şükela:  tümü | bugün soru sor
  • unterzee'de köpekbalığı, denizanası bilimum deniz mahlukatını avlayıp, uzak limanlar arası ticaret yapıp, cehennemin fallen london'daki büyükelçiliğiyle akçeli (pardon echolu) işlere girebildiğiniz (cehennemde gerçekleşen devrimden sonra sürülmüş deviless'i elçiliğe geri getirmek dahil, -bildiğin aristokrasiyi yıkıp cumhuriyet kurmuşlar-) muhteşem bir roguelike.
  • güzel oyun. ancak güzel bir ticaret oyunu değil, zaten olayı da bu değil.

    şimdi sunless sea başlaması sıkıntılı, ama başladıktan sonra çok kolay gerisini getirebildiğiniz bir oyun. ilk olarak yazdığım biçimde ticaret yaparak zengin olmayı unutun. zira 1-2 echo kar edeceksiniz ondan da bir cacık olmaz. benim size önerim bolca keşif yapmanız. amirallik her liman raporu için belli bir miktar echo ve petrol veriyor. burada unutmamanız gereken nokta her liman raporu kısmı. yani keşfettiğiniz, daha önceden getirdiğiniz yerlere gidip bir daha rapor yazar verirseniz de yine veriyor adamlar. bu benzine verdiğiniz parayı önemli ölçüde azaltacak bir şey.

    ikincisi amiralliğin size spesifik olarak verdiği bazı inceleme görevleri oluyor. bunları alın. keşfedin demiş miydim? amacınız şu olsun, ilk olarak kuzeydeki venderbight'tan daha da kuzeye ve doğuya giderek mount palmerston'u açın. (benim oynadığım tüm oyunlarda kuzey, kuzeydoğu taraflarındaydı). daha sonra da salt lions'u bulun. salt lions sphinxstone taşıyarak belli bir süre kolay para kazanmanızı sağlayacak bir nokta. 200 echo ve 20 kargo gerekiyor sadece.

    ışık acayip yakıt harcatan bir şey, olabildiğince yakmamaya çalışın. bunu yaptığınzda korkunun deli gibi yükseldiğini göreceksiniz, sıkıntı etmeyin. londra'da en başta hatunlarla takılarak, sonra da bir çocuğunuz olduğunda karınız ve çocuğunuzla vakit geçirerek bunu manage edebiliyorsunuz. çocuğa hikaye anlatmak önemli çünkü scion'unuz oluyor.

    keşfedin, statlarınızı arttırın, adalardaki olaylara girin. oyunda combat çok stabil bir yer tutamıyor, yani tüm ekonominizi gemi batırmaya endekslemeyin zira bulamayabiliyorsunuz. okuyun bir de her şeyi ve en önemlisi fallen london hesabınızla bağlantılandırın. yoksa da açın, bağlantılandırın, yeni hikayeler ve bağlantılı şeyler yapıyorsunuz bu sayede.
  • daha once belesken steamden indirdiyseniz direkt olarak exe'sinden calistirilabilen oyun.
  • narrative piyasasında fırtına gibi esen failbetter games tarafından yapılmış harika bir oyun. tamamen keşif ve merak üzerine kurulmuş, gerektirdiği sabır, oyun süresinin uzunluğu ve atmosferiyle biraz daha eski oyuncuların ya da yenilik arayan yeni oyuncuların ilgisini çekebileceğini düşünüyorum.

    öncelikle oyunun tüm amacı oyuncuya keşif zevki yaşatmak. bunu da müthiş karanlık bir atmosferde sunuyor. korkuyla macerayı keşif potasında harmanlıyor ve oldukça fazla sabır gerektiriyor. hemen kavrayıp alışılabilen türden bir oyun değil. bir gemi kaptanısınız ve oyunun büyük kısmı denizde bilinmeyen rotalara seyahat etmekle geçiyor fakat asıl olayların olduğu yer çoğunlukla keşfettiğiniz kara parçaları. oradan edindikleriniz ve orada yaşadığınız maceralar asıl oyunu oluşturuyor çünkü tüm ilerleyişiniz keşfedeceğiniz bu yerlere bağlı. her yeri keşfetseniz, bir sürü macera yaşasanız bile ne olup bittiğini anlamayabiliyorsunuz. mesela benim fallen london oynamamış biri olarak ne olup bittiğini anlamam epey zamanımı aldı. hikayenin dayandığı temeli kavrayınca bazı taşlar yerine oturdu tabii. oynamaya devam ediyorum ve görünüşe göre uzun süre daha oynamaya devam edeceğim. yeni şeyler keşfettikçe buraya bilgi olarak ekleyeceğim. çok fazla ayrıntı var.

