şükela:  tümü | bugün
  • orijinali şöyle olacak: "şunu herkes bilsin ki bu kardeşiniz, recep tayyip erdoğan, fanidir. her yaradılan gibi o da ölümlüdür."

    tüm hayallerimi yıkan, yaz sıcağında beni tiril tiril titreten gerçek.

    tanım: erdoğan'ın 15/07/2012 eskişehir konuşmasında zikrettiği lakırdı.
  • (bkz: gidici)
  • dun gece twitterda yarilmama sebep olmus twit. yanitlari ise daha da yarmistir.

    buradan
  • mesaj kaygısı taşıyan er kişi beyanatı. zamanında turgut özal da "allahın verdiği canı, ondan başka alacak yoktur" gibisinden bir benzer beyanat vermişti.

    genel dünyadan da edindiğim yaşam deneyimine göre ne zaman bu tür beyanatlar liderler tarafından veriliyorsa genellikle ileride ortalık çok fena karışır.
  • (bkz: lan yoksa)
  • çok acaip bir laf, farkında olmadan, çok acaip bir içindekini dışa vurma durumu.

    bakınız; ancak ve ancak, geçmişinde bol bol baki olan allah'ın rolüne soyunmuşluğu olan ve şimdi kendini rol icabı da olsa temize çıkarmaya niyet etmiş bir insanın dilinden dökülebilecek bir cümledir bu. bilin ki ben de faniyim! tüm şu geçmişteki hal ve hareketlerime, o bakiymişim gibi duran büyüklüğüme, kibirime, ekberliğime bakmayın, ben de faniyim aslında sizin gibi. gerçekten.

    düşün yani arkadaş; sen, günde 8 saat asgari ücrete çalışan, üstü başı yamalı, evinde bir kuru ekmeğinden ve aç 4 çocuğundan başka bir şeyi olmayan bir inşaat işçisi olsan, o halinle meydana çıkıp da "şunu herkes bilsin ki murteza kardeşiniz de fanidir." der misin? demeye gerek duyar mısın? duymazsın. neden; çünkü varlığının tabiatı zaten ortada be dostum. tam da bir faniye yaraşacak gibi, hiçbir şeyinin olmadığı, ayan beyan ortada.

    ya da sen, yol kenarında oturan bir dilenci olsan, günün her saati yanından geçen herkes senin zaten ne kadar yoksul, cüzi, ihtişamsız, fakir hatta hakir bir varlığının olduğunu görüp dururken, zaten bütün millet seni kendilerinden aşağı bir varlık olarak seyreder dururken, kalkıp da önünden geçenlere "bilin ki beyler amcalar ben de faniyim." der misin? demezsin, çünkü herkes görüyor ki sen zaten faniliğin dibine vurmuşsun arkadaş. fani olduğunu unutturacak hiçbir hal ve hareketin yok ki senin; fani olduğunu hatırlatmana gerek kalsın!

    peki öyle ise; ne dersin onlara, illa bir şey diyecek olsan? dersin ki; "unutmayın beyler amcalar, siz de fanisiniz, unutmayın bunu!"

    neden? çünkü onlar seni umursamadan, sanki kendileri tümden baki imiş de bir tek sen fani imişsin, sanki kendileri padişahmış da bir tek sen kulmuşsun, sanki kendileri kralmış da bir tek sen soytarıymışsın gibi bir kuruntuyla, büyüklükle, kibirle geçip gitmektedirler yanından.

    ya da yukarıdaki inşaat işçisi olsan, patronuna ne derdin? "büyüklenme padişahım, senden büyük allah var".

    çünkü kendisi öyle ezeli ve ebedi bir fabrikatörmüş gibi muamele etmektedir ki sana; bir tek sen, ezeli ve ebedi bir işçisindir! (bkz: işçisin sen işçi kal)

    dolayısıyla, bu sözlerin manası şudur ki; ancak ve ancak kendisini baki gibi görendir, kendisine fani olduğu hatırlatılması gereken.

    e şimdi düşün arkadaş; bu koca adamın ağzından çıkan şu sözü bir düşün:

    "şunu herkes bilsin ki recep tayyip erdoğan da bir fanidir".

    yok ya? vallaha mı?

    yıllardır bu memleket sana bu gerçeği hatırlatmak için didinen fakat kendisine eziyet edilen insanlarla dolu iken, sense onlara, baki olan senmişsin gibi bir kibir ve öfke ile muamele ederken, şimdi ise, bu hakikatın senin dilinden dökülmesine sebebiyet veren olayın yine senin "oy kaygın" olduğunu, promosyon kaygın olduğunu, reklam kaygın olduğunu ben yine görebiliyorum. yüzünde yazıyor, kitleler göremese de, allah bunu senin alnının ta orta yerine yazmış.

    ve bu durum, yani kendinin fani olduğunu hatırlatışın, aslında yine senin, kendini nasıl da baki gördüğünün bir yansımasından başka hiçbir şey değildir bugün. çünkü kendini böylesine bir üslupla "fani" olarak sunuşun, aslında yine kendini övme kaygından kaynaklanıyor; "bakın ne kadar mütevaziyim de aynı zamanda!". bir sözünle mest olan gönüllerin önüne attığın bir lokma ekmekten başka bir şey değil bu sözün. ve çok büyük bir söz bu inan; hele ki senin, kendini fani olarak sunuşun, aslında, baki olana yaraşır bir başka kıyafeti daha kendi üzerine giymeye çalışmandan başka bir şey değil iken, fani olmanın ne demek olduğunu unutmuş olan senin için, çok büyük bir söz bu. çünkü sen, fani olmak ne demek bilmiyorsun, unuttun recep tayyip erdoğan, dilinden fani olduğun gerçeği dökülebilir fakat bilmiyorsun.

    hatırlatayım.

    metin lokumcu fani idi. bunu bil yeter recep tayyip erdoğan. bunu anla yeter. fanilik öyle bir şey yani, anlatabildim mi? sen bilir misin? polislerin tarafından süründürüle süründürüle ölen ve koca koca kameralar senin o kaskatı olmuş yüzüne zoom etmişken dahi arkasından bir allah rahmet eylesin demeye dahi tenezzül etmediğin metin lokumcu'nun maruz kaldığı şeydir fanilik. acziyettir; acizliğini kah hoşnutlukla, kah çaresizce, şöyle ya da böyle, fakat eninde sonunda, kabullenmektir. sen bilir misin nedir o? senin ihtişamın, kudretin, büyüklüğün, buyrukların, yüceliğin, adamların, öfken, kibrin ve tüm bunların peşinden bilinçsizce koşturup duran kitlelerin bilmene olanak bırakır mı? doğrusu seninki fanilik falan değil.

    metin öğretmene iyi bak. senin kudretinin mazlumu olan nice metin öğretmenlere iyi bak, çünkü fanilik, şu an hiç ihtiyacın yokmuş gibi duruyor olsan da, iyi bil ki bir gün herkes gibi sana da lazım olacak.