şükela:  tümü | bugün
  • camel'in mirage albümünden bol flütlü enstrümantal bir parçadır. enstrümantal olmasına karşın, bira şişesini çakmakla açmaya çalışan bir gencin hikayesini tüm hissiyatıyla anlatır. ergenlik dönemi haleti ruhiyesi içerisinde kah neşe içerisinde uzun saçlı (o zaman hepsini yakışıklı sanıyorduk, evet) delikanlıları kesip, kah birayı bir türlü açamayıp alnındaki ergenlik sivilcelerinden sonra başına gelen bu ikinci felaket ile hayatın ne kadar boktan ve acımasız olduğunu farkedip yastıkları salyalara sümüğe bulayan bu genç kızımız, şarkının sonunda birasını açıp rahatlar, bacak kadarken dinlediği ilk camel parçası olan bu parçayı dinlediğinde ileride nasıl bir camel hayranı olacağının farkında değildir. evet benim ne var?
  • harika bir camel parçasi.. flüt sesi ile büyüleyen..
  • bir sarki ki flüt ve keyboard'un mükemmel uyumunu, melodilerin yalin hüznünü takdir etmemek mümkün degil. sarkiya asil ruhunu katan enfes flütüyle - ve tabii ki camel'in her seyi olan- andrew latimer'i ayrica tebrik etmek gerekir.
  • bira olsa da içsek dedirten bir şarkıdır
  • guzel oldugu kadar da kısa oldugu icin uc-dort defa ustuste dinlenmesi gereken $arkı.
    (bkz: hic bitmiyen orgazm istemek)
  • küçük bir odada dinlense bile, zihinde müziğin akışına göre senaryo kurdurarak, yola çıkartan camel güzellemesi. her dinlediğimde, şarkının başlangıcında yola çıkarım, 00:16'dan sonra sırt çantamı sırtımda sağlamlaştırır, hızlanırım. flüt eşliğinde dağ yollarında yükselir, biraz yorulurum. 00:48'den sonra düzlüğe çıkar, yeşilliklere bakarak ilerlerim. bazen ölmüş bir yılan görürüm, canlı olması hiçbir zaman hoşuma gitmez çünkü, bazen yol ortasında tıkanmış bir kaplumbağa. 01:08'de bir gölgelik bulup dinlenir, ayakkabılarımı çıkarır toprağa basarım. enerji niyetine bira fıstık ikilisinden yardım alır, etrafımda gördüğüm güzel şeyleri zihnimde beyaz bir resim kağıdına çizerim. 02:32 de '' hadi, yola devam vakti!'' der kalkar, iniş yoluna doğru yol alırım. sonrasında nimrodel the procession white rider'la odama geri döner, hayali olmayan, gerçek bir yolculukta aynı melodiyi tekrar dinleyebilmeyi hayal ederim.
  • gri bir denizin üzerinde uçarcasına giden yelkenli gibi başlar şarkı, görkemli ve asildir. günlerin önemli olmadığı pasifik okyanusunda, flüt sesi gelir uzaktan, şarkının temposu arttığında dalgalar da güverteye hızla çarpar. sonra tekrar dinginlik, yelkenleri dolduran rüzgar tekneyi güneşe doğru uçuracakmış gibi havalandırır. akşam üstü olurken okyanusun ortasında, geminin buzdolabından bir tane bira çıkarmanın da vakti gelmiştir. tesadüfe bakın ki, şarkının sonunda bira açma sesi vardır. dinlenesi ve dinlenirken içilesi.
  • çoook sevimli şarkı.

    dinledikçe; supertwister'ı supertwister yapan enstrümanı* profesyonel olarak çalabildiğimi ve o enstrümanla bu şarkıyı icra edebildiğimi düşünerek çok mutlu oluyorum.

    ehehehe.
  • ya çok afedersiniz ama en sonundaki bira dökme sesi olmamış ya. her duyduğumda kafamda, çorak toprağa işeyen at veya eşek canlanıyor. bazen at, bazen eşek. mood'uma bağlı. biliyorum şarkının içine ettim ama işemik sesi o işte.
  • o nasıl bir flüttür ulan şarkısı. o nasıl bir flüttür ulan?