    her şeyden önce ingilizce okuduğunuzu anlamanız gerekiyor. oyun tamamen yazı üzerine kurulu. oyunda bir kaptanı yönetiyorsunuz. her kaptanın da karakter yaratılırken seçilen amaçları oluyor. öncelikle kaptanınızın öleceğini, oyunun işleyişine aşina olana kadar birkaç kaptanınızı kaybedeceğinizi ve bunun normal olduğunu bilmelisiniz. oyunun temel mantığı bu. sabırsızsanız boş verin çünkü en basit seyahat bile zaman alıyor. dev haritada tıngır mıngır ilerleyen minicik gemiyi izlemek canınızı sıkabilir. her ne kadar yeni gemiler ve daha güçlü motorlar alma imkanınız varsa da süratiniz ancak belli bir miktar artabiliyor.

    şimdi oynanışa ve mantığa dayalı birkaç tüyo vereceğim. şunu yapın para kazanın bunu yapın şu görevi tamamlayın gibi şeyler yazmayacağım. oyunun amacı keşif. bunları kendiniz keşfetmeyecekseniz bu oyunu oynamanın anlamı yok. call of duty'ye devam edin.

    ilerleyen kısım spoiler içerecektir.

    harita:

    harita belli bölümleri hariç, her oyunda rastgele oluşuyor. o yüzden seve seve keşif yapmak zorundasınız. bir görev aldığınızda arayıp bulamadığınız adayı netten aratıp bulmanız mümkün değil yani. sadece haritanın batı ve kuzey bölümlerinin sabit olduğunu bilmeniz yeterli olacaktır. yapımcılar değiştirmedikçe bu sabit kalmaya devam edecek. neden sabit olduğunu oynadıkça anlayacaksınız. harita temel olarak 6 yatay, 6 dikey kareden oluşuyor yani 6x6 fakat bunu oyunda sadece 6 dikey bölüm olarak göreceksiniz. yatay bölümler haritada görsel olarak ayrılmış değil fakat mesela kuzeyden güneye ilerlerken bir kare geçip başka kareye girince sol alt köşedeki ekranda yazıların değiştiğini göreceksiniz. bu 1 karelik alanı aştığınız ve yeni bir kare içinde olduğunuz anlamına geliyor. çok sıkışırsanız, yönünüzü kabaca buna göre tayin edebilirsiniz.

    gemi:

    geminiz başlangıçta en dandiği olmasa da dandik sayılabilecek bir gemi. gövde direnci zayıf, silahları güçsüz ve kargo hacmi düşük. önünüze gelene saldırırsanız çok kaptan kaybedersiniz. başlangıçta auroral megalops, bat swarm ve en fazla jillyfleur adlı yaratıklara saldırabilirsiniz. uzun süre de böyle olacak çünkü bu yaratıklarla baş edebilecek kadar düzgün bir gemi ve silahlar almanız, özellikler kazanmanız çok uzun zaman alacak. bu yüzden düşman gördüğünüzde kaçmanızı tavsiye ediyorum. savaşabileceğiniz düşmanların sadece yaratıklar olmadığını da yeri gelmişken belirtmeliyim. çeşitli (çoğu sizden kat kat güçlü) gemiler de karşınıza çıkacak. onlardan da ancak 30/30 gücünde olan küçük korsan gemilerine saldırmanız mümkün. diğerleri tek vuruşta harcarlar, dikkat. geminizin özelliklerinin sağladığı imkanlara göre yeni silahlar, fenerler, motor, gizli bölmeler gibi eklemeler satın almanız mümkün fakat bunlar çok pahalı ve oyunda para hiç kolay kazanılmıyor. o yüzden aklınızda gemi batırıp para kazanıp yeni silah alıp düşmanlara saldıracağınız bir oyun gelmesin. alakası yok. hatta savaş olayını tamamen unutun, sadece keşif yapacağınız, bunu yaparken bol bol yazı okuyacağınız bir oyun ilginizi çekiyorsa oynayın derim.

