şükela:  tümü | bugün
  • fransizca "tabak alti" anlamina gelir. nihale, amerikan servis gibi ustune tabak, tencere falan konan seylere denir. turkiye'de ise yemek tabaginin altinda daha genis ve duz olan tabaga "supla tabak" derler.
  • standart yemek takımlarının (86 ya da 104 parça) bir elemanı olmayan, genellikle yemek takımına sonradan eklenen bir sofra unsuru, bir tableware. mükellef mönülere tam teşekküllü sofra kurmak isteyenler için hoş bir süs, yemek takımına kontrast bir renkte ya da malzemeden, kimi zaman da gümüş olabilir.
  • (bkz: sous plat)
  • yemekteyiz'de masa hazırlanırken üzerine incik boncuktan önce ilk serpiştirilen, o meşhur dış sesin söyleyip durduğu halt buymuş! öğrendim çok şükür. hakkaten yaşı yok bu işin yahu! her duyduğumda "ha? ne dedi?" demekten de kurtulduk.

    - masaya hıplaları koyarak işe başlayan meral hanım, özenle yemek takımlarını yerleştirmeye başladı.
    - ha? neleri dedi?
    - ne biliim, o tabakları işte.*

    + suflaları yerleştirmeye başlayan vedat bey, sakarlıklarına bir yenisini ekleyerek mumları devirdi.
    + sufleleri mi?? ne diyo bu be?
    + o tabaklar işte, büyükler.

    - huklaları özenle masaya koyan...
    - neleri koyan? yaa neymiş onlar anne be?
    -* ay ne biliim ne diyo, ben de anlamıyorum, servisler işte.
  • üzerine tabak koyma tabağı.
  • davet, düğün gibi gösterişli yemeklerde masanın olmazsa olmazı. maliyeti düşürme çabasındaki müşteri "suplayı çıkaralım" dedi mi far görmüş kedi gibi oluyorum. çiçek/arajman/centerpiece ile birlikte masadaki en dekoratif öğedir. cam olanı tercihimdir. ufak oynamalarla bir adet cam supladan sayısız örnek çıkarabilirsiniz. sekiz kişilik masalara on kişi sığdırma çabasına girilirse kendine yer bulamaz, masanın boynu bükük kalır.
  • taşıması ölümdür ve camın en gereksiz kullanımıdır, ne vardı sanki şunları plastik yapsanız. bi daha dokunmak istemediğim ve olursa davet edildiğim yerde önümden almalarını isteyeceğim şey. belim çıktı belim!