şükela:  tümü | bugün
  • ing. yüzeysel.
    "sadece dış görünüşe önem veren" anlamında kullanıldığı da görülmüştür.
  • aysbergin su üzerinde görünen kısmı ile özdeştir
  • music from the succubus club isimli albümde toreador klanını temsil eden neuroactive imzalı şarkı. sözleri şöyle:

    keep the style, don´t change
    always remain the same
    just shine, ingratiate
    in light but don´t delay
    on the edge, on the edge?

    don´t say a word, don´t break
    your code don´t make mistakes
    don´t slip or hesitate
    just hide your inner state
    on the edge, on the edge?

    keep it safe and sleek,
    keep it nice and neat
    so cold and ultraclean,
    don´t you ever feel
    the shrieking of your nerves,
    anxiety emerge
    just keep on laughing loud
    with the worthless herd
    on the edge, on the edge?

    artificial joy,
    superficial fun
    cold and monochrome
    your superficialdome
    on the edge
  • derinin hemen altında bulunan, yüzeyselde bulunan.
  • her ne kadar birbirine yakın olsa da, farklı manalara sahip olan dört kelime: superficial, prima facie, false front, façade.

    - superficial, yüzeysel demek. misal, a superficial analysis. ama türkçedeki yüzeysel kelimesinden farklı olarak, "görünüşte" gibi bir manası da var. mesela bir şeyin dışı başka içi başkadır, ve bu sahtelik ilk bakışta göze çarpmaz. misal, a superficial similarity. ya da, yüzeysel, özensiz, "sallama" yapılan bir iş: a superficial job. ya da, literal olarak yüzeysel. misal, küçük bir araba kazası sonrasında: do not worry about it, it is just a superficial dent.

    - prima facie, "ilk bakışta" anlamına gelir. yukarıdaki örnek, içi başka, dışı başka olan ve ilk bakışta göze çarpmayan bir sahtelikten söz ediyordu. işte oradaki "ilk bakış" prima facie. yani yüzeysel bir bakış ve yüzeysel olduğu için de pekala hatalı bir izlenime yol açabilir. ama tabii her şeyin içi başka dışı başka olacak diye bir şey yok. bazı şeyler de var ki, gayet basit ve aşikar. bu gibi durumlarda, her şey çok açık ve ortada olduğu için, daha net bir fikir sahibi olmak için ikinci bir bakışa gerek olmayan "ilk bakış" da mümkün.

    - false front kelimesinin verbatim çevirisi, "sahte cephe". eskiden, vahşi batı kasabalarında binaları gerçekte olduğundan daha kaliteli göstermek için ön kısımlarına sahte cepheler yerleştirilermiş: https://en.wikipedia.org/…_false_front_architecture ifadenin ortaya çıkışı muhtemelen oradan. bugün "paravan" anlamı da aynı derecede yaygın. misal, bir ev, ofis ya da binanın içindeki gizli bir bölmeyi kapatan ve arkasında duvar olduğu süsü veren her türlü nesne. arkasındaki odayı gizleyen ve kapı işlevi gören kütüphaneler gibi. ifadenin sahte cephe/yüzey manasını daha geniş kullanmak da mümkün: "do not trust his smiling face, it is a false front that hides the kind of monster he is."

    - façade, da "cephe" anlamına gelir ve özellikle bina cephelerine atfen kullanılır. ama herhangi bir şeyin asıl mahiyetini gizleyen sahte cephe anlamında da kullanılabilir. yani bir şeyin içi başka dışı başka ise, dışta olan ve içtekini gizleyen görüntüye façade denir. "façade democracy" kavramı bu çerçevededir. yani, görünüşte (ilk bakışta) yargı bağımsızdır, seçimler yapılıyordur, ama biraz dikkatli inceleme yapılacak olursa, bu görünüşteki durumun aslında göz boyayan ve perde arkasındaki otoriter uygulamaları örten bir mahiyete sahip olduğu görülür. (bkz: façade democracy/@derinsular)

    tema:
    (bkz: ingilizce/@derinsular)