    işleyiş:

    oyun londra limanı ana mekan olmak üzere, diğer limanlara yapılan seferler ve buralarda gelişen olaylar üzerine kurulu. londra bildiğimiz londra değil, yer altına inmiş bir londra, her yer karanlık (pür nur o mevki. mağrip mi yoksa makber mi yarab*) ve hiç güneş doğmuyor. daha ayrıntı vermeyeceğim, nedenini oynadıkça göreceksiniz. her yer karanlık olduğu için karanlık denizlere açılmanız gerekiyor. bu da hem sizde hem de mürettebatta sürekli bir korku yaratıyor (ing. terör fakat özellikle bu ara bu kelimeyi kullanmak istemiyorum). sol üstteki korkumetre'den görebilirsiniz. aydınlık yerlerde korku durumunun ilerlemesi durduğu gibi, karanlık yerlerde tam gaz devam ediyor. deniz ortasında küçük fenerler var, bunların aydınlık alanına girerseniz korkunun ilerlemesi duruyor. seyir halinde gemi ışığını açarsanız korkunun artış hızı yavaşlıyor fakat bu da yakıtınızı daha hızlı tüketiyor. korku arttıkça mürettebat da siz de kafayı sıyırıyorsunuz. o yüzden korkuyu düşürecek hamlelerde bulunmanız lazım. bunun en temel yolu londra'ya geri dönmek. korku seviyesi direkt 50'ye düşüyor. tabii 50 de düşük bir rakam değil. daha düşürecek şeyler yapmanız lazım. bunları oynadıkça çözeceksiniz. korku seviyesi 100'e dayanırsa gemide herkes kafayı yiyor ve isyan çıkıyor. denizin ortasında bunun olmamasına özen gösterin. kurtuluşunuz pek kolay değil çünkü.

    bunun yanı sıra yakıt ve yiyecek durumu da söz konusu. limandan ayrılmadan almanız gereken yakıt (fuel) ve erzak (supplies) şeklinde iki ürün var. bunlar kargonuzda yer işgal ediyor. az alırsanız denizde bitmesi halinde açlıktan kafayı yiyebilirsiniz. bu da tabii yine isyan demek. çok alırsanız kargo bölmenizi işgal eder. ben 10/10 gibi bir oranı uzun yolculuklar için gayet kâfi buluyorum. diğer limanların bazılarında da bu malzemeler biraz daha pahalıya da olsa satılıyor çünkü. bu arada supplies sadece erzaktan ibaret değil. içinde ufak çaplı tamir işlerinde kullanabilecek malzemeler de var. bu yüzden levazımat demek daha doğru olur.

    devam edecek...

    aylar sonra gelen edit: aylardır düşünüyorum devamı nasıl gelebilir diye. arada mesaj yollayan arkadaşlar da oluyor lütfen devamı gelsin diyorlar. fakat yazılabilecek her şeyi yazmışım. bundan sonrasını detaylı spoiler olmadan anlatmam mümkün değil. anlatırsam da oyunun hiçbir anlamı kalmaz. başta da yazdığım gibi, kendiniz keşfetmelisiniz. bir seneden fazla bir zamanda oyunu defalarca oynadım ve hala yeni yeni şeyler keşfetmekteyim. başka bir şey yazmayacağım. sormak istediğiniz spesifik şeyler varsa yeşillendirin. iyi oyunlar.

    ayrıca zubmarine expansion'ı ve yeni çıkacak olan sunless skies'a da bakmakta fayda var.
  • (bkz: zee)
  • kendisine yapılan rapi her gün dinlemeden rahat uyuyamadığım oyun