şükela:  tümü | bugün
  • sözlükte hakkında açılmış başlık olduğunu gördüğümde çok şaşırdığım meret. kendisiyle olan tecrübem şu şekilde oldu; amsterdam'dayız arkadaşlarla, gündüz 2 sularında greenhouse isimli bi coffeeshop'a girip otlanalım dedik. aramızda da ot sarmayı bilen biri yok, o yüzden önceden sarılmış joint'lere bakıyoruz. fiyatlar 2, 3 euro civarlarında genelde. tek bir istisna var ki tek sarması 9 euro. vayamk bu neymiş deyip ismine baktık, super lemon haze yazıyor. daha önce de defalarca marijuana içmişliğimiz vardır, en fazla alkol kadar kafa yapar normalde ya da biz içmesini bilmiyoruz bilemiyorum. neyse bu yüzden biraz götümüze güvendik galiba, o anda yanımdaki arkadaşımla telepatik yoldan iletişime geçip kendisini denemeye karar verdik. sigaralarımızı alıp bi masaya oturduk. ortam karanlık, içerisi buram buram ot kokuyor, yanımızdaki tipleri görseniz kaçarsınız adamın gözleri açılmıyor otlanmaktan, sarıp sarıp içiyor amk. neyse efendim böyle bir ortamda taburelerimize oturup yaktık sigaralarımızı. iğrenç tadı hemen aklınızı alıyor zaten. böyle limon kabuğunu yakarsınız da onu koklarsınız, öyle lanet bi etkisi oluyor ağızda burunda. ikimiz de sarmalarımızın yarısını içiverdik, sonra baktık yine her zamanki gibi pek bi etkisi yok. giden para ve harcanan umutların verdiği hayal kırıklığı ve iğrenç lezzetinin de verdiği etkiyle malları söndürüp dışarı çıkmaya karar verdik. o anda hiç böyle bir maceraya girme gereği duymayan, başka bir masada usulca hollandalı avını takip eden başka bir arkadaşımı daha alıp mekandan çıktık.

    herşey o anda başladı. içerisi karanlık, oksijen denen bişey zaten yok. dışarı çıkıp ani oksijeni yiyince bi anda dünyam böyle bi sallantıya uğradı, görüntü gidip geldi. tam noluyoruz derken bişeylerin ters gittiğini farkettim. yere baktım ve kaldırım çizgisinin dalgalandığını gördüm. o anda daha önce böyle bir tecrübe yaşamamış olmanın verdiği telaşla öleceğimi düşünüp hayatta kalmak için çırpınmaya başladım. bağırıp çağırmaya başladım sokağın ortasında, kıyameti koparıyorum. hatta o kadar korkmuşum ki bi tane mekana girip dans eder halde ! barmen kadına sadece sugar water diye bağırabildiğimi hatırlıyorum ki ingilizcem normalde gayet iyidir. sonuçta tabi tekmeleyerek dışarı attılar beni. gündüzün bi vakti ben başladım dolanmaya, aynı çizgide gidip geliyorum, kafama sular döküyorum sırf bilincimi kaybetmemek, hayatta kalabilmek için. arkadaşlarım telaş içinde beni seyrediyor, yanımdan geçenler ucube görmüş gibi gözlerini açıp bakıyorlar. o anda hepsinin benden hoşlandığını falan düşünmüştüm o kadar kafam iyi.

    etkiden şöyle bahsedeyim; adeta bir paralel evrende yaşıyorsunuz ve bu evrene bir anda girip bir anda çıkıyorsunuz. adeta gözünüzün önüne bir perde geliyor ve o perde etki geçtiğinde bir anda kalkıyor, bunun ortası yok, yani zamanla azalan bir etkisi yok. o iki an arasında yaptıklarınızı düşündükçe ister istemez kahkahalarla gülüyorsunuz. ayaklarınızı ellerinizi hissetmez hale geliyorsunuz. sanki iki ayağınıza da 50'şer kiloluk birer dambıl bağlanmışçasına ağırlaşıyor vucut. hatta öyle ki bi süre sonra çift görmeye başladım gözlerim bile uyuştu. zaman kavramım kayboldu, 5 dakika 5 saat gibi geçiyor. triplere giriyorum, üzüntüyü düşündüğümde hüzünleniyor, korkuyu düşündüğümde dehşete kapılıyor, gülmek istediğimde kahkahalara boğuluyorum. bi ara içimden bi ses dedi ki ya götün de uyuşur da bokunu tutamazsan, o düşünceyle bi anda ayağa kalkıp altıma sıçıcam kurtarın beni diye ağlayıp bağırmaya başladım, öyle bi kafa yaşıyorum. halisülasyonlar görüyorum, yanımdakilere şu bana neden öpücük attı, yok efendim işerken slow motion gitti olm altta play butonu vardı gibisinden saçma sapan şeyler söylüyorum.

