (bkz: kobo abe)
  • kobo abe'nin japon edebiyatına en önemli armağanlarından birisidir. türkçeye can erkin tarafından çevrilmiştir.
    kasabadaki evler kumdan yapılmıştır. misafir olduğu eve indiği merdiven sabah kalktığında kaybolur. önceleri çıkmak için çözüm yolları bulmaya çalışsa da sonraları bulunduğu yerde hayatın devam etmesi için yapılması gereken işlere de alışır ve yaşamını sürdürmeye devam eder. içinde yaşadığı yerdeki kargaşayı anlamaya çalışan kahramanın hikâyesi kaliteli bir anlatımla okuyucuya aktarılmaktadır.
  • 1964 yapımı aşmış hiroshi teshigahara filmi. tanin no kao gibi yine kobo abe'nin romanından uyarlama. böceklerle ilgili araştırmalar yapan bir etimoloğun yolu çöle düşer (japonya'da çöl varmış). çölde büyük kum tepeleri ve çukurları vardır. adamımız bir geceliğine köylüler tarafından çukurdaki bir evde misafir edilir. evdeki yalnız, genç kadın basit bir hayat yaşamakta ve geceleri nemlenen kumu kürekle kovalara doldurup, yukarıya yollamaktadır. ertesi gün adamımız çukurdaki evi terkedip işine koyulmak ister, ancak aşağıya inmekte kullandığı ip merdiven ortada yoktur. köylüler kendisine tuzak kurmuştur. etimolog birkaç panik denemeden sonra, çukurdan dışarı çıkmak için kafayı çalıştırmaya başlar.

    bu basit yüzeyin altıda, bir çeşit sisyphos masalıdır bu film. hayat, aile, varoluş, konformizm düşündürdükçe düşündürür insanı. defalarca izleme isteği uyandırır.
  • sanatsallık, distopya ve sürrealizm gibi kavramların sinemada entel ve sıkıcı bir filme tekabül edeceğini düşünen kitlelerin suratına aşkedilmiş bir tokat. aslında başta ben de içim kıyılacak, ikibuçuk saat nerdeyse aboov bu ne diye oturmuştum ekranın karşısına ancak film son derece akıcı ve bir o kadar da yaratıcı. (-ıcı, -ıcı kullanımının karizmasına dikkati de çekerim:)

    filmin, kum'u bir fetiş nesnesi haline getirdiği muhakkak. ancak asıl mesele bunun üzerinden; insanoğlunun doğasına, yaşamına, varoluşsal özelliklerine dair gözlemlerde/vurgularda bulunması. üstelik son derece kasvetli ve klostrofobik bir film olabilecekken, neredeyse hiç baymıyor. bunu da filmin erotizmine ve ekzotikliğine borçluyuz biraz da(ama pek sahne yok böle, hani bu yüzdense film hayatta izlenmez. sonra monokrom adisi küskü var, yamaşın dedi. abandım kotaya, bi baktım film patlak çıktı. acı çeken liseli japon kız bile yok la filmde, sikerler demeyin. hem kotanıza da yazık!) filmin uzunluğu, siyah-beyaz ve koyu görüntüleri nedeniyle arada göz kapama eğilimine girdim ama allah var, hiç gözü kapalı durmadım, sızmadım. filme kıyamadım! öyle bi film değil çünkü, kıyak iş doğrusu!
  • izlenebilecek güzel bir japon filmi. özellikle hikayesi çok ilginç.yalnız, her japon filminde olduğu gibi bu filmde de aynı sorun var. film 2.5 saat ama aynı film çok basit bi şekilde 1.5 saate indirilebilir. arada saçma sapan, diyalogsuz sadece boş bakışmaların olduğu sahneler kesilip atılsa ne güzel olurdu japon filmleri. sanatsallık filan değil bu bildiğin boş bakışma.

    şurdan ingilizce altyazıyla izlenebilir : http://www.youtube.com/watch?v=h-5fy8hzdts
  • türkçe'ye kumların kadını olarak çevrilen kobo abe 'nin 1962 yılında yayımlanan romanı. aynı isimle japon yönetmen hiroshi teshigahara tarafından 1964'de filmi de çekilmiştir.

    --- spoiler ---

    film böcek koleksiyonu yapan bir adamın keşif yaptığı bir köyde köylüler tarafından dul bir kadının evine hapsedilmesi ile başlar. köyün özelliği kumlar ile kaplı olmasıdır. kadının evi kumlar ile kaplı bir çukurda yer alır ve merdiven ile dış dünyaya bağlantı kurulabilmektedir. 1 gece konaklamak için köylüler adamı kadının yanına götürürler. ertesi sabah adam evine dönmek isterken, eve sarkıtılan merdivenin köylüler tarafından kaldırılması ile hapis hayatı başlamış olur.

    film insan ruhunun id (bkz: id-ego-super ego) haline ışık tutmaktadır. zira kadın böyle bir yaşam sürmektedir. yaşamı yemek-su-cinsellik gibi temel ihtiyaçlardan ibarettir. dış dünya ile çok fazla bağlantısı yoktur. bu nedenle film kadın figürü ile insanın ilkel haline ışık tutmaktadır. sonuç olarak da öğrenilmiş çaresizlik de diyebileceğimiz adamın ilkel yaşamı kabul etmesi ile sonuçlanır. dönemine göre çıtası yüksek bir filmdir ve cannes film festivali 'nde jüri özel ödülünü almış ve en iyi yabancı film dalında oscar'a aday gösterilerek hakkı verilmiştir.

    --- spoiler ---