    işin ilginç yanı da etki geçmek bilmiyor arkadaş. ulan otlanırsın da normalde 2 saat, hadi bilemedin 3 saat bi kafan güzelleşir geçer. bu öyle değil. gündüz 2'de kullandım ben bunu, etkisini gece 1'de bi kulüpte üst üste 10 tane jagermeister shot atarak anca geçirebildim. gece nasıl bitti derseniz, alkolün de devreye girmesiyle bu sefer bambaşka bi moda girdim ve arkadaşla hatırlamadığımız bir redlight maceramız olmuş öyle deolla. sonrasında da kalacak yerimiz olmaması sebebiyle tren istasyonuna gidip hayatımızın en tatlı uykusunu uyuyuverdik. bu da öyle bir maceramdır.

    neyse sevgili yolu amsterdam'a düşmüş otseverler; sözün kısası her an, keşke yeterli kelimeler olsa da karşıdakine hissettiklerimi anlatabilsem diyeceğiniz bir kafa yaşıyorsunuz en az 10 saatlik bir süreyle. ya da ben daha önce hiç benzerini yaşamadığım için bana öyle geliyor tam bilemiyorum orasını. ama daha önce marijuana tecrübeniz yoksa ve biraz obsesif bi karaktere sahipseniz böyle ödül kazanmış ürünlerden çok orta seviye kafa yapan insan icadı şeyleri denemenizi öneririm. yoksa gündüz vakti götünüzü açıp elektrik direklerine tırmanmanız olası aman diyim.
  • doğru düzgün içkiden ondan bundan etkilemeyen beni göt eden.

    hayatımda böyle bir kafa yaşadığımı hatırlamıyorum. amsterdam'da gittiğimiz coffee shop'ta önce skunk adında bir otu deneyip, hafiften kafa olmamızın ve o kafanın verdiği gazın etkisiyle ikinci gramı bundan aldık.

    almaz olaydık.

    öyle bir 2 saat geçirdim ki, 9 saat gibi geldi. yürüdüm, yürüdüm, öyle manyakça şeyler yapmışım ki (ki sonradan sana anlatılınca hatırlıyorsun, aksi halde hatırlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum) ağzım açık kaldı. sonradan hepsini bir anda hatırladım tabii.

    yine de muhteşem bir deneyim, orası ayrı.
  • bu nadide bitki hakkinda detayli bilgi icin;

    http://ikiyolcu.com/
  • ocak ayında amsterdamda deneme fırsatım oldu bunu, zaten bokum gibi yağmur yağıyordu soğuktu falan, dedim 'olm napıcan fink fink gezip belki hava yarın güzel olur, sen al şundan 2 gram akşama kadar güzel olur...'

    aman allahım bu neymiş, zaten önceki akşamdan amnesianın northern lightsın silver hazein kafası geçmemiş, neyse efendim bunu baba coffe shopta bir kahve alarak vaporizer eşliğinde tükettim.

    ondan sonra olanları buraya yazmayacağım. ancak imkanı olan gitsin bu kendine has tadı olan mükemmel şeyi denesin.
  • düzenlenen dalga dümen yarışmalarında (öyle yarışmalar mevcut) birkaç yıldır üst üste şampiyonluk alan marijuana türüdür bu meret. kafası tecrübeli insanlara müthiş keyifli anlar yaşatırken, tecrübesizlere panik ve kasıntı dolu anlar yaşatabilir çünkü malzeme gerçekten güçlü etkilere sahiptir. yakın zamanda kullandım ve yaşadığım en keyifli esrar tecrübelerinden biriydi. içeriği tam miktarda sativa dır ( neşe verici, rahatlatan, güldüren). kullanan arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.
  • lemon skunk ve super silver haze hibriti sativa(%80) ağırlıklı bir marijuana türüdür. buram buram limon kokar. hatta limondan daha fazla limon kokar. %15-22 arasında thc içerir. yavaş yavaş vurur ve saatler sürer. enerjik bir kafası vardır. dokunma, tat alma hisleri x1000 olur. dikkat etmezseniz dünyayı yiyebilirsiniz. candır can...
  • en guzel turlerden olan (bkz: haze)lerin en guzel cesitlerinden biri, hatta belki de en iyisi.
  • relax yapar, mutlu eder, bol bol yedirir. burger menünün ardından balık ekmek ve waffle yedirtecek kadar da midesiz yapabilir. düşüşü de hoştur. bipolar için tavsiye edilir.

    edit: imla
  • uyku öncesi değil daha erken saatlerde ve muhabbeti canlı insanlarla gider.
    sativa cinsi olduğu için hareketlendirir, mutlu hissettirir.
    çeneye vurur. hafif baş dönmesi, paranoya ve ağız kuruluğu yapar bu limon türü.
  • o kafanın etkisiyle sallamıyorsam içerken hafif bir limon tadı almıştım.

    inanılmaz bir mutluluk ve enerji vermişti.

    bir an kucağıma kola şişesi alıp onunla romantik romantik dans ederken bir an ilham geldi diyip saçma sapan şiirler yazmıştım.

    yaptığım telefon görüşmesinin 6 saat falan sürdüğünü zannederken sadece 6 dakika sürdüğünü öğrenince dumur olmuştum.

    son not: övmüş gibi olduğum için özür dilerim ama benim hayatımda bazen böyle şeylere ihtiyacım oluyor. siz içmeyin boşverin.